Hayvanı kesenin ehil olması: Müslüman olsun ehli kitap olsun, kesim yapmaya muktedir olanların hayvanı kesmesi sonucu etini yemek helal olur, kesen erkek de olsa, bayan da olsa, buluğa girmiş olsun, girmemiş olsun, hür yahut da köle olsun fark etmez. el-Muvaffak der ki: Bu hususta bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.
Sabit olduğu üzere Kab b. Malik’in cariyesi Sel’ tepesinde koyun otlatırmış. Bir koyunun ölmek üzere olduğunu görmüş, onu yetişip bir taş ile kesmişti. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e durumunu sorunca, o da: “Onu yiyiniz.” buyurmuştur.
Bu hadisten yedi tane faydalı bilgi çıkmaktadır:
Kadının kesim yapmasının mübah olduğu,
Cariyenin kesmesinin mübahlığı,
Hayız halindeki bayanın da kesim yapabileceği, çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) buna dair bir soru sormayıp, istisna getirmemiştir,
Hayvanın taşla kesilebileceği,
Ölmesinden korkulan hayvanın kesiminin yapılmasının mübah olacağı,
Hayvanın sahibi olmadığı halde ve onun izni de olmadan hayvanı kesmenin helal olacağı,
Korkması halinde hayvanın sahibinden başkası için de onu kesmesinin mübah oluşu.
Hayvanı kesen kişinin akıl sahibi olması gerekir. Şayet bu bir çocuk, deli ya da sarhoş olursa, aklı yerinde değil demektir; dolayısıyla da kesimi sahih olmaz. Bunu, İmam Malik söylemiştir. Çünkü kesen kimsede kasıt (niyet) etmesine itibar edilir; bunda da akıl şarttır, ibadetlerde olduğu gibi. Buna göre aklı olmayanın kasdı da teşekkül etmeyeceğinden, onun yapacağı kesim de tıpkı bir demir parçasının (insanın fonksiyonu olmadan) koyunu kesip boğazlamasına benzer (ama bu da meşru kesim demek olmaz).
Said b. Müseyyeb . Nehai, İmam Şafii, İshak ve İbn Munzir söylemiştir.
İbn Ömer der ki : “Tüyleri çıkmış olursa yavrunun kesilmesi, annenin
kesilmesiyledir.
” 730 Bu Ata, Tavus, Mücahid, Zühri, el-Hasen, Katade,
İmam Malik, Leys, el-Hasen b. Salih ve Ebu Sevr tarafından nakledilmiştir.
Çünkü Abdullah b. Kab b. Malik şöyle demiştir: ”Hz. Peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) ‘ in ashabı şöyle derlerdi: Ceninin tüyleri çıkmış olursa bu durumda ceninin kesilmesi, annenin kesilmesiyledir. ” 731 Bu da onların
hepsinin bu hususa işaret etmiş olduklarına delildir; dolayısıyla bir
icma halini de almış oldu.
�
Ebu Said’ den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu
aleyhi ve sellem)’e: “Ey Allah’ın Resulü! Biz kimi zaman deve boğazlıyoruz.
Yahut da sıgır ya da koyun kesiyoruz. Karnında yavru buluyoruz. Bu yavruyu
atalım mı, yoksa yiyelim mi, diye sorduk. ‘İsterseniz onu yeyiniz.
Çünkü onun kesimi annesinin kesilmesiyledir. ‘ buyurdu .
” 732 Çünkü bu,
sahabe ve onlardan sonra gelenlerce bir icma halini almıştır, öyleyse buna
muhalefet edene itibar edilemez. Söz konusu cenin, anneye bitişik sayıldığından,
annenin yemesiyle o da yemiş olacağından ve yaratılış olarak
da anneye bağlı olduğundan, annenin kesilmesiyle yavru da ona bitişik
sayılmasıyla sanki onun bir organı imiş gibi addedilir. Çünkü hayvandaki
kesim, imkan ve güç yetirme hükmüne göre farklılıklar arz etmektedir.
Mesela güç yetirilemeyen av, güç yetirilebilen av, ama taş vb . ile öldürülmüş
hayvanın durumu gibi. Dolayısıyla cenin de (henüz doğmadan)
anne karnında kesilemeyeceği için , annenin kesilmesi neticesinde onun
da kesimi bu şekilde vuku bulmuş olacaktır.
Ebu Hanife ise şöyle demiştir: Cenin ancak canlı olarak çıkmış olursa
kesilebilir. Çünkü o bu haliyle (annesinden ayrı} olan tek bir hayvan
hükmüne girmiş olur, öyleyse -doğumdan sonra olduğu gibi- başkasının
kesimi ile o cenin (yavru) da kesilmiş sayılmaz.
İbn Munzir şöyle demiştir: İnsanlar (ilim ehli), ceninin kesilmesinin
mübahlığı hakkında görüş belirtmişlerdir ve onlardan buna muhalefet
edeni de bilmiyoruz ancak Numan (Ebu Hanife)’den gelen: “Helal olmaz.”
görüşü bunun dışında kalır; çünkü o: “Bir canlının kesimi, iki canlının
kesimi yerine geçmez.” demiştir.
Ebu Abdullah (Ahmed b . Hanbel) ise ölü dahi çıkmış olsa, ana karnının
içerisindeki kanın çıkması için kesilmesini mübah görmüştür. Çünkü
bu noktada İbn Ömer’ in kavli bulunmaktadır.
Şayet cenin çıkıp da kısa bir süreliğine yaşayacak olur, kesilme imkanı
da olur ama -ölünceye değin- kesilmeyecek olursa, bu takdirde kesilmiş
sayılmaz. İmam Ahmed ise: Canlı çıkmış olursa, mutlaka kesilmesi gerekir;
çünkü başka bir can demektir, demiştir.
ChatGPT:
Bu metin, doğmamış hayvan yavrusunun (cenin) etinin helalliği hakkındaki İslam fıkhı görüşlerini özetlemektedir. Ana hatlarıyla aşağıdaki gibi özetlenebilir:
1. Genel Görüş (Çoğunluk Görüşü – Cumhûr)
Ceninin kesilmesi, annenin kesilmesiyle olur. Yani:
Eğer hamile hayvan kesildikten sonra yavru ölü olarak çıkarsa ya da kesimden önce zaten ölmüşse, onu yemek helaldir.
Bu görüş, Said b. Müseyyeb, Nehai, İmam Şafii, İshak, İbn Munzir, ve daha birçok alim tarafından aktarılmıştır.
İbn Ömer: “Tüyleri çıkmışsa, yavrunun kesilmesi annenin kesilmesiyle olur.”
Bu görüş, **Ata, Tavus, Mücahid, Zühri, el-Hasen, Katade,
Şunu dedin:
metnin dışına çıkma
ChatGPT:
Ceninin (yavrunun) kesilmesi, annenin kesilmesidir: Kesildikten sonra anne karnından cenin ölü olarak çıkacak olursa ya da anne karnında iken ölü olarak bulunacak olursa, bunu yemek helaldir. Bunu, Said b. Müseyyeb, Nehai, İmam Şafii, İshak ve İbn Munzir söylemiştir. İbn Ömer der ki: “Tüyleri çıkmış olursa yavrunun kesilmesi, annenin kesilmesiyledir.” Bu Ata, Tavus, Mücahid, Zühri, el-Hasen, Katade, İmam Malik, Leys, el-Hasen b. Salih ve Ebu Sevr tarafından nakledilmiştir. Çünkü Abdullah b. Kab b. Malik şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘in ashabı şöyle derlerdi: Ceninin tüyleri çıkmış olursa bu durumda ceninin kesilmesi, annenin kesilmesiyledir.” Bu da onların hepsinin bu hususa işaret etmiş olduklarına delildir; dolayısıyla bir icma halini de almış oldu.
