Ve sudan bir insan yaratandır. Onu nesep ve sıhriyet sahibi kıldı. Rabbin güç sahibidir.
Diyanet Vakfı
Sudan (meniden) bir insan yaratıp onu nesep ve sıhriyet (kan ve evlilik bağından doğan) yakınlığa dönüştüren Odur. Rabbinin her şeye gücü yeter.
Kurtubi Tefsiri
Ve O, sudan insan yaratan, ondan neseb ve sıhrî akrabaları çıkaran O’dur. Rabbin herşeye güç yetirendir.
Bu âyete dair açıklamalarımızı iki başlık halinde sunacağız:
1- İnsanların Yaratılış Nimeti:
“Ve O, sudan insan yaratan… O’dur.” Yani nutfeden insan yaratan O’dur. “Ondan neseb ve sıhrî akrabaları çıkaran O’dur.” Yani insanı bir cihetiyle neseb akrabalığı, bir cihetiyle de sıhrî akrabalığı olan bir varlık kılmıştır.
“Sudan” âyeti ile insanın asli yaratılışına işaret edildiği de söylenmiştir. Çünkü canlı olan herbir mahluk sudan yaratılmıştır. Bu âyet-i kerîme ile insanların yokluktan sonra var edilmeleri yolu ile üzerlerindeki nimet sayılmakta ve bu hususta ibret almaları için dikkatleri çekilmektedir.
2- Neseb ve Sıhr Ne Demektir?:
“Ondan neseb ve sıhrî akrabaları çıkaran O’dur” âyetinde geçen neseb ve sıhr insanlar arasında oluşan her türlü akrabalığı kapsayan umumî İki anlamdır.
İbnu’l-Arabî dedi ki: Neseb aslında erkek ile dişi arasında şer’î suretçe suyun karıştırılmasıdır. Eğer bu masiyet yolu ile gerçekleşirse bu mutlak olarak bir yaratma Buradaki “yaratma” anlamını verdiğimiz “halkan” kelimesinin aslında “karıştırmak” anlamına gelen “haltan” olması ihtimali bizce kuvvetlidir Kelimenin hat benzerliği dolayısıyla yanlış okunmuş olma ihtimali vardır. olur ve muhakkak olarak da bir neseb olmaz. Bundan dolayı şanı yüce Allah’ın:
“Anneleriniz, kızlarınız… size haram kılındı.” (en-Nisa, 4/23) âyetinin kapsamına zinadan olma kızı girmez. Zira ilim adamlarımızın da, dinimiz de bu hususa dair iki görüşün sahih olanına göre de böyle bir kız, kişinin kızı durumunda değildir. Bu şer’an bir neseb olmayacak olursa, şer’an sıhrî bir akrabalık da söz konusu olmaz. Buna göre zina annenin kızını da, kızın annesini de haram kılmaz. Helal nikâh dolayısıyla haram kılınanlar, haram İlişki dolayısıyla haram kılınmazlar. Çünkü yüce Allah neseb ve sihri akrabalıkla kullarına olan lutfunu hatırlatmış ve bu akrabalıkların değerinin yüceliğini dile getirmiştir. Helal ve haramlığa dair hükümleri de bunlara bağlı olarak söz konusu etmiştir. O halde batıl olan bir ilişki akrabalığı bunlara katılamaz ve bunlara eşit görülemez.
Derim ki: Kişinin zinadan olma kızı yahut kızkardeşi ya da zinadan olma oğlunun kızını nikâhlaması hususunda fukaha arasında görüş ayrılığı vardır. Aralarında İbnu’l-Kasım’ın da bulunduğu bir topluluk, bunu haram kabul etmiştir. Ebû Hanîfe ve mezhebine mensub fukahanın görüşü de budur. Aralarında Abdu’l-Melik İbnu’l-Macişun’un da bulunduğu başkaları ise bunu câiz kabul etmişlerdir. Bu Şâfiî’nin de görüşüdür. Buna dair açıklamalar yeterli bir şekilde en-Nisa Sûresi’nde (4/23. âyet, 14. başlıkta) geçmiş bulunmaktadır.
el-Ferrâ’ dedi ki: Neseb, nikâhlanması helal olmayan akrabalar demektir. Sıhrî akraba ise nikâhlanması helal olan demektir. ez-Zeccâc da böyle demiştir, aynı zamanda bu Ali b. Ebî Tâlib’in de görüşüdür.
“Sıhr”ın İştikakı bir şeyi başka bir şeyle karıştırmayı anlatmak üzere kullanılan:den gelmektedir. Sıhrî akrabalardan herbirisi diğeri ile karışmış olduğundan nikâh yoluyla ortaya çıkan akrabalıklara sıhrî akrabalık denilmiştir. Çünkü bu yolla insanlar birbiriyle karışmaktadır.
Sihrin nikâh akrabalığı olduğu söylenmiştir. Buna göre zevcenin akrabalarına (haten’in çoğulu) ehtân kocanın akrabalarına da ahma’ (kayınlar) denilir, sıhrî akrabalar ise bütün bunlar hakkında umumi olarak kullanılabilir. Bu açıklamayı da el-Esmaî yapmıştır.
İbnu’l-Arabî dedi ki; “Haten”ler kadının babası, kardeşi ve amcasıdır. -el-Esmaî’nin dediği gibi- Sıhr ise adamın kızının kocası, onun kardeşi, babası. ve amcasıdır. .
