Cânn’ı ise daha önce kavurucu ateşten yaratmıştık.
Diyanet Vakfı
Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.
Kurtubi Tefsiri
Cânn’ı da daha önceden içeriye nüfüz eden yakıcı ateşten yarattık.
“Cânn’ı da daha önceden” yani, Âdem’in yaratılışdan önce
“…yarattık.” el-Hasen der ki: Bununla İblis kastedilmektedir Yüce Allah, İblisi, Âdem (aleyhisselâm)’dan önce yaratmıştır. Ona, “Cann” adının verilmesi, gözle görülmeyip gözden saklı olmasındandır.
Müslim’in Sahih’inde Sabit’in, Enes’ten rivâyetine göre Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah, Âdem (aleyhisselâm)’ı cennette suretlendirdikten sonra Allah dilediği kadar onu bu haliyle bıraktı. İblis, onun etrafında dönüp bunun ne olduğuna bakmaya koyuldu. Onun, içinin boş olduğunu görünce, bu sefer bu yaratığın, kendi arzularına karşı koyamayacak, hakim olamayacak bir şekilde yaratılmış olduğunu anladı.” Müslim, Birr İlli Müsned, III. 1Ş2. 229, 240, 254
“İçeriye nüfuz eden yakıcı ateş” ile ilgili olarak İbn Mes’ûd şöyle demiştir: Yüce Allah’ın, Cânn’ı kendisinden yaratmış olduğu deri gözeneklerinden içeriye nüfuz eden ateş (Nârı Semtim), cehennem ateşinin yetmişte bir bölümüdür. İbn Abbâs da şöyle demiştir: Semûm, öldürücü sıcak rüzgâr demektin Yine ondan nakledildiğine göre Semûm, dumanı olmayan ateştir. Yıldırımlar da bu ateşten meydana gelir. Bu, sema ile hicab arasında oluşan bir ateştir. Allah, herhangi bir işi meydana getirecek olursa, bu ateş hicabı delip geçer ve böylelikle yıldırım emrolunduğu yere düşer. İşte sizin işittiğiniz o yıkım sesi, bu hicabın (perdenin) delinip geçilmesinden ötürüdür,
el-Hasen de der ki: Nâr-ı Semûm, önünde hicabın yer aldığı bir ateştir. Sizin işittiğiniz bulutlar arasındaki gürültü, onun sesidir. Yine İbn Abbâs’tan şöyle dediği nakledilmektedir: İblis, kendilerine cin denilen meleklerin kabilelerinden bir kabileye mensuptu. Bunlar, melekler arasında semum ateşinden yaratılmışlardı. (İbn Abbâs devamla dedi ki): Kur’ân-ı Kerîm’de kendilerinden söz edilen cinler ise,
“dumansız ateş”den yaratılmışlardır. (Bk. er-Rahmân, 55/15.)
Derim ki; Bu, tartışılabilir bir görüştür. Bu konuda tartışmayı ortadan kaldırabilecek sağlam bir senede ihtiyacı vardır. Zira böyle bir iddia mücerred görüşe dayanılarak ileri sürülemez. Müslim, Urve yoluyla Hazret-i Âişe’nin şöyle dediğini kaydetmektedir: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Melekler nurdan yaratıldı. Cân (cinler) de dumansız ateşten yaratıldı, Âdem de size anlatılan şeyden yaratıldı. ” Müslim, Zühd 60; Müsned, VI, 153. 168.
Buna göre, Hazret-i Peygamberin: “Melekler nurdan yaratıldı” âyeti, bütün meleklerin böyle olmasını gerektirmektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
el-Cevherî der ki: “Mâric”, cinlerin kendisinden yaratılmış olduğu dumansız bir ateştir. Semûm ise, sıcak rüzgâr demektir. Buradan; “Günümüz zehir oldu” denilir, Bu şekildeki bir güne; ” Zehirli gün” denilir. Çoğulu ise; (………) şeklinde gelir. Ebû Ubeyde der ki: Semûm rüzgârı gündüzün eser, nadiren geceleyin de eser. Harûr (çok sıcak) ise? geceleyin eser, nadiren gündüzün eser. el-Kuşeyrî der ki: Oldukça sıcak rüzgâra “semûm” adının verilmesi, derinin mesamatına (gözeneklerine) girmesinden dolayıdır.