"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Evlenen bir cariye azad edilirse

Kocası köle olduğu halde cariye azad edilecek olursa, bu durumda cariyenin bu nikahı feshetme hakkı doğar. İlim ehli, bu konuda icma etmişlerdir. Cariye eğer nikahı feshetmeyi tercih ederse, bu durumda kocasından ayrılır. Köleyle birlikte kalmaktan memnun ise artık sonrasında ondan ayrılma hakkı yoktur. Çünkü o vakit bu hakkı kendisinden düşmüş olur, bunda ise bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Hür bir kocanın nikahı altında cariye azad edilecek olursa, cariyenin muhayyerlik hakkı yoktur. Bu, İmam Malik, Evzfü, İmam Şafii ve İshak’ın görüşüdür. Çünkü cariye, kocasıyla nikah noktasında tam olarak eşit kabul edilmediğinden, bu durumda muhayyerliği sabit olmaz, sanki Müslüman bir erkeğin nikahı altında kitabi bir kadının Müslüman olmasına benzer.

Sevri ve rey ashabı ise: Bu durumda cariyenin muhayyerlik hakkı vardır, demişlerdir. Nitekim bu minvalde el-Esved’in yaptığı rivayete göre Hz. Aişe şöyle demiştir: “Cariye olan Berlra’nın kocası hür bir erkek idi. Berlra azad olunca Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kendisini muhayyer kıldı. Bunun üzerine o kendisi için tercihte bulundu…”

Hz. Aişe’den gelen el-Esved’in hadisine gelince, bu noktada Hz. Aişe’den olmak üzere Kasım b. Muhammed ve Urve de rivayette bulunmuşlardır. Onların rivayetine göre ise Berira’nın kocası bir köle idi. Şüphesiz Kasım b. Muhammed ve Urve, el-Esved’den daha öncelikli sayılırlar; çünkü onlar Hz. Aişe’nin erkek ve kız kardeşinin oğullarıdır.

İbn Abbas der ki: “Cariye olan Berira’nın kocası siyahi bir köleydi ve kendisine ‘muğfs’ denilirdi.” İmam Ahmed şöyle demiştir: İbn Abbas’ın bu hadisiyle Hz. Aişe’nin ortaya koyduğu hadisine göre, her ikisi de Berira’nın kocasına “O bir köleydi.” demişlerdir. Medine alimlerinin rivayeti ve amelleri de bu yöndedir. Şüphesiz Medine ehli, bir hadis rivayet edip bir de onunla amel ederlerse bu, en sahih olan hadislerdendir anlamına gelir. el-Esved’in tek başına rivayet ettiği “O adamın hür olduğu” hadisi de sahihtir, ama onun dışında gelen rivayetler “adamın hür olduğu” yönünde gelmemiştir. Devamla şöyle demiştir: Akit, sahih olur ve söz konusu olan ihtilaf sebebiyle de nikah fesholmaz. Hür hakkında ihtilaf vardır, ancak köle hakkında ihtilaf bulunmamaktadır. Muhayyerlik sebebiyle olan ayrılıkla fesh söz konusu olur, yoksa bununla boşama adedi eksilmiş olmaz.

el-Muvaffak: Bu konuda bir ihtilafın olduğunu bilmiyorum, demiştir.

Azad edilmiş olan cariyenin muhayyerliği ise iki durumdan birisi olmadığı vakit ertelenebilir. Kocasıyla olan akdi yahut cima etmesi. Koca, cariyeyle cinsel temas kurmaktan engellenmez. Bu muhayyerliği erteleyebileceğini söyleyenlerden birisi de İmam Malik ve Evzfü’dür. Çünkü bu noktada Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in, Berlra’ya: “Şüphesiz senin yakının sana karşı bir muhayyerliği yoktur.” buyruğu rivayet edilmiştir. el-Muvaffak der ki: Zira Sahabeden isimlerini zikrettiklerimizin görüşü bu yönde olmuştur ve onlara kendi dönemleri içerisinde muhalefet eden de çıkmamıştır; çünkü buna ihtiyaç duyulmaktadır.

