"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Fasit nikah’a dair hükümler

Bir kadın fasit bir nikahla evlenecek olursa, boşanana yahut nikahı feshedilene kadar onunla başkasını evlendirmek caiz olmaz. Çünkü bu, hakkında içtihadın cari olduğu bir husus olması hasebiyle bunun ayrımı noktasında, kadından erkekten ayrı olması kaçınılmazdır, tıpkı hakkında ihtilaf edilen nikahı sahih kimse gibi. Bunun yanında ayırmaksızın kadının evli olarak sayılması demek, ona görücü gelen her iki kocanın onu sahiplenip musallat olması anlamına gelir. Zira her iki koca da onunla kıydıkları nikahın sahih olduğuna inanmaktadırlar. Halbuki ikisinden birisinin nikahı fasittir. Batıl bir nikahla ise bu iki yönden ayrılmaktadır.

İmam Şafii ise: Bu durumda boşamaya da nikahın feshedilmesine de ihtiyaç yoktur; çünkü nikah zaten kıyılmış değildir, demiştir. Duhul (cinsi temas)tan önce ikisinin arası ayrılacak olursa, mehir yoktur. Çünkü fasit bir akit olması hasebiyle malın kabzedilmesi de söz konusu olmaz. Öyleyse ivazın ödenmesi zorunlu değildir, tıpkı fasit bir satış gibi kabul edilir. Ama cinsi temastan sonra araları ayrılacak olursa, kadına mehri öder. Bu durumda erkeğin kadına mehri misil ödemesi gerekir ki, bu görüşü, İmam Ahmed ima etmiştir. Bu, Şafii mezhebinin de görüşüdür. Zira Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Kadının fercinden istifade edip kendisine bunu helal kılmış olacağından dolayı (ondan ayrılması halinde) kadına mehir vermek durumundadır.” buyruğu gelmiştir. Ona “isabet etmesi/dokunmuş olması” gerekçesiyle kadına mehri vermeyi zorunlu kılmıştır. Dokunmasıyla da ancak mehri misli vermesi gereklilik arz eder.

Bir de -hadise göre- akitte mehir vermek (akit açısından) bir zorunluluk değildir. Mesela kadını cinsel ilişkiden önce boşamış olsa, kadına mehir vermek zorunda olmaz. Öyleyse mehir zorunlu olmadığına göre, bu anlamda mehrin olması da, olmaması gibi değerlendirilir, o zaman da geriye cinsel ilişki mucip olarak kalır ve -cinsel temas şüphesinde olduğu gibi- kadına sadece mehri misil vermesi gerekmektedir. O zaman söz konusu mehir tesmiyesi fasit olursa, bu takdirde mehri misil vermesi icap eder ve akdin de aslı itibariyle fasit olması daha evla bir durum alır. İmam Ahmed’den nakledildiğine göre bu durumda kadına mehri müsemma vardır.

Ebu Hanife ise şöyle der: Erkeğe vacip olan mehri müsemma’nın en azını yahut mehri misil vermesidir. Çünkü kadın, mehri misilden başkasından razı olmazsa, o takdirde -sahih akitte olduğu gibi- mehrin daha fazlasını almaya hakkı olmaz. Eğer mehri müsemma daha fazla olursa, fazla kısmını vermesi vacip olmaz; çünkü akit sahih bir şekilde kıyılmış değildir.

“Kadın mehri misilden başkasından razı olmazsa…” görüşü hakkında şöyle cevap verilmiştir: Bir defa bunun sahih ve geçerli olması, ancak söz konusu olan akdin bağlayıcı olması durumunda geçerlidir. Açıklaması geçtiği üzere akit zaten bu haliyle kadına dokunma sebebiyle gereklilik arz etmiştir, o halde kadına -sanki şüphe sebebiyle cima etmiş gibi- tam olarak mehri misil verilmesi zorunluluk arz eder. İlim ehlinin çoğunluğunun görüşüne göre, halvet durumunda mehir namına bir şey vermek gerekli değildir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), mehri ancak kadının fercini helal kıldığı vakit (cinsel ilişki yaptığında) mecbur kılmıştır, yani erkek sadece kadına dokunmuş, ama ilişkiye girmemiştir.

İmam Ahmed’den şöyle ifade edilmiştir: Mehir, sahih akde kıyasla halvet haliyle de gereklilik oluşturur. Buna göre vacip olan akitte icra ettikleri müsemma şekliyle işler. Bunun yanında fasit olan bir nikah ile cinsel temas yapmada bir had (cezası) yoktur, ister kadın ve erkek bu cinsel ilişkinin helal olduğunu yahut haram olduğunu sanmış olsunlar, fark etmez. Bu, tıpkı şahitsiz nikah gibi kabul edilir. Çünkü hadler şüphe sebebiyle düşürülür, uygulanmaz. Buradaki ihtilaf ise şüphelerin en kuvetlisi sayılır. Durum anlaşıldığına göre kim bunun helal olduğunu sanacak olursa, o takdirde günahkar olmaz. Ona edep dersi vermek de mecburi değildir; zira bu füru konulardandır. Ama kim de bunun haram olduğunu sanırsa, günahkar olur ve ona edep dersi vermek icap eder. Bu nikahtan dolayı bir çocuğu dünyaya gelirse, onun nesebi iki halde sirayet etmiş olur. Evli bir kadının nikahlanması yahut iddet bekleyen kadının nikahı gibi batıl nikahlar ve şüpheli evliliklere dair durumu ve haramlığı erkek ve kadın bilecek olurlarsa, bu durumda zina etmiş sayılırlar ve onlara had uygulanır. Bu noktada nesep durumu ilhak olmaz.

Fasit nikah, lian (karı-koca’nın karşılıklı lanet etmesi) konusunda sahih nikahla aynı konumda değerlendirilir. Söz konusu olacak iddet dönemi, halvetle ve vefat iddeti de ölümle gereklilik arz eder, tüm bunlarda ifa edilen yas tutma işlemi ise ihtiyaten koyulmuştur. Bunun yanında fasit nikah şu durumlarla sahih nikahla da ayrılır: Bir defa fasit nikahta karşılıklı miras söz konusu olmaz, evlenen kişi hakkındaki mirasın (intikal) mübahlığı sirayet etmez. Üç defa talak yapmış kocanın, eşiyle cinsel temas yapmasını helal etmez. Fasit nikahla cinsel temas yapan kimse “muhsan (gerçek bir evli)” özelliğini elde etmiş olmaz, yemin etmesi durumunda hakkında ila hükmü (karısına yaklaşmamaya dair kocanın yemin etmesi) de sabit olmaz, bu hususta hayız dönemindeki talak da haram olmaz.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/nikahda-iki-sahit-konusu/,https://kutsalayet.de/evlilige-evla-sayilacak-olan/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız