Sonra onu yavaşça kendimize çekeriz.
Diyanet Vakfı
Sonra onu (uzayan gölgeyi) yavaş yavaş kendimize çektik (kısalttık).
Kurtubi Tefsiri
Sonra onu yavaş yavaş kendimize çektik.
“Sonra onu” yani uzunca gölgeyi
“yavaş yavaş kendimize çektik.” Yani onu çekmek bizim için pek kolay bir şeydir. Esasen Rabbimizin bütün işleri, O’nun için pek kolaydır.
Buna göre gölgenin (zili) hava boşluğunda kaldığı süre, tan yerinin ağarmasından güneşin doğuşuna kadar geçen zamandır. Güneş doğmaya başladı mı bu sefer gölge çekilmiş olur. Aynı hava boşluğunda onun yerine güneş ışığı gelir ve bu ışık yeryüzünü, eşyayı, batacağı vakte kadar aydınlatır. Güneş battıktan sonra ortada gölge diye bir şey kalmaz. Görünen sadece günün aydınlığının kalıntılarıdır.
Bazıları da şöyle demiştir: Gölgenin çekilmesi, güneşin batışı ile olur. Çünkü güneş batmadığı sürece gölgenin kalıntıları devam eder. Gölgenin büsbütün zail olması gecenin gelip üzerine karanlığın girmesi ile olur.
Yine denildiğine göre; bu çekilme güneşin eşya üzerinde görülmesidir. Çünkü güneş doğmakla birlikte gölge kısım kısım çekilmeye koyulur. Bu açıklamayı Ebû Malik ve İbrahim et-Teymî yapmıştır.
Bir diğer açıklamaya göre: “Sonra onu yavaş yavaş kendimize çektik” yani gölge sebebiyle güneşin aydınlığını yavaş yavaş çektik. Buradaki “yavaş”ın hızlıca anlamına geldiği de söylenmiştir ki; bu açıklama ed-Dahhâk’a aittir. Katâde ise bunu “gizlice” diye açıklamıştır. Yani güneş battı mı o gölgeyi gizlice çeker. Onun bir bölümü çekildikçe, onun yerine bir parça karanlık gelir, yoksa gölgenin çekilmesi bir defada gerçekleşmez. İşte Katâde’nin açıklamasının anlamı budur. Aynı zamanda bu, Mücahid’in de görüşüdür.