Mekke’ye girerken gusül almak müstehaptır. Çünkü “Abdullah b. Ömer yıkanır, sonra Mekke’ye gündüzleyin girerdi ve Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in böyle yaptığını söylerdi.” Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir. Çünkü Mekke, hac ve umre ibadetlerinin toplandığı yerdir. Dolayısıyla oraya gitmeyi kasteden kişinin –Cuma için gusül almada olduğu gibi– gusül alması müstehap görülmüştür. Adetli ya da nifaslı da olsa bir kadın da bu hususta erkek gibidir. Bu, Şâfiî mezhebine göredir.
Beytullah görününce elleri kaldırmak müstehap sayılmıştır. Bunu Sevri, İbn Mübarek, İmam Şâfiî ve İshak söylemiştir. İmam Mâlik ise ellerin kaldırılmasını müstehap görmez.
Müstehap olan, Mescid-i Haram’a girdiğinde Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e uyarak kişinin Beytullah’ı tavaf etmeden önce başka bir işle meşgul olmamasıdır. Bu noktada Câbir, sahih gelen bir hadiste şöyle der: “Nihayet Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ile birlikte Beytullah’a gelince, rüknü (Hacerü’l-Esved’i) istilam etti, ardından üç defa remel (hızlı adımlarla yürüyüş), dört defa da normal şekilde yürüdü.”
Hz. Âişe’den rivayet edildiğine göre; “Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ilk geldiğinde öncelikle başladığı ameli, abdest alıp sonra peşine Beytullah’ı tavaf etmek olmuştur…” Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir. Çünkü tavaf, Mescid-i Haram’ın “tahiyyetu’l-mescid”i (mescide giriş selamı) sayılır. Öyleyse ilk olarak tavaf ile başlanır. Hacerü’l-Esved’den tavafa başlar, onu istilam eder.
İstilam, Hacerü’l-Esved’i eliyle meshetmek ve onu öpmektir. Çünkü Hz. Ömer (radıyallahu anh) Hacerü’l-Esved’i öptü ve: “Allah’ın Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in seni öptüğünü görmeseydim, seni öpmezdim.” demiştir. Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.
Onu istilam etmesi ve öpmesi mümkün değilse, onun hizasında durur, yüzünü ona çevirir ve tekbir getirir. Binekli olduğu zaman da böyle yapar. Nitekim Buhârî’nin İbn Abbas’tan yaptığı nakle göre, o şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir deve üzerinde Beytullah’ı tavaf etti. Hacerü’l-Esved hizasına her gelişinde (elindeki değnekle) ona işaret etti.”
Hacerü’l-Esved’i elindeki baston vb. bir şeyle istilam etmesi mümkün olursa, bunu yapar. İbn Abbas der ki: “Allah’ın Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), Veda Haccı’nda mihcen (ucu eğri bir değnek) ile Hacerü’l-Esved’i istilam ederek bir deve üzerinde tavaf etti.” Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.
Kadın da erkek gibidir; ancak o, Mekke’ye gündüz vakti girecek olur da ayhali ya da nifas hâlinden emin olursa, tavafı geceye kadar ertelemesi müstehap görülmüştür. Çünkü bu vakitte daha çok tesettür içinde olur. Kadının, erkeklerin bulunduğu bir kalabalık içinde Hacerü’l-Esved’i istilam etmesi (el sürmesi) müstehap değildir. Ancak oraya ulaşamayan kimse gibi o da elini oraya doğru işaret ederek istilam eder.
Nitekim bu noktada Atâ’nın yaptığı şu rivayet gelmiştir: “Hz. Âişe erkeklerden ayrı bir yerde tavaf eder ve erkeklere karışmazdı. Âişe ile beraber tavaf eden bir kadın, Hz. Âişe’ye: ‘Ey Müminlerin Annesi! Haydi yürü de Hacerü’l-Esved’e el sürüp istilam edelim.’ dedi. Bunun üzerine Âişe: ‘Benden ayrıl.’ dedi ve (el sürmek suretiyle) istilam etmekten çekindi.”