Ebu Said’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e: ‘Ey Allah’ın Resulü! Biz kimi zaman deve boğazlıyoruz. Yahut da sığır ya da koyun kesiyoruz. Karnında yavru buluyoruz. Bu yavruyu atalım mı, yoksa yiyelim mi?’ diye sorduk. ‘İsterseniz onu yeyiniz. Çünkü onun kesimi annesinin kesilmesiyledir.’ buyurdu.” Çünkü bu, sahabe ve onlardan sonra gelenlerce bir icma halini almıştır, öyleyse buna muhalefet edene itibar edilemez. Söz konusu cenin, anneye bitişik sayıldığından, annenin yemesiyle o da yemiş olacağından ve yaratılış olarak da anneye bağlı olduğundan, annenin kesilmesiyle yavru da ona bitişik sayılmasıyla sanki onun bir organı imiş gibi addedilir. Çünkü hayvandaki kesim, imkan ve güç yetirme hükmüne göre farklılıklar arz etmektedir. Mesela güç yetirilemeyen av, güç yetirilebilen av, ama taş vb. ile öldürülmüş hayvanın durumu gibi. Dolayısıyla cenin de (henüz doğmadan) anne karnında kesilemeyeceği için, annenin kesilmesi neticesinde onun da kesimi bu şekilde vuku bulmuş olacaktır.
Ebu Hanife ise şöyle demiştir: Cenin ancak canlı olarak çıkmış olursa kesilebilir. Çünkü o bu haliyle (annesinden ayrı) olan tek bir hayvan hükmüne girmiş olur, öyleyse -doğumdan sonra olduğu gibi- başkasının kesimi ile o cenin (yavru) da kesilmiş sayılmaz.
İbn Munzir şöyle demiştir: İnsanlar (ilim ehli), ceninin kesilmesinin mübahlığı hakkında görüş belirtmişlerdir ve onlardan buna muhalefet edeni de bilmiyoruz ancak Numan (Ebu Hanife)’den gelen: “Helal olmaz.” görüşü bunun dışında kalır; çünkü o: “Bir canlının kesimi, iki canlının kesimi yerine geçmez.” demiştir.
Ebu Abdullah (Ahmed b. Hanbel) ise ölü dahi çıkmış olsa, ana karnının içerisindeki kanın çıkması için kesilmesini mübah görmüştür. Çünkü bu noktada İbn Ömer’in kavli bulunmaktadır. Şayet cenin çıkıp da kısa bir süreliğine yaşayacak olur, kesilme imkanı da olur ama -ölünceye değin- kesilmeyecek olursa, bu takdirde kesilmiş sayılmaz. İmam Ahmed ise: Canlı çıkmış olursa, mutlaka kesilmesi gerekir; çünkü başka bir can demektir, demiştir.
Şunu dedin:
Hayvanın henüz ölmeden önce organlarının kesilmesi: Hayvanın
boğazlanıp ölümü gerçekleşmeden organları kesilemez. Bunu, içlerinde
Ata, Amr b. Dinar, İmam Malik ve İmam Şafü’nin de bulunduğu
ilim adamları kerih görmüşlerdir.
el-Muvaffak: Onlardan bu minvalde bir muhalefetin olduğunu bilmiyoruz,
demiştir. Canı çıkmadan ewel ve kesimden sonra bir organı kesilecek
olursa, açık görüşe göre etini yemek mübah olur. Çünkü bu organın
kesilmesi kesimi sebebiyle gerçekleşmiş olacağından, sanki öldükten sonra
kesilmiş gibi addedilir.
Hayvanın soğutulmadan (tüylerinin vb. ) yolunması da mekruhtur;
çünkü -organın koparılmasında olduğu gibi- hayvana bir tür eziyet vermek
demek olur.
Hayvanı kesenin ehil olması: Müslüman olsun ehli kitap olsun,
kesim yapmaya muktedir olanların hayvanı kesmesi sonucu etini yemek
helal olur, kesen erkek de olsa, bayan da olsa, buluğa girmiş olsun, girmemiş
olsun, hür yahut da köle olsun fark etmez. el-Muvaffak der ki: Bu
hususta bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.
