"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Enam 61

O, kullarının üzerinde mutlak hâkimdir. Üzerinize koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar kusur etmezler.

Diyanet Vakfı
O, kullarının üstünde yegane kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Niha-yet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz (görevli melekler) onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler.

Kurtubi Tefsiri
O, kullarının üzerinde kahir olandır. Üzerinize koruyucular da gönderir. Nihayet birinize ölüm gelse, elçilerimiz onun ruhunu alırlar. Onlar eksik de yapmazlar.

Yüce Allah’ın:

“O, kullarının üzerinde kahir olandır” âyetindeki “üzerinde oluş” İle mevki ve rütbe bakımından bir üstte oluş kastedilmektedir. Yoksa, mekan ve cihet itibariyle bir üstte oluş kastedilmemektedir. Sûrenin baş taraflarında da açıklandığı gibi…

“Üzerinize koruyucular da gönderir.” Bu koruyucular meleklerdendir. “Gönderme”nin gerçek anlamı ise, beraberinde taşıdığı mesaj ile birlikte birşeyi serbest bırakmaktır. Buna göre meleklerin gönderilmesi, kendilerine emrolunan ve taşıdıkları koruyuculuk görevi ile gönderilmeleri demektir. Nitekim yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:

“Şüphe yok ki, üzerinizde koruyucular vardır.” (el-İnfitâr, 82/10)

Yani, kullarının amellerini koruyup tesbit eden, onları afetlerden muhafaza eden melekler vardır.

“Hafaza” hafız (koruyucu)nun çoğuludur. Ketebe kelimesinin kâtib’in çoğulu olması gibi. Hafazadan kastın, geceleyin iki ve gündüzün İki melek olduğu söylenmiştir. Bunlardan birisi hayrı yazar, diğeri de şerri. İnsan yürüdüğü vakit, bunlardan birisi önünde, diğeri de arkasında olur. Oturduğu takdirde de birisi onun sağında, diğeri de onun solunda bulunur. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Sağında ve solunda oturan, yaptıklarını tesbit eden iki (melek) vardır.” (Kaf, 50/17)

Şöyle de denilmektedir: Her bir İnsanın beş meleği vardır. İkisi geceleyin ikisi gündüzün onunla birlikte bulunur. Beşincisi ise gece gündüz yanından ayrılmaz. Doğrusunu en iyi bilen Allahtır.

Ömer b. el-Hattâb (radıyallahü anh) da şöyle demiştir:

“İnsanlardan kimisi bedbaht olarak yaşar

Kalbi cehalet içerisinde uyanıkken de gaflettedir

Eğer bu kişi bir vefa ve sağlam bir görüş sahibi ise

Ölümden korkar ve Hafaza meleklerinden de sakınır

İnsanların kimisi yola koyulur gider, kimisi yerinde ikâmete devam eder

Ayrılıp giden, kalana bir öğüttür.”

Yüce Allah’ın:

“Nihayet birinize ölüm gelse” âyeti ile daha önce el-Bakara Sûresi’nde de (2/133- âyetin tefsirinde) geçtiği gibi, ölümün sebepleri kastedilmektedir.

“: Elçilerimiz onun ruhunu alırlar” âyetindeki fiilin müennes gelmesi (fail olan elçilerimizin) çoğul oluşundan dolayıdır. Nitekim şanı yüce Allah bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır:

“: Yemin olsun peygamberlerimiz onlara apaçık âyetlerle gelmişlerdi” (el-Mâide, 5/32);

“: … Peygamberler de yalanlanmıştı.” (Fatır, 35/4)

Hamza, çoğul olan Öznenin fiilini müzekker kabul ederek; : diye okuduğu gibi, el-A’meş. de hem müzekker hem de baş tarafını bir “te” fazlalığı ile; diye okumuştur.

Burada kastedilenler, ölüm meleğinin yardımcılandır. Bunu da İbn Abbâs ve başkaları ifade etmiştir. Rivâyete göre bu ölüm meleğinin yardımcıları ruhu cesetten çekip alırlar. Nihayet ruhun kabzedilmesi noktasına gelinince onu ölüm meleği kabzeder.

el-Kelbî der ki; Ölüm meleği ruhu cesetten kabzeder. Sonra bu ruhu, ölen mü’min ise rahmet meleklerine, kâfir ise azap meleklerine teslim eder. Denildiğine göre, ölüm meleği ile birlikte yedi rahmet meleği ve yedi de azap meleği bulunur. Mü’min bir ruhu kabzetti mi, bunu rahmet meleklerine teslim eder. Onlar da bu ruha sevap müjdesini verirler ve onu alıp semaya çıkartırlar. Kâfir bir ruhu kazbetti mi, bunu da azap meleklerine teslim eder. Onlar da bu ruha azap müjdesini verirler ve onu korkuturlar. Daha sonra bu ruhu semaya doğru yükseltirler, arkasından ise o ruh Siccin’e geri döndürülür. Mü’minin ruhu ise İlliyyîn’e çıkartılır.

Ruhun alınması, kimi zaman ölüm meleğine izafe edilmektedir, Yüce Allah’ın:

“De ki, size vekil kılınan ölüm meleği, ruhunuzu alacaktır” (es-Secde, 32/11.) âyetinde olduğu gibi. Bu âyet-i kerimede ve diğerlerinde olduğu gibi bazen bu meleklere de izafe edilir. Çünkü bu işi üstlenenler onlardır. Gerçek anlamıyla ruhu alan yüce Allah olduğu için, canı almak kimi zaman Allah’a da İzafe edilir, Yüce Allah’ın şu âyetinde olduğu gibi:

“Allah, ölümleri zamanında ruhları alır” (ez-Zümer, 39/42);

“Allah sizi diriltir, sonra sizi öldürür” (el-Casiye, 45/26);

“O, ölümü ve hayatı yaratandır.” (el-Mülk, 67/2)

Meleklerden görevli olan her bir melek kendisine ne emrolunursa ancak onu yapar. “Onlar eksik de yapmazlar.” Yani, hiçbir emri boşa çıkartmaz ve kusurlu iş yapmazlar. Yani, Allah’ın emrine itaat ederler.

Tefrit, aslında -önceden geçtiği gibi- öne geçmekten alınmadır. Buna göre “: Acizliğini ortaya koydu,” anlamına gelir. (Bu durumda âyet; onlar, kendilerine emrolunanları yerine getirmekten acze düşmezler anlamında olur)

Ebû Ubeyde der ki: Bu hususta herhangi bir gevşeklik göstermezler, demektir. Ubeyd b. Umeyr de;

“Onlar eksik de yapmazlar” âyetini, şeddesiz olarak; diye okumuştur. Yani onlar, kendilerine emrolunana (ölene) ikramda bulunmak veya onu küçük düşürmek hususlarında haddi aşmazlar.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/enam-60/,https://kutsalayet.de/enam-62/