"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Hakim’in Kocayı Boşaması Konusu

İla bekleyişinden sonra koca geri dönmekten imtina ederse veya mazereti olduğu halde diliyle geri döndüğünü söylemezse yahut özrü kalktıktan sonra cima etmekten kaçınacak olursa, erkeğe karısını boşaması emredilir. Boşarsa, o zaman bir yahut daha fazlasıyla boşadığı o talak vaki olur. Hakim’in birden fazla talakı kullanmasını zorlama hakkı yoktur. Koca boşamaktan imtina edecek olursa, onun adına hakim boşar. Bunu, İmam Malik söylemiştir. Çünkü hakim kocanın yerine naiplik eder. Kocanın imtina etmesi halinde de artık bu işe kesin olarak hakim hak sahibi olur. Tıpkı borçların ödenmesinde naiplik ettiği gibi, bu konuda da hakim kocanın yerine naiplik eder. el-Muvaffak der ki: Bu, (Hanbeli) mezhebimizin en sahih olan görüşüdür.

İmam Ahmed’den gelen başka bir görüşe göre, hakim’in bu durumda boşama yetkisi yoktur. Zira kocanın zikri geçen iki durum karşısında mühayyer bırakılmış olması noktasında hakim, kocanın yerine naiplikte bulunamaz. Bu, nikahı altında dörtten fazla karısı olduğu halde yahut iki tane kız kardeş bulunduğu halde sonradan Müslüman olan bir kocanın, bu hanımlardan hangisini boşayacağına dair tercihine benzemektedir. Buna göre erkek karısına geri dönene veyahut onu boşayana değin hakim onu ya hapsedebilir veya baskı yapabilir. İmam Şafii’nin de bu noktada iki görüşte olduğu gibi iki (farklı) kavli bulunmaktadır.

Kadın, talep etmediği sürece hakim’in boşamayı emretme hakkı veya boşama yetkisi yoktur. Çünkü bu, kadına ait bir haktır. Hakim sadece kadına ait hakkını yerine getirebilir ve bu da ancak kadının talebiyle mümkündür. Kocaya ait vacip talak, ric’i olan talaktır. İster kendisi bunu gerçekleştirmiş olsun yahut kararı hakim vermiş olsun, fark etmez. Bunu, İmam Şafii söyler. Çünkü bu, ivaz olmadan ve sayıyı da söz konusu etmeden kendisiyle cima edilmiş olan kadını boşamak demek olduğundan, o vakit bu bir ric’i talak sayılır, sanki ila dışındaki talak gibi değerlendirilir.

İmam Ahmed’den gelen diğer bir görüş ise hakim’in ayırması, bfün talak sayılır, şeklindedir. Ebu Sevr ise: Kocanın boşaması bfün olur. İster bu boşama kendisinden veya hakim tarafından gerçekleşmiş olsun, fark etmez, demiştir. Çünkü bu, zararı kaldırmak için icra edilen bir boşamadır. Öyleyse – iktidarsızlık sebebiyle ayırma da olduğu gibi – bu bfün olarak gerçekleşir. Bunun yanında eğer bu ric’i talak olsaydı, zarar ortadan kalkmazdı; çünkü erkek yine karısına geri dönmüş olmasıyla bu zarar devam etmiş olacaktır. Ebu Hanife ise: İddetin bitmesi akabinde bu talak bfün olarak vuku bulur, demiştir.

(Fakat) iktidarsızlık sebebiyle boşama konusunun bundan farklı olduğu yönünde cevap verilmiştir. Nitekim bu bir kusur sebebiyle fesih iken, diğeri ise talaktır. Bir de kocanın karısına ricat yapması mübah olacaksa, kadına yansıyan zararı ortadan kalkmış olmazken, halbuki bunda zarar ortadan kalkar; çünkü ricat yapmasıyla erkeğe başka bir süre (mühlet) daha verilmektedir. İktidarsız olup da cima etme ümidi olmayan bir erkeğin ricat yapmasının bir faydası da yoktur. Ancak diğeri (iktidarsız olmayan) ise aciz değildir. Onun ricat etmesi, halen kadına rağbet edebildiği ve ona zarar vermekten uzak durmayı istediğine dair bir delil oluşturur, bu yüzden ikisi farklı durumlardır.

Koca, eğer geri dönmekten ve talaktan da birlikte imtina ederse, o vakit hakim yerine naiplik eder; zira hakim bu durumda kocanın hak sahibi olduğu şeylere hak sahibi olur. Muhayyer olarak karar da verebilir. İsterse bir talakla, iki yahut üç talakla da kadını boşayabilir. İsterse nikahı da fesheder; çünkü hakim bu halde iken kocanın yerine nfüptür, kocanın boşamaya dair hakkını o da icra etmeye malik olur, sanki onu vekil kılmış gibi kabul edilir.

İmam Şafii ise: Bu durumda hakim’in yalnız bir talak hakkı vardır, demiştir. Çünkü hakkın ifa edilmesi bununla meydana gelir; dolayısıyla birden fazlasına hak sahibi değildir. Bu, sanki imkansız hükümdeki kimse hakkındaki borcun fazladan ödenmesine hakimin hak sahibi olmaması gibi değerlendirilir.

Bunun “hakkından fazlasına hak sahibi olduğu” anlamına gelmediği şeklinde cevap verilmiştir. Şüphesiz bu hakkı bir ayırma sayılır, ancak buna dair birtakım türevleri vardır. Bu durumda hakim, kocanın kasdının kötü olduğunu bilmesi ve maslahatın uzak olacağını kestirmesi neticesinde, kadını kocasına teslim etmeyi bir maslahata binaen haram olarak görür ve ona ricat etmemesini daha uygun bulur.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/ilanin-ve-geri-donusun-suresi/,https://kutsalayet.de/ricat-sonrasi-ila-suresinin-yeniden-baslamasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız