Deveden iki, sığırdan iki. De ki: “Allah bu iki erkeği mi haram kıldı, yoksa dişilerini mi? Yoksa dişilerinin rahimlerinin içindekini mi? Allah bunları size vasiyet ettiğinde siz şahit miydiniz?” Artık kim Allah’a yalan uydurup insanları bilgisizce saptırırsa, hiç şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Diyanet Vakfı
Deveden de iki, sığırdan da iki (yarattı.) De ki: O bunların erkeklerini mi, dişilerini mi, yoksa bu iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kıldı? Yoksa Allahın size böyle vasiyet ettiğine şahit mi oldunuz? Bilgisizce insanları saptırmak için Allaha karşı yalan uydurandan kim daha zalimdir! Şüphesiz Allah o zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Kurtubi Tefsiri
Deveden de iki (çift), sığırdan da iki (çift yaram). De ki: “Onların erkeklerini mi, dişilerini mi, yahut dişilerinin dol yataklarında sarınıp bürüneni mi, (hangisini) haram kıldı? Yoksa Allah bunu, size tavsiye ettiğinde hazır mıydınız? İnsanları saptırmak için bir bilgiye dayanmaksızın Allah’a iftira eden kimseden daha zalim kim olabilir? Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğuna hidâyet vermez.
Bu âyetlere dair açıklamalarınım üç başlık halinde sunacağız:
1. Âyetin Nüzul Sebebi Ve “Çift: Zevç” Kelimesinin Anlamı:
Yüce Allah’ın:
“Sekiz çift” âyetindeki;
“Sekiz” kelimesi, mahzuf bir fiil ile nasbedilmiştir. Yani: Sekiz çift -yaratmıştır-.” Bu açıklama el-Kisaî’den nakledilmiştir. el-Ahfeş Said ise şöyle demektedir: Bu kelime
“Yük taşıyacak, döşek yapılacak olanlar” (el-En’am, 6/142) dan bedel olmak üzere nasbedilmiştir.
el-Ahfeş Ali b. Süleyman ise şöyle demektedir: Bu, yeyiniz” mukadder fiili ile nasbedilmiştir. Yani: Sekiz çiftin etlerini yeyiniz. Bu kelimenin;
“Size verdiği rızıktan” (el-En’âm, 6/142) anlamındaki âyette yer alan ism-i mevsulun nasb mahallinde olması dolayısıyla bedel olarak nasbedilmesi mümkündür. Aynı şekilde Mübâh olan şeyleri yiyiniz. Koyundan iki çift… olmak üzere sekiz çift” anlamında nasb edilmiş olması da mümkündür.
Âyet-i kerîme, Mâlik b. Avf ve arkadaşları hakkında nâzil olmuştur. Onların;
“Şu davarların karınlarındaki yavrular, yalnız erkeklerimize helâl, kadınlarımıza haramdır” (6/139) âyetinde işaret edilen sözleri söylemeleri üzerine yüce Allah, bu âyet-i kerîme ile Peygamberin ve mü’minlerin dikkatlerini kendileri için helâl kıldığı şeylere çevirmektedir. Tâ ki, onlar da Allah’ın helâl kıldığı şeyleri haram kılanlar durumuna düşmesinler.
“(Çift anlamına gelen:) zevç” kelimesi, “(tek anlamına gelen) “ferd”in zıddıdır. Meselâ; Çift ya da tek” denildiği gibi, yine aynı anlamlarda olmak üzere; da denilir.
Buna göre, yüce Allah’ın:
“Sekiz çift”, sekiz tek demektir. Araplara göre, bir başka teke ihtiyacı bulunan her bir tek şeye (tek başına dahi olsa) zevç denilir. O bakımdan kocaya zevç denildiği gibi, hanıma da zevç denilir. Zevç lâfzı, hem tek kişi hakkında, hem de iki kişi hakkında kullanılabilir. Meselâ; O ikisi, iki çifttir (yani, iki tek olup beraber çifttirler) ve iki çifttir” de denilir. Tıpkı; İkisi de bir birine eşittir” (dinilirken her iki kelimede de tesniye kullanıldığı, yada kullanılmayıp yalnızca zamirin tesnîyesiyle yetînilme halinde) olduğu gibi. Meselâ, bir erkek, bir dişiyi kastetmek üzere; İki çift güvercin aldım,” demek de böyledir.
2. Koyun Ve Keçi Türleri De Haram Edilmemiştir:
Yüce Allah’ın:
“Koyundan iki çift” âyeti, yani erkek ve dişi demektir. “Koyun” (küçük baş) türünden yünleri olan koyun demektir. Bu kelime; ın çoğuludur. Müennesi, ‘ şeklinde, çoğulu da; …diye gelir.
Şöyle de denilmiştir: Bu kelime, tekili bulunmayan çoğul bir isimdir. Çoğulunun; olduğu da söylenmiştir. Köle, köleler” gibi. Çoğul olarak; diye de söylenebilir. Nitekim “Arpa” kelimesinin diye kullanıldığı gibi. Burada, (koyun anlamındaki kelimede) “dad” harfi sonraki hemzenin esreli oluşuna tabi olarak esreli okunmuştur.
Talha b. Mûsarrif, Koyundan iki çift” âyetini hemzesi üstün olarak okumuştur ki, bu da Basralılarca Araplar tarafından kullanımı işitilmiş bir söyleyiştir. Kûfelilere göre ise, ikinci harfi boğaz harfi (harfü halk) olan bütün kelimelerde muttarid (hepsinde) uygulanan bir kaidedir.