İmam Şafii’den bu hususta üç görüş gelmiştir: En zâhir olanı da böyle (yani erteleyebileceği) yöndedir. İkinci görüşüne göre kendisi -şuf’a konusunda olduğu gibi- bu muhayyerliği hemen icra eder. Üçüncüsü ise: Bu durumda üç güne kadar vakti vardır, şeklindedir. Ebu Hanife ve diğer Irak alimleri ise: İlim meclisinde bu cariyenin muhayyerlik hakkı doğar, demişlerdir. Buna göre tercih etmeden evvel cariye azad edilirse, muhayyerliği sakıt olur. Bu, İmam Şafii’nin iki görüşünden birisini oluşturur. Eğer cima ederse -izahı geçtiği üzere- cariye bilsin yahut bilmesin bu muhayyerliği geçersiz sayılır.

el-Kadı (İyaz) ve arkadaşlarının zikrettiğine göre, cariye isabet (cima) etmiş olup da durumu bilmemiş olsa dahi muhayyerlik hakkı vardır. Eğer bu bilgisinden sonra cima etmiş olursa o vakit muhayyerliği yoktur. Bu, Sevri, Evzfü, İmam Şafii ve İshak’ın görüşüdür. Çünkü bilgisinden evvel cariyenin cima etme imkanı olduysa ve erkek de cariyeden razı olduğuna delalet eden bir durum görmüş olmazsa, erkek sanki onunla ilişkiye hiç bulaşmamış gibi sayılır.

Cinsel temastan önce veya sonra azad edilen cariye, kocasıyla beraber kalmayı tercih ederse yahut da temastan sonra nikahın feshedilmesini öngörürse, bu takdirde mehir vermek vacip olur. Çünkü mehir, akdin kıymasıyla gereklilik arz eder. Buna göre kocasıyla beraber kalmayı tercih etmesi halinde, artık erkeğin aleyhine ıskat edici (düşürücü) bir sebebi mevcut yok demektir. Zifaftan sonra cariye nikahı feshedecek olursa, erkek zifafı icra etmiş olduğundan dolayı bir şeyi ıskat etmiş olmaz. Her iki durumda da o, cariyenin efendisi sayılır; çünkü cariye erkeğin mülküne ait olarak akitle kendisine vacip olmuştur.

Cariye cinsel temastan önce nikahın feshedilmesini öngörürse, kendisine mehir verilmez. Bunu, İmam Ahmed ifade etmiştir. Bu, Şafii mezhebinin de görüşüdür. Çünkü ayrılık, cariye tarafından söz konusu olduğu için, haliyle mehri de sakıt olur. Sanki cariye Müslüman olmuş gibi kabul edilir yahut nikahını feshetmiş kimseden olmak üzere cariye dinden çıkmış veya kocası süt kardeşi olduğu halde cariye süt emmiş gibi değerlendirilir.

Azad edilmiş olan cariyenin, hakim’in hükmü olmadan bile nikahı feshetme hakkı vardır. Çünkü bu, üzerinde icma edilmiş bir meseledir, içtihada göre değildir. Bu durumda hakimin hükmüne gerek duyulmamaktadır, tıpkı satılan malın kusurlu olması halinde geri verilmesine benzemektedir. Azad edilmiş olan cariye ayrılmayı tercih ederse bu “fesh” olur, “talak” olmaz. Bunu, Ebu Hanife, Sevri ve İmam Şafii söylemiştir. İmam Malik, Evzfü ve Leys ise bunun “bün talak” olduğu görüşüne sahip olmuşlardır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/nikahi-feshetmeyi-caiz-kilan-ayip-ve-kusurlar/,https://kutsalayet.de/anin-nedir/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız