"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Enbiya 60

Bazıları: “Onları diline dolayan bir genç duymuştuk, adı İbrahim’miş” dediler.

Diyanet Vakfı
(Bir kısmı:) Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrahim denilirmiş, dediler.

Kurtubi Tefsiri
Dediler ki: “İbrahim adındaki bir gencin bunları diline doladığını işitmiştik.”

“Dediler ki: İbrahim adındaki…” âyetinde diyenler İbrahim (aleyhisselâm)ın sözlerini işiten (ve törene gidemeyen) zayıf kimselerdir yahut -az Önce geçtiği gibi- onun bu sözünü işiten tek kişidir.

“Bunları diline doladığını” âyeti, onları ayıpladığını, onlara dil uzattığını bundan dolayı bu işi yapan belki de odur… demektir.

Nahivciler

“İbrahim” lâfzının niçin merfu geldiği hususunda farklı görüşlere sahiptirler. ez-Zeccâc dedi ki: Bu; “Kendisine o İbrahim’dir, denilen…” anlamında olmak üzere merfu’dur. Buna göre hazfedilmiş bir mübtedânın haberi olup cümle de başkası tarafından hikâye edilmiş olur. Yine şöyle demiştir: Bunun nida olup (özel isim olması dolayısıyla) münâdânın (ref üzere mebni olması dolayısıyla) dammesinin de bu mebnilik dolayısıyla gelmiş olması da mümkündür. Bu durumda “kendisine İbrahim denilen” deki; “Kendisine” lâfzı da meçhul fiilin naib-i faili olur.

Şöyle de açıklanmıştır: Bunun ref ile gelmesi nâib-i fail olduğundan ötürüdür. Bu durumda “İbrahim” lâfzı belli bir şahsa delalet etmeyen, bunun yerine onun telaffuz edilmesi, bu lâfzın bu şekilde mebni oluşuna delil teşkil ettiği kabul edilir. Yani bu sözle ve bu lafızla anılan kişinin (onları diline doladığını işitmiştik), demek olur. Mesela Zeyd, fa’l veznindedir, yahut Zeyd üç harfli bir kelimedir, anlamındaki ifadeler de böyle olup, bunlar herhangi bir şekilde şahsa delalet etmeyip bunları telaffuz etmekle bizzat lâfzın kendisine işaret edilmiş olur. İşte buna binaen bir kimse; “Ben İbrahim dedim” denildiğinde “İbrahim” lâfzı sahih bir mef’ûl olur ve bu, söylenen söz ve telaffuz edilen lâfız konumunda olur. Bu durumda artık fiilîn meçhul gelmesinde de herhangi bir imkânsızlık düşünülemez. Burada “İbrahim” lâfzının merfu geliş sebebi hususunda İbn Atiyye’nin tercih ettiği açıklama şekli de budur,

Üstaz Ebû’l-Haccac el-İşbilî “el-A’lemde” şöyle demiştir: Bu lâfız mühmel olduğu için (yani kendisinde amel eden bir başka lâfız olmadığından) merfu gelmiştir. İbn Atiyye dedi ki: O merfu geliş şekli ile ilgili açıklamaların bu sözü söyleyenlerin maksadını açıklamaya yeterli olmadığını görmüş gibi olduğundan olmalıdır ki; herhangi bir sebeb olmaksızın merfu olduğu kanaatine varmıştır. Nitekim her türlü amilden uzak, lâfızların da mübtedâ olarak merfu gelmesi böyledir.

“el-Fetâ” genç demektir. “el-Fetât” de genç kız demektir. İbn Abbâs dedi ki: Allah’ın gönderdiği bütün peygamberler genç yaşta peygamber olmuşlardır. Sonra da:

“İbrahim adındaki bir gencin bunları diline doladığımı işitmiştik” âyetini okudu.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/enbiya-59/,https://kutsalayet.de/enbiya-61/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız