İlim adamları, Harem’deki ağaçların kesilmesinin/koparılmasının haramlığı ve bunun yanında izhir otunun, insanların ektikleri baklagillerin, zirai ürünlerin ve fesleğenlerin alınmasının da mübahlığı noktasında icma etmişlerdir. Bu, İbn Munzir’den nakledilmiştir. Bunun temeli az önce geçen İbn Abbas’ın hadisindeki anlamdır. Ebu Şurayh ve Ebu Hureyre de buna benzer olarak İbn Abbas hadisinden nakilde bulunmuşlardır ve her iki hadis, üzerinde Buhari ve Müslim’in ittifak ettikleri hadislerdendir.
Nitekim Ebu Şurayh hadisine gelince, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kavli şöyle gelmiştir: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kimsenin Mekke’de kan akıtması ve ağacını söküp kopartması helal değildir.”
Ebu Hureyre hadisine gelince, Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Dikkat ediniz! Bana da sadece (gündüzün) bir vaktinde (burada savaşmak) helal olmuştur. Onun yaş otu kesilemez, ağacı da koparılamaz.”
İnsanların diktikleri ağaçlara gelince; bu hususta Ebu’l Hattab ve İbn Akil: Kişi bunları tazminsiz bir şekilde -zirai ürünlerde olduğu gibi- sökebilir, demişlerdir. el-Kadı ise şöyle der: Hill bölgesinde nebat bulan bir ağaç, ardından Harem’de dikilse, bunda bir ceza yoktur. Ama kökü Harem’de dikilmiş olan bir ağacın sökülmesi her hâlükârda ceza gerektirir.
İmam Şafii ise şöyle demiştir: İnsanlar tarafından dikilmiş olsun, kendiliğinden bitmiş olsun Harem’deki ağaçların kesilmesi sebebiyle her hâlükârda ceza gerekmektedir. Çünkü “ağacı da koparılamaz” buyruğunun umumi manası bunu ifade etmektedir.
Ebu Hanife ise; insanlar tarafından cinsi dikilmiş olanlardan dolayı bir ceza olmadığı gibi, onların dikmiş oldukları başkasından dolayı da bir ceza vermek gerekli değildir, demiştir. Zira yabani avdan dolayı korunması gereken Harem’in, kendisine ait özel bir hürmeti vardır; dolayısıyla ağaç da böyledir.
el-Muvaffak der ki: Evla olan, hadis-i şerifte gelen “ağacı da koparılamaz” buyruğunun umumi manasını alarak tüm ağaçların bu haram kapsamına girmiş olacağıdır. Ancak insanların -ektikleri tarım ürünlerine kıyas edilerek- kendi elleriyle bizzat cinsini ektikleri ağaçlar ve yabani olmayan hayvanlar bu kapsam dışındadır. Avdan ise aslen insana yakın olan ve vahşi olmayan türü çıkartmış olduk, nitekim burada da durum aynıdır.
Ağacın kurumuş kısmını ve kuru otlarını/yapraklarını kopartmakta ise bir sakınca yoktur. Kırılmış olup da düzelmeyen dalını kopartmakta bir sakınca yoktur. İnsanın bir müdahalesi olmaksızın bu ağaçtan kopmuş olan bir dalı ve sökülmüş bir ağacı da kullanmakta bir beis yoktur; ondan düşmüş olan bir yaprağı kullanmak da böyledir. el-Muvaffak der ki: Bunu İmam Ahmed söylemiştir ve bu noktada ihtilaf edeni de bilmiyoruz. Çünkü hadis, sadece koparılması hakkında gelmiştir, halbuki bunlar koparmak sayılmaz.
Harem’deki otları kopartmak haramdır, sadece şeriatın istisna kıldığı izhir (otu), insanların diktikleri ürünlerle, kurumuş otlar bunun dışındadır. Çünkü “ağacı da koparılamaz” buyruğu bunu göstermektedir. “İzhir otu”nun istisna edilmiş olması ise ondan başkasının koparılmasının haram olduğuna işaret etmektedir.