Sabit olduğu üzere Kab b . Malik’ in cariyesi Sel’ tepesinde koyun otlatırmış.
Bir koyunun ölmek üzere olduğunu görmüş, onu yetişip bir taş
ile kesmişti. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘e durumunu sorunca,
o da: “Onu yiyiniz, buyurmuştur. ” 733
Bu hadisten yedi tane faydalı bilgi çıkmaktadır:
1) Kadının kesim yapmasının mübah olduğu,
2) Cariyenin kesmesinin mübahlığı,
3) Hayız halindeki bayanın da kesim yapabileceği, çünkü Nebi
(sallallahu aleyhi ve sellem) buna dair bir soru sormayıp, istisna getirmemiştir.
4) Hayvanın taşla kesilebileceği,
5) Ölmesinden korkulan hayvanın kesiminin yapılmasının mübah
olacağı,
6) Hayvanın sahibi olmadığı halde ve onun izni de olmadan hayvanı
kesmenin helal olacağı,
7) Korkması halinde hayvanın sahibinden başkası için de onu kesmesinin
mübah oluşu.
Hayvanı kesen kişinin akıl sahibi olması gerekir. Şayet bu bir çocuk,
deli ya da sarhoş olursa, aklı yerinde değil demektir; dolayısıyla da kesimi
sahih olmaz. Bunu, İmam Malik söylemiştir. Çünkü kesen kimsede kasıt
(niyet) etmesine itibar edilir; bunda da akıl şarttır, ibadetlerde olduğu gibi.
Buna göre aklı olmayanın kasdı da teşekkül etmeyeceğinden, onun yapacağı
kesim de tıpkı bir demir parçasının (insanın fonksiyonu olmadan)
koyunu kesip boğazlamasına benzer (ama bu da meşru kesim demek
olmaz . )
ChatGPT:
Hayvanın henüz ölmeden önce organlarının kesilmesi: Hayvanın boğazlanıp ölümü gerçekleşmeden organları kesilemez. Bunu, içlerinde Ata, Amr b. Dinar, İmam Malik ve İmam Şafii’nin de bulunduğu ilim adamları kerih görmüşlerdir. el-Muvaffak: Onlardan bu minvalde bir muhalefetin olduğunu bilmiyoruz, demiştir. Canı çıkmadan evvel ve kesimden sonra bir organı kesilecek olursa, açık görüşe göre etini yemek mübah olur. Çünkü bu organın kesilmesi kesimi sebebiyle gerçekleşmiş olacağından, sanki öldükten sonra kesilmiş gibi addedilir. Hayvanın soğutulmadan (tüylerinin vb.) yolunması da mekruhtur; çünkü -organın koparılmasında olduğu gibi- hayvana bir tür eziyet vermek demek olur.
Hayvanı kesenin ehil olması: Müslüman olsun ehli kitap olsun, kesim yapmaya muktedir olanların hayvanı kesmesi sonucu etini yemek helal olur, kesen erkek de olsa, bayan da olsa, buluğa girmiş olsun, girmemiş olsun, hür yahut da köle olsun fark etmez. el-Muvaffak der ki: Bu hususta bir ihtilafın olduğunu bilmiyoruz.
Sabit olduğu üzere Kab b. Malik’in cariyesi Sel’ tepesinde koyun otlatırmış. Bir koyunun ölmek üzere olduğunu görmüş, onu yetişip bir taş ile kesmişti. Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e durumunu sorunca, o da: “Onu yiyiniz.” buyurmuştur.
Bu hadisten yedi tane faydalı bilgi çıkmaktadır:
Kadının kesim yapmasının mübah olduğu,
Cariyenin kesmesinin mübahlığı,
Hayız halindeki bayanın da kesim yapabileceği, çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) buna dair bir soru sormayıp, istisna getirmemiştir,
Hayvanın taşla kesilebileceği,
Ölmesinden korkulan hayvanın kesiminin yapılmasının mübah olacağı,
Hayvanın sahibi olmadığı halde ve onun izni de olmadan hayvanı kesmenin helal olacağı,
Korkması halinde hayvanın sahibinden başkası için de onu kesmesinin mübah oluşu.
Hayvanı kesen kişinin akıl sahibi olması gerekir. Şayet bu bir çocuk, deli ya da sarhoş olursa, aklı yerinde değil demektir; dolayısıyla da kesimi sahih olmaz. Bunu, İmam Malik söylemiştir. Çünkü kesen kimsede kasıt (niyet) etmesine itibar edilir; bunda da akıl şarttır, ibadetlerde olduğu gibi. Buna göre aklı olmayanın kasdı da teşekkül etmeyeceğinden, onun yapacağı kesim de tıpkı bir demir parçasının (insanın fonksiyonu olmadan) koyunu kesip boğazlamasına benzer (ama bu da meşru kesim demek olmaz).
Şunu dedin:
İmam Şafü ise: Akıl sahibi olması gerekmez, demiştir. Onun lehine ise
deli olan bir kimsenin, köpeğini bir avın üzerine göndermesi noktasında
iki görüşü yer almaktadır. Kitabi olan bir kişi, Allah’ ın isminden başkasını
söyleyerek hayvanı kesecek olursa, onun bu kesimi helal değildir. Bunu,
İmam Şafü, İshak ve Rey ashabı söylemiştir. Çünkü Yüce Allah şöyle
buyurmuştur: “Üzerine Allah ‘ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin
. . .
” (Enam Suresi: 121ı Ve şöyle de buyurmuştur: “Allah ‘tan başkası adına
boğazlanan . . . (haram kılındı.) ” (Maide Suresi: 3)
Ata, Mücahid ve Mekhul ise şöyle demişlerdir: Bir Hıristiyan şayet
“Mesih (İsa) ” ismini söyleyerek hayvan kesecek olursa, bu helal olur; çünkü
Yüce Allah onların kestiklerinden yemeyi helal saymıştır ve şüphesiz
onların bu şekilde söyleyeceklerini de bilmektedir.
Müslüman da olduğu gibi, şartıyla o hayvanın kesilmesi kasdedilmiş
olunacağı, şeklinde cevap verilmiştir.
Eğer hayvanı kesenin besmele çekip çekmediği bilmeyecek olursa ya
da Allah’tan başkasının adına kesip kesmediği bilinmeyecek olursa, kesilmiş
o hayvanı yemek helal olur. Çünkü Yüce Allah, bize Müslümanın ve
Kitabl’ nin kestiklerini yemeyi mübah kılmıştır. Bilindiği üzere bizler, her
kesen kişi hakkında tevakkuf etmeyiz. Hz. Aişe’den nakledildiğine göre,
o şöyle demiştir: ‘Tir topluluk: ‘Ey Allah’ ın Resulü! Şirk devrine yakın bir
kavim bize et getiri�iürlar. Biz ise bunun üzerine Allah’ın isminin zikredilip,
zikredilmediğini bilmiyoruz. ‘ dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber
(sallallahu aleyhi ve sellem) : ‘Bu et üzerine siz Allah’ ın ismini söyleyiniz ve onu
yiyiniz.’ buyurdu. ” 734
Dilsiz olan kimsenin kestiği mubatır. İbn Munzir der ki: Kendilerinden
ilim ezberlediğimiz tüm ilim adamları, dilsizin kestiği hayvanın mübah
olacağı noktasında icma etmişlerdir. Dilsiz (hayvanı keserken) göğe doğru
işaret eder; çünkü onun bu şekilde işarette bulunması konuşması yerine
geçer. Bir de onun göğe doğru işaret etmesi, sema’da bulunan (Yüce
Allah’ın) , ismini tesmiye etme maksadına delalet eder. Bunun yanında
besmele çekmiş olduğuna delalet eden bir işarette de bulunmuş olsa ve
bu da bilinmiş olsa, kuşkusuz bu kesim için yeterli gelir.
Kesim yapan kişi cünüp olursa, besmele çekip hayvanı kesmesi caizdir.
Çünkü cünüp olanın besmele çekmesi caizdir ve buna engel bir durumda
da yoktur. O bu haliyle ancak Kur’ an’ dan men edilir, zikirden men
edilmez. Zaten bu nedenledir ki gusül aldığı zaman besmele çekmesi de
meşru kılınmıştır. İbn Munzir der ki: Bundan men eden bir kimseyi bilmiyorum.
Hayızlı bir kadının kestiği hayvan da mübahtır; çünkü bu kadın
da cünüp erkeğin konumunda kabul edilir.
ChatGPT:
İmam Şafii ise: Akıl sahibi olması gerekmez, demiştir. Onun lehine ise deli olan bir kimsenin, köpeğini bir avın üzerine göndermesi noktasında iki görüşü yer almaktadır. Kitabi olan bir kişi, Allah’ın isminden başkasını söyleyerek hayvanı kesecek olursa, onun bu kesimi helal değildir. Bunu, İmam Şafii, İshak ve Rey ashabı söylemiştir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin…” (Enam Suresi: 121) Ve şöyle de buyurmuştur: “Allah’tan başkası adına boğazlanan… (haram kılındı.)” (Maide Suresi: 3)
Ata, Mücahid ve Mekhul ise şöyle demişlerdir: Bir Hıristiyan şayet “Mesih (İsa)” ismini söyleyerek hayvan kesecek olursa, bu helal olur; çünkü Yüce Allah onların kestiklerinden yemeyi helal saymıştır ve şüphesiz onların bu şekilde söyleyeceklerini de bilmektedir. Müslüman’da olduğu gibi, şartıyla o hayvanın kesilmesi kasdedilmiş olunacağı, şeklinde cevap verilmiştir.
Eğer hayvanı kesenin besmele çekip çekmediği bilmeyecek olursa ya da Allah’tan başkasının adına kesip kesmediği bilinmeyecek olursa, kesilmiş o hayvanı yemek helal olur. Çünkü Yüce Allah, bize Müslümanın ve Kitabi’nin kestiklerini yemeyi mübah kılmıştır. Bilindiği üzere bizler, her kesen kişi hakkında tevakkuf etmeyiz. Hz. Aişe’den nakledildiğine göre, o şöyle demiştir: “Bir topluluk: ‘Ey Allah’ın Resulü! Şirk devrine yakın bir kavim bize et getiriyorlar. Biz ise bunun üzerine Allah’ın isminin zikredilip zikredilmediğini bilmiyoruz.’ dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): ‘Bu et üzerine siz Allah’ın ismini söyleyiniz ve onu yiyiniz.’ buyurdu.”
Dilsiz olan kimsenin kestiği mübahtır. İbn Munzir der ki: Kendilerinden ilim ezberlediğimiz tüm ilim adamları, dilsizin kestiği hayvanın mübah olacağı noktasında icma etmişlerdir. Dilsiz (hayvanı keserken) göğe doğru işaret eder; çünkü onun bu şekilde işarette bulunması konuşması yerine geçer. Bir de onun göğe doğru işaret etmesi, semada bulunan (Yüce Allah’ın), ismini tesmiye etme maksadına delalet eder. Bunun yanında besmele çekmiş olduğuna delalet eden bir işarette de bulunmuş olsa ve bu da bilinmiş olsa, kuşkusuz bu kesim için yeterli gelir.
Kesim yapan kişi cünüp olursa, besmele çekip hayvanı kesmesi caizdir. Çünkü cünüp olanın besmele çekmesi caizdir ve buna engel bir durumda da yoktur. O bu haliyle ancak Kur’an’dan men edilir, zikirden men edilmez. Zaten bu nedenledir ki gusül aldığı zaman besmele çekmesi de meşru kılınmıştır. İbn Munzir der ki: Bundan men eden bir kimseyi bilmiyorum. Hayızlı bir kadının kestiği hayvan da mübahtır; çünkü bu kadın da cünüp erkeğin konumunda kabul edilir.