Andolsun, gökte burçlar yaptık ve onu seyredenler için süsledik.
Diyanet Vakfı
Andolsun, biz gökte birtakım burçlar yarattık ve seyr edenler için onu süsledik.
Kurtubi Tefsiri
Yemin olsun ki Biz, gökte burçlar yaratmış ve onu seyredenler için süslemişizdir.
Yüce Allah, kâfirlerin küfür ve inkârım, putlarının acizliklerinden söz ettikten sonra, vahdaniyetine delil olarak kullanılsın diye kudretinin kemalini sözkonusu etmektedir.
“Burûc” köşkler ve konaklama yerleri demektir. İbn Abbâs der ki: Biz, semada güneşe ve aya burçlar yani, konaklama yerleri yaratmışızdır. Bu burçların isimleri şöyledir: Hamel (koç), Sevr (öküz), Cevza (ikiz), Seratan (yengeç), Esed (aslan), Sümbüle (başak), Mizan (terazi), Akrep, Kavs (yay), Cedy (oğlak), Delv (kova), Hut (balık).
Araplar, yıldızların yerlerini ve onların doğuş ve batış hallerini bilmeyi en üstün ilimler arasında sayarlar ve yıldızlar ile yollarını bulurlar, vakitleri, bolluk ve kuraklık zamanlarını onlarla tayin etmeye çılışırlar. Derler ki: Felekte oniki burç vardır. Her bir burç ise ikibuçuk mildir.
“Burûc” aslında zuhur (çıkmak, görünmek) demektir. Zinetini açığa çıkarması anlamıyla “kadının teberrucu” tabiri buradan gelmektedir. Yine bu anlamdaki açıklamalar, bundan önce en-Nisa Sûresi’nde (4/78, âyet, 4. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır.
el-Hasen ve Katade derler ki: Burçlardan kasıt yıldızlardır. Onlara bu ismin veriliş sebebi ise görünmeleri ve yüksekçe yerde bulunmaları, yükselmeleridir.
Burçların, büyük yıldızlar demek olduğu da söylenmiştir ki, bu açıklamayı Ebû Salih yapmıştır. Bununla da yedi gezegeni kastetmektedir. Başka bir topluluk ise “burçlar”dan kasıt, Allah’ın gökte yaratmış olduğu ve içinde koruyucu bekçilerin bulunduğu yüksek köşkler ve evlerdir. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır,
“Ve onu” yani semayı
“seyredenler için” ibret alıp düşünenler için
“süslemişizdir.” Nitekim el-Mülk Süresi’nde de yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Yemin olsun Biz dünya semasını kandillerle süsledik.” (el-Mülk, 67/5)