"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Firasetçilik yapanlar ve onlara ait hükümler

el-Kâife: Benzetmek suretiyle insanı tanıyan ve bilen kimselerdir. Bunlar illa belli bir kabileye özgü kimseler değillerdir. Sadece onlar içerisinden çıkan ve bu işi bilen bazı kimselerden oluşmaktadırlar. Yaptıkları benzetme (tahmin) ile isabet eden kişiye “kâif” adı verilir.

Benzetme tahmini kabul edilen kişinin erkek, hür ve adil olması ve isabet etmede tecrübeli olması gerekmektedir. Çünkü bu durumdaki kimsenin vereceği söz hüküm ifade ediyor ve hüküm olması için de bu şartlara hâiz olması lâzım.

İmam Ahmed’in sözünün zahirinden anlaşıldığına göre, böyle kimsenin sözünün kabul edilmesi için iki kişi zorunludur. Çünkü onun sözüyle nesep sabit olduğundan dolayı, bu yönüyle şahitliğe benzemektedir.

el-Kadı (İyaz) ise; böyle kimsenin sözünün kabulü için bir kişi yeterlidir. Çünkü bu, bir hüküm sayılır ve hüküm konusunda bir kişinin görüşü de kabul edilir.

İmam Ahmed’in sözü şu şekilde yorumlanmıştır: İki firasetçinin birbirine zıt ifadeler söylemesi durumunda (İmam Ahmed) şöyle der: Firasetçi diğerine karşı ters bir tahmin ortaya koyar ve anlaşmazlık yaşarlarsa, bu söyledikleri sözler sakıt olur. İkisi bir görüş ortaya atar ve birisi ona muhalefet ederse, o takdirde ikisinin beraber söyledikleri daha evlâ olur. İkisinin de görüşü (diğer) ikisinin görüşüne ters düşerse, o zaman hepsinin görüşü sakıt olur.

Firasetçi eğer (çocuğun) kâfir yahut köle olduğuna dair görüş tahmin ederse, çocuğun küfrüne ve köleliğine dair hüküm verilemez. Çünkü hürriyet ve Müslümanlık, diyarın zahiren (İslam üzere olması hasebiyle) çocuk lehine sabit olur. Şüphesiz biz bir firasetçiyi sadece çocuğun nesebi hakkındaki ispatı için, ihtiyaca binaen ve zahire muhalif olmadığı için kabul ettik. Onun için de bu konuda bir kimsenin dahi iddiada bulunmasını yeterli gördük. Öyleyse çocuğun küfrüne ve köleliğine dair hüküm verilmesinin bir anlamı da yoktur; dolayısıyla iki firasetçinin bu yönde hüküm vermeleri zahire terstir, tezattır.

İki kişi iddiada bulunur, firasetçi de çocuğu onlara ilhak edecek olursa, bu ilhak kabul edilir. Çocuk bu ikisine ait oğlu olarak görülür ve onlara oğul mirası bırakır. Onlar da bir baba mirası olmak üzere ona miras bırakırlar. Bu, Hz. Ömer ve Hz. Ali’den rivayet edilmiştir. Bu, Ebu Sevr’in de görüşünü oluşturmaktadır.

Rey ashabı ise: Çocuk sadece iddiayla bile o ikisine ilhak eder, demiştir.

İmam Şafii ise: Çocuğun bu nesep ilhakına, babadan fazlası katılamaz. Başkasının ilhak olmasıyla hepsinin bu iddiası sakıt olur ve onlar adına hüküm de verilemez, der. O bunu söylerken Hz. Ömer’in şu rivayetini gerekçe göstermiştir: Firasetçi, yitik çocuk hakkında: “İki kişi ona ortak olmuşlardır.” deyince Hz. Ömer, çocuğa: “O vakit ikisinden dilediğini seç.” karşılığında bulunmuştur. Çünkü çocuğun iki babası olmayacağı için bu durumda söz konusu firasetçinin yalan söylemiş olacağı ortaya çıkar. Dolayısıyla da onun bu sözü sakıt olur, bu sanki çocuk iki anneye ilhak olmuş gibi kabul edilir. Çünkü iddiada bulunanlar şayet bu durumda ittifak edecek olurlarsa, bu iddia sabit olmaz (zira yalan söylemiş olurlar).

İkisi iddiada bulunmuş olur ve birisi de buna dair bir belge getirmiş olursa, bu yine sakıt olur. İkisinden birisine çocuğun ilhak olması câiz olursa, o zaman ikisinin ittifak etmesiyle de bu sabit olurdu ve aralarındaki tartışma nezdinde ibraz ettikleri belgelerle de çocuk ilhak olurdu.

İki adam bir kadınla — tek temizlik süresi içerisinde — nesebin misliyle ilhak olması yanında cima etmiş olurlarsa ve onlardan birisinden olma ihtimali bulunan çocuğu da kadın dünyaya getirecek olursa, bu durumda firasetçi şahıslar ikisine bakar, çocuğun benzediği şahıs hakkında hüküm verirlerse, bu durumda o hükme göre nesebi ilhak olur. Bundaki ihtilaf, tıpkı yitik çocuktaki ihtilaf gibi kabul edilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/yitik-cocuk-hakkinda-bas-gosteren-nesep-iddiasi/,https://kutsalayet.de/vedia-nedir/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız