“Hamdolsun, bizden hüznü gideren Allah’a. Şüphesiz Rabbimiz çok bağışlayıcı, çok şükredilendir” derler.
Diyanet Vakfı
(Cennette şöyle) derler: Bizden tasayı gideren Allaha hamdolsun. Doğrusu Rabbimiz çok bağışlayan, çok nimet verendir.
Kurtubi Tefsiri
Diyeceklerdir ki: “Bizden üzüntüyü gideren Allah’a hamdolsun. Muhakkak Rabbimiz mağfiret edicidir, Şekûrdur.
“Diyeceklerdir ki: Bizden üzüntüyü gideren Allah’a hamdolsun” âyeti hakkında Ebû Sabit şöyle demiştir: Bir adam mescide girip şöyle demiş: Allah’ım garipliğime merhamet buyur, yalnızlığımı tesellilendir ve bana salih bir kimseyi meclis arkadaşı kıl. Bunun üzerine Ebû’d-Derda şöyle demiş: Eğer bu söylediklerinde samimi ise şüphesiz bundan dolayı ben senden daha mutluyum. Çünkü Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ı şöyle buyururken dinledim: “Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras verdik. Onlardan kimisi nefsine zulmedicidir, kimisi itidal üzeredir, kimisi de Allah’ın izni ile hayırlarda öne geçmiştir.” İşte şu ileri geçen kişi gelir ve hesabsız olarak cennete girer. Orta halli kimse ise kolay bir şekilde hesaba çekilir. Nefsine zulmeden kişi ise, makamda hapsedilir, azarlanır, ona sitemler edilir. Sonra da cennete girer. İşte; “bizden üzüntüyü gideren Allah’a hamdolsun. Muhakkak Rabbimiz merhamet edicidir, Şekurdur” diyecekler bunlardır. Bir başka lafızda da şöyle denilmektedir: Nefislerine zulmedenlere gelince, işte mahşer boyunca alıkonulacaklar bunlardır. Sonra bunları yüce Allah rahmeti ile karşılar. İşte bundan dolayı: “Bizden üzüntüyü gideren Allah’a homdulsun. Muhakkak Rabbimiz mağfiret edicidir, Şekurdur… Burada bize hiçbir usanç da dokunmayacak diyecekler bunlardır.” Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, VII, 95.
Şöyle de denilmiştir: Bu bulunduğu yerde yaptıklarının cezası kendisine verilen kimsedir. Yani karşı karşıya kalacağı keder ve üzüntü dolayısıyla günahları keffaret edilecektir. İşte yüce Allah’ın:
“Kim bir kötülük yaparsa, onun cezasını görür” (en-Nisa, 4/123) âyeti da bu kabildendir ki, dünyada cezasını çeker, demektir.
es-Sa’lebî de şöyle demektedir: Bu açıklama âyetlerin zahirine daha uygun görülmektedir. Çünkü yüce Allah:
“Adn cennetleridir ki oraya girerler.” diye buyurmaktadır. Ayrıca “kullarımızdan seçtiklerimize” diye buyurmuştur. Kâfir ve münafık ise seçilmiş kimseler değildirler.
Derim ki: İşte sahih olan budur. Nitekim Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) da şöyle buyurmuştur: “Kur’ân’ı okuyan münafıkın misali reyhan (fesleğen)e benzer. Kokusu hoş fakat tadı acıdır.” Buhârî, IV, 1917, V, 2070, VI, 2748; Müslim, I, 549; Tirmizî, V, 150; Dârimî, II, 535; Ebû Dâvûd, IV, 259; Nesâî, VIII, 124; İbn Mâce, I, 77; Müsned, IV, 403, 408. Böylelikle Peygamber münafıkın da Kur’ân okuduğunu haber vermektedir. Şanı yüce Allah da münafıkın cehennemin en aşağısında olacağını bildirmiştir. Günümüzde de birçok kâfir, yahudi ve hristiyan bunu okumaktadırlar. Malik dedi ki: Kendisinde hiçbir hayır bulunmayan kişi de Kur’ân okuyabilir.