Ebû Suleyman el-Cûzecânî’nin rivâyetine göre Muhammed b. el-Hasen, şöyle demiştir: Adamın haten’leri (enişteleri) kızlarının, kızkardeşlerinin, hala ve teyzelerinin ve kendisine mahrem olan herbir kadının kocasına denilir. Sihri akrabaları ise hanımı tarafından haram olan zû rahim olan herkes demektir.
en-Nehhâs dedi ki: Bu hususta evla olan el-Esmaî’nin sihri akrabalıklar hakkındaki görüşünün kabul edilmesi ve her İki taraftan (karı ve koca tarafından) akrabalıkların söz konusu olmasıdır. Nitekim: “O şeyi karıştırdım” denilir. İşte eşlerden herbîrisi diğeri ile böylelikle karışmış olmaktadır. Hatenler (enişteler) hakkında da evla olan şu iki sebeb dolayısıyla Muhammed b. Hasen’in söylediği görüştür: Birincisi bu husustaki merfu hadistir. Muhammed b. İshak, Yezid b. Abdullah b. Kusayt’dan, o Muhammed b. Üsame b. Zeyd’den, o babasından rivâyete göre Zeyd dedi ki: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Sana gelince ey Ali, sen benim hatenimsin (damadimsın), torunlarımın babasısın, sen bendensin, ben de sendenim.” İşte burada görüldüğü gibi kızın kocası olan Ali (radıyallahü anh)’e “haten” denilmiştir. Diğer taraftan “haten” kelimesi bir şeyi koparmayı anlatmak için kullanılan; ‘den gelmektedir. Koca sanki kendi akrabalarından koparılmış ve eşini de kendi akrabalarından koparmış gibidir.
ed-Dahhâk dedi ki: sıhrî akraba süt emmek yoluyla meydana gelen akrabalıktır.
İbn Atiyye dedi ki: Ancak böyle bir görüş kanaatime göre İbn Abbâs (radıyallahü anh)’ın şu sözü dolayısıyla düşülmüş bir yanılgıdır: Neseb dolayısıyla yedi kişi, sihri akrabalık dolayısıyla da beş kişi haram kılınmıştır. Bir başka rivâyette ise “sıhrî akrabalık dolayısıyla yedi kişi haram kılınmıştır” şeklindedir. O bununla şanı yüce Allah’ın neseb yoluyla haram kılınanların sözkonusu edildiği:
“Anneleriniz, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, hemşire kızları… size haram kılındı.” (en-Nisa, 4/23) âyeti ile sihri akrabaların sayıldığı yüce Allah’ın şu âyetinde:
“Sızı emziren süt anneleriniz. .. ve iki kızkardeşi birlikte almanız da (size haram kılındı).” (en-Nisa, 4/23) âyetine kadar sayılanları kast etmektedir. Bundan sonra evli kadınların haram kılındığı söz konusu edilmektedir.
Bu hususta hareket noktası şudur: İbn Abbâs sıhrî akrabalar arasında onunla birlikte zikrolunanlar da haram kılınmıştır, demek istemiştir. O, bu sözü edilenlerle bunun önemine yani sıhrî akrabalığın önemine işaret etmek istemiştir. Yok, süt emzirmek ile sıhrî akrabalık olur, demek istememiştir. Ancak süt akrabalığı neseb seviyesindedir. Neseb dolayısı ile -bu hususta nakledilmiş hadisin hükmü gereğince- haram kılınanlar süt emmek dolayısıyla da haram kılınmıştır. Diğer taraftan sıhrî akrabalardan da beş kişi haram kılınmıştır, diye rivâyette bulunanlar iki âyet-i kerîme’de yer alan iki kızkardeşin birlikte nikâhlanmasıyla evli hür kadınların nikâhlanmasını saymamıştır. Derim ki: Buna göre İbn Atiyye az önce sözü edilenlerle birlikte süt emmeyi de neseb kabul etmiştir. ez-Zeccâc’ın da görüşü budur. Ebû İshak dedi ki: Yüce Allah’ın:
“Anneleriniz… size haram kılındı” âyetinden itibaren “ve iki kızkardeşi birlikte almanız da (size haram kılındı)” âyetine kadar zikredilenler neseb akrabalarıdır. Sıhrî akraba ise velayeti altındaki kadını evlendirme yetkisine sahip olan kimselerdir, İbn Atiyye dedi ki: ez-Zehravî de şöyle bir görüş nakletmektedir: Buna göre neseb erkek çocuklar tarafındaki akrabalık, sihri akrabalık ise kız çocuklar tarafından meydana gelen akrabalıklardır.
Derim ki: Bu görüşü en-Nehhâs da zikretmiş ve şöyle demiştir. Çünkü smrî akrabalık iki cihetten de olmaktadır.
İbn Şîrîn dedi ki: Bu âyet-i kerîme Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) ile Ali (radıyallahü anh) hakkında nazil olmuştur. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın, Ali (radıyallahü anh) ile akrabalığı hem neseb akrabalığıdır, hem de sıhrî akrabalıktır. İbn Atiyye dedi ki: Onların bu şekildeki akrabalıkları kıyâmet gününe kadar aralarındaki hürmet bağını pekiştiriridir.
“Rabbin herşeye” ve dilediğini yaratmaya
“güç yetirendir.”