Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramışlardır. Nihayet kıyamet kendilerine ansızın geldiğinde, Orada yaptığımız ihmallerden dolayı vah bize! derler. Onlar günah yüklerini sırtlarında taşırlar. Dikkat edin! Taşıdıkları yük ne kötüdür!
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Kad hasire (gerçekten ziyana uğradılar) ellezine kezzebu (o kimseler ki yalanladılar) bi likaillahi (Allah’a kavuşmayı) hatta iza caethumus saatu (nihayet onlara kıyamet geldiğinde) bagteten (ansızın) kalu (derler ki) ya hasretena (eyvah bize) ala ma ferratna fiha (orada eksik bıraktıklarımızdan dolayı) ve hum yahmilune (ve onlar taşırlar) evzarehum (yüklerini) ala zuhurihim (sırtlarında) e la sae (ne kötüdür) ma yezirun (taşıdıkları şey)
Mukatil Tefsiri
Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramışlardır sözüyle öldükten sonra dirilmeyi yalanlayanlar kastedilmektedir. Nihayet kıyamet kendilerine ansızın geldiğinde, yani kıyamet günü birdenbire ve beklemedikleri bir anda gelip çattığında Kureyş kâfirleri, Dünyada Allah’ı anmayı ihmal etmemizden dolayı yazıklar olsun bize, derler; yani dünyada Allah’ı zikretme hususunda zayi ettiklerimiz ve ihmal ettiklerimiz sebebiyle ne büyük pişmanlık içindeyiz, diye hayıflanırlar. Ardından Yüce Allah, Onlar günah yüklerini sırtlarında taşırlar. Dikkat edin, taşıdıkları yük ne kötüdür, buyurmaktadır. Bunun sebebi şudur: Kâfir ahirette yeniden diriltildiğinde onun kötü ameli çirkin yüzlü, görünüşü kötü, kokusu iğrenç bir Habeşli suretinde kendisine gelir. Kâfir ona, Sen kimsin, der. O da, Ben senin kötü amelinim; dünyada seni şehvetler ve lezzetler üzerinde ben taşıdım, bugün de sen beni taşı, der. Kâfir, Seni taşımaya nasıl güç yetirebilirim, deyince o, Dünyada seni taşıdığım gibi sen de bugün beni taşı, der ve onun sırtına biner. İşte Onlar günah yüklerini sırtlarında taşırlar. Dikkat edin, taşıdıkları yük ne kötüdür sözünün anlamı budur; yani taşıdıkları şey ne kadar kötü bir yüktür.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah, Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramışlardır sözüyle şunu kastetmektedir: Allah’a kavuşmayı yalanlayan, yani ölümden sonra dirilişi, sevabı ve cezayı, cenneti ve cehennemi inkâr eden Kureyş müşrikleri ve bu hususta onların yolundan gidenler helak olmuş ve imanı küfür karşılığında sattıkları alışverişlerinde zarara uğramışlardır. Nihayet kıyamet kendilerine geldiğinde, yani Allah’ın ölüleri kabirlerinden dirilteceği saat gelip çattığında… Burada kıyamet anlamındaki saat kelimesinin başına belirli tanımlık getirilmiştir; çünkü hitap edilenler bunun ne anlama geldiğini ve kastedilenin sözü edilen o belirli saat olduğunu bilmektedirler. Ansızın ifadesi ise, onun gelişine uğrayan kimsenin ne zaman geleceğini bilmediği bir anda, birdenbire gelmesi demektir. Arapçada bir kimseyi bu şekilde ansızın yakaladığında bu kökten gelen ifade kullanılır. Orada yaptığımız ihmallerden dolayı vah bize! sözünün anlamı da şudur: Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar, cennetteki makamlarını, cennet ehlinin cehennemdeki makamları karşılığında satmaları sebebiyle zarara uğramışlardır. Kıyamet kendilerine ansızın geldiğinde, sattıkları ve satın aldıkları şeyi görüp dünyada yaptıkları alışverişin ne büyük bir zararla sonuçlandığını anladıklarında, kendilerini uğrattıkları büyük aldanış ve hiçbir zararın kendisinden daha büyük olamayacağı ağır kayıp sebebiyle pişmanlık ve üzüntü içinde, Orada yaptığımız ihmallerden dolayı vah bize! derler. Yani, o alışverişte zayi ettiğimiz şeylerden dolayı vah pişmanlığımıza! demektir. Buradaki orada zamiri alışverişe dönmektedir. Her ne kadar alışveriş kelimesi açıkça zikredilmemiş olsa da Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramışlardır sözü ona delalet ettiği için ayrıca zikredilmesine ihtiyaç duyulmamıştır. Çünkü zararın ancak zarar edilmiş bir alışverişte söz konusu olacağı bilinmektedir. Buna göre sözün anlamı şöyledir: Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar, kendilerine Allah’ın rızasını ve cennetini kazandıracak imanı, O’nun gazabını ve azabını hak etmelerine sebep olacak küfür karşılığında satarak zarara uğramışlardır. Kıyamet kopuncaya kadar bu alışverişte ne kadar büyük bir zarara uğradıklarının farkına varmazlar. Kıyamet kendilerine ansızın gelip alışverişlerinde uğradıkları zararı gördüklerinde ise pişmanlık içinde, Orada yaptığımız ihmallerden dolayı vah bize! derler. Tefsir ehli de bu hususta bizim söylediğimize benzer açıklamalarda bulunmuştur. Bu görüşü söyleyenlerden rivayet edildiğine göre Muhammed b. Hüseyin bana rivayet etti, dedi ki: Ahmed b. Mufaddal bize rivayet etti, dedi ki: Esbât, Süddî’den, Orada yaptığımız ihmallerden dolayı vah bize! sözü hakkında şöyle rivayet etti: Vah bize, yani cennet amellerinden zayi ettiğimiz şeylerden dolayı vah pişmanlığımıza! demektir. Muhammed b. Umâre el-Esedî bize rivayet etti, dedi ki: Yezîd b. Mihrân bize rivayet etti, dedi ki: Ebû Bekir b. Ayyâş, A‘meş’ten, o Ebû Sâlih’ten, o da Ebû Saîd’den, Peygamber’in Vah bize! sözü hakkında şöyle dediğini rivayet etti: Cehennem ehli cennetteki makamlarını görür ve bunun üzerine, Vah pişmanlığımıza! derler.
Onlar günah yüklerini sırtlarında taşırlar. Dikkat edin! Taşıdıkları yük ne kötüdür! Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Allah’a kavuşmayı yalanlayan bu kimseler günah yüklerini sırtlarında taşırlar. Onlar ifadesi daha önce sözü edilen kimselere dönmektedir. Günah yüklerini taşırlar, yani günahlarını ve suçlarını taşırlar. Bu kelimenin tekili vizrdir. Bir kimse günah işlediğinde Arapçada vezera’r-raculu yeziru denilir. Bir topluluğun günaha girdiği anlatılmak istendiğinde ise vezira’l-kavmu fehum yûzerûne ve hum mevzûrûn denilir. Bazıları vizr kelimesinin ağırlık ve yük anlamına geldiğini ileri sürmüştür. Ancak ben bunun böyle kullanıldığına dair ne bir şahit ne de güvenilir bir kimseden Araplara dayanan bir rivayet biliyorum. Yüce Allah sırtlarında buyurmuştur; çünkü yük başta, omuzda veya başka bir yerde de taşınabilir. Böylece onların taşıdıkları bu yükün nerede bulunduğunu açıklamıştır. O gün günah yüklerini sırtlarında taşımaları hakkında şu rivayet nakledilmiştir: İbn Humeyd bize rivayet etti, dedi ki: Hakem b. Beşîr b. Süleyman bize rivayet etti, dedi ki: Amr b. Kays el-Mülâî şöyle dedi: Mümin kabrinden çıktığında ameli onu en güzel surette ve en hoş kokuyla karşılar ve ona, Beni tanıyor musun? der. Mümin, Hayır, fakat Allah senin kokunu hoş, suretini de güzel kılmış, der. O da, Ben dünyada da böyleydim. Ben senin salih amelinim. Dünyada uzun süre sen bana bindin, bugün de sen bana bin, der ve Takva sahiplerini Rahmân’ın huzuruna binekli bir heyet olarak toplayacağımız gün (Meryem 85) ayetini okur. Kâfiri ise en çirkin suretli ve en kötü kokulu bir şey karşılar ve ona, Beni tanıyor musun? der. Kâfir, Hayır, fakat Allah senin suretini çirkin, kokunu da kötü kılmış, der. O da, Ben dünyada da böyleydim. Ben senin kötü amelinim. Dünyada uzun süre sen bana bindin; bugün ise ben sana bineceğim, der ve Onlar günah yüklerini sırtlarında taşırlar. Dikkat edin! Taşıdıkları yük ne kötüdür! ayetini okur.
Muhammed b. Hüseyin bize rivayet etti, dedi ki: Ahmed b. Mufaddal bize rivayet etti, dedi ki: Esbât, Süddî’den Onlar günah yüklerini sırtlarında taşırlar sözü hakkında şöyle rivayet etti: Zalim bir kimse öldüğünde ve kabrine girdiğinde, çirkin yüzlü, siyah renkli, kötü kokulu ve üzerinde kirli elbiseler bulunan bir adam gelip onunla birlikte kabrine girer. Onu görünce, Yüzün ne kadar çirkin! der. O da, Senin amelin de böyle çirkindi, der. Kokun ne kadar kötü! der. O da, Senin amelin de böyle kötü kokuyordu, der. Elbiselerin ne kadar kirli! der. O da, Senin amelin de kirliydi, der. Sen kimsin? diye sorunca, Ben senin amelinim, der. Böylece kabirde onunla birlikte kalır. Kıyamet günü diriltildiğinde ona, Ben dünyada seni lezzetler ve şehvetlerle taşıyordum; bugün ise sen beni taşıyacaksın, der. Ardından onun sırtına biner ve onu cehenneme sokuncaya kadar sürer. İşte Onlar günah yüklerini sırtlarında taşırlar sözünün anlamı budur.
Yüce Allah’ın Dikkat edin! Taşıdıkları yük ne kötüdür! sözüne gelince, bunun anlamı şudur: Taşıdıkları günah yükü ne kötüdür! Yani Rablerini inkâr etmeleri sebebiyle işledikleri günah ne kötüdür! Nitekim Hasan b. Yahyâ bize rivayet etti, dedi ki: Abdürrezzâk bize haber verdi, dedi ki: Ma‘mer, Katâde’den Dikkat edin! Taşıdıkları yük ne kötüdür! sözü hakkında şöyle rivayet etti: Yaptıkları şey ne kötüdür!
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…