“Ancak karısı. Onu, geride kalanlardan olarak takdir ettik.”
Diyanet Vakfı
«(Fakat Lutun) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.»
Kurtubi Tefsiri
“Yalnız karısı müstesna. Onun, mutlaka geride kalanlardan olmasını takdir ettik”
“Yalnız karısı müstesna.” Lût’un ailesinden onun karısı müstesna edilmiştir- Çünkü karısı kâfir idi. O bakımdan o da helâk oluşta günahkârlara iltihak etmiştir, Lût kavminin kıssası, bundan önce el-A’raf Sûresi (7/80. âyet ve devamı) ile Hud Sûresinde (11/64. âyet ve devamında) yeteri kadar açıklamalarla birlikte geçmiş bulunmakladır.
“Onun mutlaka geride kalanlardan olmasını takdir ettik.” Yani, biz onun azapla kalanlardan olmasına hükmettik ve bunu böylece yazdık.
Kalan, kalıcı” demektir. Nitekim şair şöyle demiştir:
“Gebeliği üzerinden yedi ay geçmiş devenin memelerine kalan sütleri geri çekilsin diye soğuk su vurmayasın.
Çünkü sen kimin doğacağını bilmezsin.”
Buradaki; memelerde kalan süt demektir. Ebû Bekir ve el-Mufaddal, Takdir ettik” âyetini, burada da, en-Neml Sûresinde de (27/57. âyeti kerimede) “dal” harfini şeddesiz; diğerleri ise şeddeli okumuşlardır. el-Herevî der ki: Bu kelime şeddeli de, şeddesiz de aynı anlamda kullanılır.
2. Olumlu ve Olumsuz İfadelerden İstisna:
Dil bilginleri ile diğerleri arasında olumsuz ifadeden istisnanın olumluluk, olumlu ifadeden istisnanın da olumsuzluk ifade ettiği lıussunda’görüş ayrılığı yoktur. Buna göre bir kimse: Onun, benim üzerimde dört dirhem müstesna (ondan da) bir dirhem müstesna olmak üzere on dirhem alacağı vardır” diyecek olsa, bu kimse yedi dirhem borcunu ikrar etmiş olur. Çünkü bir dirhem dörtten istisna edilmiştir. Ve bu, olumsuzdan istisna edildiği için olumluluk İfade eder. Zira, dört dirhem nefy edilmiştir. Bu dürt dirhem de olumlu bir ifade olan on dirhemden istisna edilmiştir. O halde istisna edilen bir dirhem, kalan altı dirheme eklenince, borç yedi dirhemi bulmuş olur.
Aynı şekilde bir kimse; “Bir dirhem müstesna, onun da üçte ikisi müstesna olmak üzere üzerimde beş dirhem borç vardır” diyecek olursa, bu kimsenin borcu döıt tam dirhem ve üçte bir dirhem olur. Yine; “Filanın benim üzerimde dokuz müstesna, sekiz müstesna ondan da yedi müstesna olmak üzere on dirhem alacağı vardır” diyecek olursa, ikinci istisna, kendisinden öncekine, üçüncü istisna ikincisine raci olur. Bu durumda onun üzerinde iki dirhem borcu bulunur. Çünkü on dirhem ispat, sekiz dirhem iradesi de ispattır. Bunların toplamı ise onsekiz eder. Dokuz dirhem nefydir. Yedi dirhem de nefydir. Bunların da toplamı onaltı olur. Onsekizden onaltı çıkacak olursa geriye İki dirhem kalır. Bu da ikrar ile ödenmesi gereken miktar olup bundan başka bir borcu da yok demektir.
Buna göre şanı yüce Allah’ın:
“Gerçekten biz, günahkâr bir kavme gönderildik. Lût ailesi bunlardan müstesnadır. Biz onların hepsini mutlaka kurtarıcılarız. Yalnız karısı müstesna” âyetinden, önce Lût ailesi günahkâr kavimden istisna edildikten sonra “yalnız karısı müstesna” diye buyurularak, karısı Lût ailesinden istisna edilmiştir. Böylelikle o da nihayette açıkladığımız gibi günahkârlar kavmi arasına raci olur. İşte talâkla da hüküm böyledir. Bir kimse hanımına: Sen iki müstesna ondan da bir müstesna üç talâk ile boşsun” diyecek olursa, iki talâk ile bos olur. Çünkü bir talâk, kendisinden istisna olunan üçten geri kalana geri döner. İşte bu kabilden gelen bütün ifadeler böyledir, bunu iyice kavramak gerekir.