En büyük korku onları üzmez. Melekler onları karşılar: “İşte bu, size vaat edilen gününüzdür.”
Diyanet Vakfı
En büyük dehşet dahi onları tasalandırmaz. Melekler kendilerini şöyle karşılar: İşte bu size vadedilmiş olan (mutlu) gününüzdür.
Kurtubi Tefsiri
En büyük korku onları üzmez. Melekler onları karşılayıp: “İşte bu, vaad olunduğunuz gündür” derler.
“En büyük korku onları üzmez.” Ebû Cafer ve İbn Muhaysın
“Onları üzmez” âyetini “ya” harfini ötreli, “ze” harfini de esreli olarak okumuşlardır. Diğerleri ise “ya” harfini üstün ve “ze” harfini ötrelî okumuşlardır, el-Yezidî dedi ki: Kureyşlilerin kullanımı birinci şekildir, ikinci şekil ise Temimlilerin şivesidir. Her ikisi ile de okunmuştur.
“En büyük korku” İbn Abbâs’tan nakledildiğine göre; kıyâmet günü ve öldükten sonra dirilişin dehşetli halleridir. el-Hasen dedi ki: O, kulların cehennem ateşine götürülmesi emri verileceği vakittir. İbn Cüreyc, Saîd b. Cübeyr ve ed-Dahhak ise; o ateş cehennemliklerin üzerine kapatılıp ölüm cennet ile cehennem arasında boğazlanacağı vakittir, demişlerdir.
Zünnûn el-Mısrî dedi ki: Bu, her türlü bağın koparılması ve ayrılığın gerçekleşmesidir.
Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kıyâmet gününde üç kişi vardır ki; bunlar en değerli miskten bir tepenin üzerinde olacaklardır. “O en büyük korku” da kendilerini üzmeyecektir: Allah için bir topluluğa İmâmlık yapan ve arkasından namaz kılanların da bu İmâmlığına razı oldukları kişi, bir kavme ecrini Allah’tan bekleyerek ezan okuyan kişi, bir de dünyada köle olmakla imtihan olunduğu halde, bu hali kendisini Rabbine itaatten alıkoymayan kişidir.” Tirmizî, Birr 48, Stfatu’l-Çerine 25; Müsned, II, 26.
Ebû Seleme b. Abdurrahman dedi ki: Kölesini dövmekte olan bir adamın yanından geçtim. Köle bana İşaret etti. Ben efendisiyle konuştum ve nihayet onu affetti. Ebû Said el-Hudrî ile karşılaştım ve ona bunu haber verdim. Bana: Ey kardeşimin oğlu dedi; “Her kim sıkıntı ve keder içerisinde olan birisinin imdadına yetişirse Allah onu o en büyük korku ve dehşet gününde, cehennem ateşinden azad eder.” Ben bunu Rasülullah (sallallahü aleyhi ve sellem)dan dinledim. “Kim bir mü minin dünya sıkıntılarından bir sıkıntısını giderirse, yüce Allah da buna karşılık o kimsenin âhiretteki sıkıntılarından birisini giderecektir” anlamındaki hadis: Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58, Zikir 38; Ebû Dâvûd, Etleb 38, 60; Tirmizî, Hudûd 3, Birr 19; İbn Mâce, Mukaddime 17; Müsned, II, 91, 252, 2%, 500, 514.
“Melekler onları karşılayıp” yani melekler cennet kapılarında onları tebrik ederek karşılarlar ve onlara:
“İşte bu vaad olunduğunuz gündür” derler. Kabirden çıkacakları vakit rahmet melekleri onları karşılar, diye de açıklanmıştır. İbn Abbâs’tan nakledildiğine göre: “İşte bu, vaad olunduğunuz gündür” âyeti; onlara… derler demek olup; bu ifadeler hazfedilmiştir.
“İşte bu” kendisinde lütuf ve ihsana mazhar olduğumuz
“vaad olunduğunuz gündür.”