Kendilerine kitap verdiklerimiz onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar iman etmezler.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ellezine ateynahumul kitabe (kendilerine kitap verdiklerimiz) ya’rifunehu (onu tanırlar) kema ya’rifune ebnaehum (kendi oğullarını tanıdıkları gibi) ellezine hasiru enfusehum (kendilerini ziyana uğratanlar) fe hum (işte onlar) la yu’minun (iman etmezler)
Mukatil Tefsiri
Müşriklerin: “Ehl-i kitaba sorduk; onlar senin peygamberliğini bilmiyor.” demeleri üzerine Allah Teâlâ bu âyeti indirmiştir.
“Kendilerine kitap verdiklerimiz onu tanırlar.” Yani Ehl-i kitap, kendi kitaplarında yer alan vasıflardan dolayı Hz. Muhammed’in peygamber olduğunu çocuklarını tanıdıkları kadar kesin bilirler.
Bu konuda Abdullah b. Selâm şöyle demiştir:
“Ben Muhammed’i kendi oğlumdan daha iyi tanırım. Çünkü oğlum hakkında annesinin sonradan ne yaptığını bilemem; fakat Muhammed’in vasıfları konusunda hiçbir şüphem yoktur.”
Ardından Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Kendilerini ziyana uğratanlar ise iman etmezler.” Yani kendilerini hüsrana sürükleyen kimseler, Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna iman etmezler.
Bu anlamı destekleyen diğer bir âyet de şudur:
“Kendilerine kitap verdiklerimiz, onun Rabbin tarafından hak olarak indirildiğini bilirler. Sakın şüphe edenlerden olma.” (En’âm 114)
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Kendilerine Tevrat ve İncil’i verdiğimiz kimseler, ilahın birden çok ilah değil, yalnızca tek bir ilah olduğunu ve Muhammed’in gönderilmiş bir peygamber olduğunu kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyana uğratanlar ifadesi, ayetin başındaki Kendilerine kitap verdiklerimiz ifadesinin niteliğidir. Yüce Allah’ın Kendilerini ziyana uğratanlar sözüyle kastettiği ise, Muhammed’in Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu inkâr etmeleri sebebiyle, bunun hakikatini bildikleri halde kendi nefislerini helake sürüklemeleri ve onları cehennem ateşine atmalarıdır. İşte onlar iman etmezler sözü de bu şekilde kendi nefislerini ziyana uğratmaları sebebiyle iman etmedikleri anlamına gelmektedir. Kendilerini ziyana uğratmalarının anlamının şu olduğu da söylenmiştir: Her kulun cennette bir makamı ve cehennemde bir makamı vardır. Kıyamet günü geldiğinde Allah, cennet ehline cehennem ehlinin cennetteki makamlarını verir, cehennem ehline de cennet ehlinin cehennemdeki makamlarını verir. İşte içlerinden ziyana uğrayanların ziyanı budur; çünkü onlar dünyada Allah’a isyan etmeleri ve kendi nefislerine zulmetmeleri sebebiyle cennetteki makamlarını, cennet ehlinin cehennemdeki makamları karşılığında satmışlardır. Yüce Allah’ın Firdevs’e mirasçı olanlar, orada ebedî kalacaklardır sözünün anlamı da budur. (Mü’minûn 11) Kendilerine kitap verdiklerimiz onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar sözünün anlamı hakkında bizim söylediğimize benzer açıklamayı tevil ehli de söylemiştir. Bunu söyleyenlerin zikri şöyledir: Bişr b. Muâz bize rivayet etti, dedi ki: Yezîd bize rivayet etti, dedi ki: Saîd, Katâde’den Kendilerine kitap verdiklerimiz onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar sözü hakkında şöyle rivayet etti: İslâm’ın Allah’ın dini olduğunu ve Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğunu bilirler; onu kendi yanlarında bulunan Tevrat ve İncil’de yazılı olarak bulurlar. Hasan b. Yahyâ bize rivayet etti, dedi ki: Abdürrezzâk bize Ma‘mer’den, o da Katâde’den Kendilerine kitap verdiklerimiz onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar sözü hakkında şöyle rivayet etti: Bunlar Hristiyanlar ve Yahudilerdir; Allah’ın Elçisi’ni kendi kitaplarında, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Muhammed b. Hüseyin bize rivayet etti, dedi ki: Ahmed b. Mufaddal bize rivayet etti, dedi ki: Esbât, Süddî’den Kendilerine kitap verdiklerimiz onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar sözü hakkında rivayette bulundu. Kâsım bize rivayet etti, dedi ki: Hüseyin bize rivayet etti, dedi ki: Haccâc bana İbn Cüreyc’den, Kendilerine kitap verdiklerimiz onu, kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar sözü hakkında şöyle rivayet etti: Burada Peygamber kastedilmektedir. İbn Cüreyc dedi ki: Medine halkı, Ehl-i kitaptan Müslüman olan kimselerin şöyle söylediklerini nakletmiştir: Allah’a yemin olsun ki biz onu kendi oğullarımızdan daha iyi tanıyoruz; çünkü onun sıfatını ve niteliklerini kitapta buluyoruz, fakat oğullarımıza gelince, kadınların ne yaptıklarını bilemeyiz.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…