"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Hadid 16

İman edenlerin, Allah’ın zikri ve haktan inen şey sebebiyle kalplerinin huşû duymasının zamanı gelmedi mi? Kendilerine daha önce kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onların çoğu fâsıktır.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Elem ye’ni (gelmedi mi) lillezine (iman edenler için) amenu (iman etmiş olanların) en tahşe’a (kalplerinin ürpermesi) kulubuhum (kalpleri) li-zikri’llahi (Allah’ın zikri için) ve ma nezele (ve inen şey için) mine’l-hakki (hakikatten)? Ve la yekunu (olmasınlar) kellezine (şunlar gibi ki) utu (kendilerine verildi) el-kitabe (kitap) min kablu (daha önce), fe-tale (uzadı) aleyhimu (üzerlerine) el-emedu (zaman), fe-kaset (böylece katılaştı) kulubuhum (kalpleri), ve kesirun (çoğu) minhum (onlardan) fasikun (yoldan çıkmıştır).

Mukatil Tefsiri
Bu ayet hicretten altı ay sonra münafıklar hakkında nazil olmuştur. Bir gün Selmân el-Fârisî’ye gelerek, “Bize Tevrat’tan anlat, onda hayret verici şeyler vardır” dediler. Bunun üzerine Allah, “Elif Lâm Râ. Bunlar apaçık kitabın ayetleridir. Biz onu anlayasınız diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Sana bu Kur’an’ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz…” (Yûsuf 1-3) ayetlerini indirdi. Böylece Kur’an’ın diğer kitaplardan daha güzel ve kendileri için daha faydalı olduğu bildirildi. Bunun üzerine bir süre Selmân’a soru sormayı bıraktılar.

Daha sonra tekrar gelip, “Bize Tevrat’tan anlat, onda şaşırtıcı şeyler vardır” dediler. Bunun üzerine Allah, “Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve tekrarlanan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir, sonra derileri ve kalpleri Allah’ın zikrine yumuşar” (Zümer 23) ayetini indirdi. Burada Kur’an’ın Allah’tan korkanlar üzerindeki etkisi anlatılmaktadır. Bunun üzerine yine bir süre sustular.

Ancak daha sonra tekrar gelip Tevrat’taki ilginç şeyleri sormaya başladılar. Bunun üzerine Allah, “İman edenlerin kalplerinin Allah’ın zikri karşısında huşû duymalarının zamanı gelmedi mi?” ayetini indirdi. Burada iman ettiklerini dilleriyle söyleyen münafıklara hitap edilerek, kalplerinin Allah’ın zikri karşısında yumuşaması ve incelmesi gerektiği bildirilmektedir. Allah’ın zikrinden maksat Kur’an’dır. “İnen hak” da yine Kur’an’dır.

Ardından Allah onları, daha önce kendilerine kitap verilenlere benzemekten sakındırmıştır. Onlar uzun zaman geçmesi sebebiyle kalplerini yumuşatmayı bırakmışlar, kalpleri katılaşmıştır. Peygamberin gönderilişinin gecikmesi ve uzun bekleyiş sebebiyle kalplerindeki yumuşaklık kaybolmuştur. Münafıkların da Allah’ın zikri karşısında kalpleri yumuşamıyordu. Bu yüzden kalpleri katılaşmış ve artık yumuşamaz hâle gelmişti. Onların çoğu da Allah’a itaatten çıkan kimselerdi.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah buyuruyor ki: Allah’ı ve Resûlü’nü tasdik edenlerin, Allah’ın zikri karşısında kalplerinin yumuşamasının ve O’na boyun eğmesinin zamanı gelmedi mi? Yine onların kalplerinin, Allah’ın indirdiği hak karşısında huşû duymasının zamanı gelmedi mi? Burada zikredilen hak, Allah’ın Resûlü’ne indirdiği bu Kur’an’dır. İbn Abbas, “İman edenlerin, Allah’ın zikri sebebiyle kalplerinin huşû duymasının zamanı gelmedi mi?” buyruğu hakkında, “Kalplerinin itaat etmesi” demiştir. Katâde de bu ayeti naklettikten sonra, Şeddâd b. Evs’in Resûlullah’tan şu sözü rivayet ettiğini söylemiştir: “İnsanlardan kaldırılacak ilk şey huşûdur.” Ma’mer’in rivayetinde de Şeddâd b. Evs’in, “İnsanlardan kaldırılacak ilk şey huşûdur” dediği nakledilmiştir.

“Allah’ın zikri ve haktan inen şey” buyruğundaki kıraat hakkında da farklı okuyuşlar nakledilmiştir. Kıraat âlimlerinin çoğu bunu “Allah’ın indirdiği hak” anlamında şeddeli okuyuşla okurken, Nâfi‘ ve Şeybe hafif okuyuşla okumuşlardır. Taberî’ye göre her iki okuyuş da doğrudur; çünkü anlamları birbirine yakındır.

“Daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar” buyruğuyla Allah, Muhammed ümmetinden iman edenleri, kendilerinden önce kitap verilenlerden sakındırmaktadır. Burada kastedilenler Benî İsrail’dir. Kendilerine verilen kitaplar da Tevrat ve İncil’dir. İbrahim en-Nehaî’den rivayet edildiğine göre Utreys b. Urkûb, Abdullah b. Mes‘ûd’a gelerek, “İyiliği emretmeyen ve kötülükten sakındırmayan kimse helâk oldu” dedi. Bunun üzerine Abdullah b. Mes‘ûd, “Asıl helâk olan, kalbi iyiliği iyilik olarak tanımayan ve kötülüğü kötülük olarak reddetmeyen kimsedir” dedi. Sonra şöyle anlattı: “Benî İsrail’in üzerinden uzun zaman geçince kalpleri katılaştı. Bunun üzerine kendi elleriyle bir kitap uydurdular. Kalpleri ona meyletti, dilleri onu güzel buldu ve ‘Benî İsrail’i bu kitaba çağıralım; kabul edeni bırakalım, reddedeni öldürelim’ dediler. İçlerinden bir adam ise Allah’ın kitabını bir boynuza yerleştirdi ve onu iki memesi arasına gizledi. Kendisine, ‘Bu kitaba inanıyor musun?’ denildiğinde, ‘İnanıyorum’ dedi ve eliyle göğsünün arasındaki boynuza işaret ederek, ‘Ben buna inanıyorum; buna niçin inanmayayım?’ dedi. Bugün onların dinlerinin en hayırlısı, işte o boynuz sahibi adamın dinidir.”

“Üzerlerinden uzun zaman geçti” buyruğundaki “uzun zaman” ile kastedilen, Musa ile kendilerinden sonraki nesiller arasında geçen süredir. Mücâhid bu ayetteki “emed” kelimesini “dehr, uzun zaman” şeklinde açıklamıştır.

“Bunun üzerine kalpleri katılaştı” buyruğu ise, kalplerinin hayırlara karşı sertleşmesi, Allah’a itaatten uzaklaşması ve Allah’a isyan üzerinde direnmesi anlamına gelmektedir.

“Onların çoğu fâsıktır” buyruğu da, Muhammed ümmetinden önce kendilerine kitap verilmiş olanların çoğunun Allah’ın emrinden çıkmış, O’na itaatten ayrılmış kimseler olduğunu ifade etmektedir.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/hadid-15/,https://kutsalayet.de/hadid-17/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız