Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kalpleriyle anlayacak, kulaklarıyla işitecek hale gelsinler? Çünkü kör olan gözler değil, göğüslerdeki kalplerdir.
Diyanet Vakfı
(Seni yalanlayanlar) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lakin göğüsler içindeki kalpler kör olur.
Kurtubi Tefsiri
Acaba onlar yeryüzünde gezmezler mi ki, kendileri ile akledecek kalpleri, kendileri ile işitecekleri kulakları olsun. Çünkü gözler kör olmaz, asıl göğüslerdeki kalbler kör olur.
“Acaba onlar” Mekke kâfirleri
“yeryüzünde gezmezler mi ki” şu kasabaları görüp de öğüt alsınlar, kendilerinden öncekilerin başına indiği gibi Allah’ın azabının kendilerinin de başına inmesinden sakınıp, çekinsinler de
“kendileri ile akledecek kalpleri, kendileri ile işitecekleri kulakları olsun.”
Bu âyette yüce Allah aklı, kalbe izafe etmiştir. Çünkü aklın mahalli orasıdır. Nitekim işitme yeri de kulaklardır.
Aklın bulunduğu yerin dimağ (beyin) olduğu da söylenmiştir. Bu görüş Ebû Hanîfe’den de rivâyet edilmiştir. Ancak ben bu rivâyetin ondan sahih bir yolla geldiğini zannetmiyorum.
“Çünkü gözler kör olmaz” âyetinde yer alan: “Çünkü”deki “he” zamiri el-Ferrâ”ya göre imaddır. Elifsiz olarak diye okunması da uygundur.-Nitekim Abdullah b. Mes’ûd’un kıraati böyledir, anlam birdir. Müzekker (elifsiz) kabul edilirse haber olarak i’rabı yapılır. Müennes (elifli) olarak gelmesi ise; gözlere bağlı olarak yahut bu kıssaya bağlı olarak, böyle gelmiş kabul edilir. Yani “şüphesiz ki gözler kör olmaz” veya kıssa (yani olay gerçek) şu ki “gözler kör olmaz.” Yani onların göz ile görmeleri sabit bir şeydir. Hsd göğüslerdeki kalbler kör olur.” Hakkı idrak edemez, ibret alamaz.
Katade der ki: Gören göz, insan için bir gaye ile ve bir fayda olarak yaratılmıştır. Fakat asıl faydalı olan basiret kalptedir, Mücâhid der ki: Herbir ayn’ın (kişinin) dört gözü vardır. Yani herbir insanın dört gözü bulunmaktadır. Bunların ikisi dünyası için başındadır, ikisi de âhireti için kalbindedir. Başındaki gözleri kör olup da, kalbindeki gözleri görecek olursa, bu körlüğünün ona hiçbir zararı olmaz. Şayet başındaki gözleri görür de, kalbindeki gözleri kör olursa, onun dünya gözü ile görmesinin kendisine hiçbir faydası olmaz.
Katade ve İbn Cübeyr dedi ki: Bu âyet-i kerîme gözleri görmeyen İbn Um Mektûm hakkında nazil olmuştur.
İbn Abbâs ve Mukâtil derler ki: Yüce Allah’ın:
“Kim bunda kör ise, o âhirette de kördür.” (el-İsra, 17/72) âyeti nazil olunca, İbn Um Mektûm: Ey Allah’ın Rasûlü, dedi. Ben dünyada gözleri görmeyen bir kimseyim,âhirettede kör mü olacağım? diye sorunca, “Çünkü gözler kör olmaz. Asıl göğüslerdeki kalbler kör olur” âyeti indi. Yani bu dünyada kalbi kör olduğu için İslâm’ı görmeyen bir kimse âhirette de cehennem ateşinde olacaktır.