İşte böylece onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihan ettik ki, Allah aramızdan bunlara mı lütufta bulundu, desinler. Allah şükredenleri en iyi bilen değil midir?
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve kezalike fetenna (işte böyle denedik) ba’dahum bi ba’din (onların bir kısmını diğerleriyle) li yekulu (demeleri için) e haulai (bunlar mıymış) mennallahu aleyhim (Allah’ın nimet verdiği kimseler) min beynina (aramızdan) e leysallahu (Allah değil midir) bi a’leme (daha iyi bilen) biş şakirin (şükredenleri)
Mukatil Tefsiri
İşte böylece onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihan ettik. Yani Araplardan ve mevlâlardan olan fakir Müslümanları; Ebû Cehil, Velîd, Utbe, Ümeyye, Süheyl b. Amr ve benzerleri gibi Arap müşriklerle imtihan ettik. Onlar mı Allah’ın aramızdan lütufta bulunduğu kimseler? Yani Allah’ın İslâm nimetiyle nimetlendirdiği kimseler bunlar mı? Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu: Allah şükredenleri en iyi bilen değil midir? (En‘âm 53) Yani içinizden kendisini birleyenleri başkalarından daha iyi bilen değil midir? Furkân suresindeki Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınız için imtihan vesilesi kıldık… (Furkân 20) ayetinin sonuna kadar olan kısmı da onlar hakkında indirilmiştir.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın İşte böylece onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihan ettik sözü, işte böylece onları sınadık ve denedik anlamındadır. Muhammed b. Abdüla‘lâ bize rivayet etti, dedi ki: Muhammed b. Sevr bize Ma‘mer’den rivayet etti; Hüseyin b. Yahyâ da bize rivayet etti, dedi ki: Abdürrezzâk bize haber verdi, dedi ki: Ma‘mer bize Katâde’den İşte böylece onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihan ettik sözü hakkında şöyle nakletti: Onların bir kısmını diğer bir kısmıyla sınadık. Fitnenin anlamının imtihan ve sınama olduğunu daha önce bu kitabımızda açıklamıştık; bu sebeple burada tekrar etmeye ihtiyaç yoktur. Yüce Allah’ın kullarının bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihan etmesi, kendilerine taksim ettiği rızıklar ve yaratılış özellikleri bakımından onları birbirinden farklı kılmasıyla olmuştur; bazılarını zengin, bazılarını fakir, bazılarını güçlü, bazılarını zayıf kılmış ve böylece onları sınamak için birbirlerine muhtaç hale getirmiştir. Tefsir ehlinin bir topluluğu da bu konuda bizim söylediğimize benzer açıklamalarda bulunmuştur. Bunu söyleyenlerin zikri şöyledir: Müsennâ bana rivayet etti, dedi ki: Abdullah b. Sâlih bize rivayet etti, dedi ki: Muâviye b. Sâlih bana Ali b. Ebî Talha’dan, o da İbn Abbas’tan İşte böylece onların bir kısmını diğer bir kısmıyla imtihan ettik sözü hakkında şöyle nakletti: Allah onların bir kısmını zengin, bir kısmını fakir kıldı. Bunun üzerine zenginler fakirlere, Allah aramızdan bunlara mı lütufta bulundu, yani Allah bunları mı hidayete erdirdi, dediler. Bunu alay ve küçümseme maksadıyla söylediler.
Allah aramızdan bunlara mı lütufta bulundu, desinler sözüne gelince, Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: İnsanları zenginlik ve fakirlik, izzet ve zillet, güç ve zayıflık, hidayet ve sapıklık bakımından birbirleriyle imtihan ettik ki Allah’ın saptırdığı ve hak yolunu kendisine göremez hale getirdiği kimseler, Allah’ın hidayete erdirip muvaffak kıldığı kimseler hakkında alay ederek ve İslâm’a ve Müslümanlara düşmanlık ederek, Allah aramızdan bunlara mı hidayet ve doğru yol nimeti verdi? Bunlar fakir, zayıf ve aşağı görülen kimseler; biz ise zengin ve güçlü kimseleriz, desinler. Bunun üzerine Yüce Allah, Allah şükredenleri en iyi bilen değil midir, buyurmaktadır. Bu, Allah’ın fakir ve zayıf kimseleri hakka hidayet edip kendilerini bundan mahrum bırakmasını kabul etmeyen bu müşriklere verilmiş bir cevaptır. Yani Allah şöyle buyurmaktadır: Yarattıklarımdan nimetlerime kimin şükrettiğini, kimin de onları inkâr ettiğini en iyi bilen ben değil miyim? İçlerinden nimetlerime şükreden kimseye, bana şükretmesinin karşılığı olarak hidayet lütfunda bulunur; nimetlerimi inkâr eden kimseyi ise bu nankörlüğünün cezası olarak doğru yoldan mahrum bırakırım. Bu, içlerinden zengin olanın zenginliği veya fakir olanın fakirliği sebebiyle değildir. Çünkü hiçbir kimse sevap veya cezayı zenginliği ya da fakirliği sebebiyle değil, ancak kendi kazandığı ameli sebebiyle hak eder; zenginlik, fakirlik, güçsüzlük ve kuvvet ise yaratılmışların kendi fiilleri değildir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…