Keçi” kelimesinde de üstün ve sakin okuyuş bu şekildedir. Eban b. Osman, mübteda olarak merfu’ olmak üzere, Koyundan iki çift, keçiden iki çift” diye okumuştur. Ubeyy’in kıraatinde ise: Keçiden de iki” şeklindedir, çoğunluğun kıraati de böyledir. İbn Âmir ve Ebû Amr ise, “ayn” harfini üstün olarak okumuştur. en-Nehhâs derki: Araplarca çoğunlukla kullanım, Keçi, koyun kelimelerinin ikinci harflerinin sakin okunuşu şeklindedir. Buna, çoğul yaptıkları vakit; Keçiler” şeklindeki kullanımları da delalet etmektedir. Köle ve köleler” denildiği gibi. Şair İmruu’l-Kays da şöyle demektedir:
“Şeracâ b. Cermoğulları keçilerini sağmayı onlara bağışlar.
Ey şefkat ve merhamet sahibi, esirgeme şefkatini.”
Koyun, koyunların çoğul şekli de böyledir.
Küçükbaş hayvanlardan olan; Keçi, koyun çeşidinden farklıdır. Bunlar, kıllı ve kısa kuyrukludur Bu kelime, bir cins ismidir.
(……..) kelimeleri de bu şekildedir. Tekili ise; diye gelîr, Arkadaş, arkadaşlar, tacir, tacirler” gibi. Müennesi ise, …diye gelir, ile aynı anlamdadır. Çoğulu da şeklindedir. Keçileri artıp çoğalan kavmi anlatmak üzere; denilir. ise, keçi sahibi demektir. Ebû Muhammed el-Fek’asî, sütleri fazla olan develeri ve darlık zamanlarda koyunlardan üstün tuttuğu develeri vasfederken şöyle demektedir:
“Keçiler sahibi azıcık azıkla yetindiği zaman (o develer),
Hiç de az olmayan ölçek ile süt verirler.”
Yerin sert olan bölümü demektir. ise, sert ve çakılı bol yer demektir. da böyledir. de, kişi, işine ciddiyetle sarıldı, demektir.
“De ki: Erkeklerini mi…” âyeti,
“Haram kıldı” ile nasbedilmiştir.
“Yahut dişilerini mi” ise ona atfedilmiştir.
“Yahut… sarınıp bürüneni mi” âyeti de bu şekildedir.
“Erkeklerini mi” âyetinde, vasıl ‘elif’i ile birlikte istifham ve haberi birbirinden ayırt etmek için bir med harfi daha gelmiştir. Bu gelen “hemze” nin hazf edilmesi de caizdir. Çünkü Yoksa” kelimesi, zaten istifham’a (soruya) delâlet etmektedir. Şairin şu mısraında olduğu gibi:
“Konaklama yerinden akşam mı gider, yoksa sabah erken mi?”
3. Tartışma Ve Kıyas:
İlim adamları derler ki: Âyet-i kerîme, Bahîre ve onunla birlikte sözü geçen davarlar hakkında ve müşriklerin:
“Şu davarların karınlarındakiler yalnız erkeklerimize helâl, kadınlarımıza haramdır” şeklindeki sözlerinde müşriklere karşı delil getirilmektedir.
İşte bu, ilmi konularda tartışmanın sözkonusu olabileceğine delildir. Çünkü yüce Allah, Peygamberine, onlarla tartışmasını ve iddialarının tutarsızlıklarını kendilerine açıklamasını emretmiştir.
Yine bu âyet, kıyas ve akıl yürütmenin kabul edildiğini de göstermektedir. Ayrıca bu âyette kıyas yapılan bir hususta eğer nass varid olmuş ise, kıyasa göre görüş belirtmenin batıl olacağına da delil vardır. Bu ifadede “nakz olacağına dair delil vardır” anlamında da nakledilmiştir. Çünkü yüce Allah onlara doğru kıyaslar yapmalarını emretmiş ve böylelikle müşriklerin gerekçelerini reddetmelerini buyurmuştur.
Âyetin anlamı da şudur: Onlara de ki: Eğer Allah erkekleri haram kılmış ise, bütün erkekler haramdır. Eğer dişileri haram kılmış ise, bütün dişiler haramdır. Eğer, dişilerin yani koyun ve keçilerin döl yataklarında bulunanları haram kılmış ise, doğan bütün yavrular erkek olsun dişi olsun haramdır. Hepsi de yavru olarak doğduklarına göre, hepsinde aynı gerekçe (illet) bulunduğundan dolayı, hepsinin haram olması gerekir. Böylelikle onların illetlerinin (ileri sürdükleri gerekçenin sebebinin) çürük olduğunu, sözlerinin tutarsız olduğunu ortaya koymaktadır. Şanı yüce Allah, onların bu kabilden yaptıkları işlerin kendisine bir İftira olduğunu bildirmektedir.
“Bana bir bilgiye dayanarak haber verin.” Eğer öyle bir bilginiz varsa, ona dayanarak söyleyin. Bu yaptığınız haram kılma nereden gelmektedir? Yanlarında ise öyle bir bilgi yoktu. Çünkü onlar, ilahi kitabı okuyup bilen kimseler değillerdi.
“Deveden de İki (çift)…” âyeti ve sonrasında gelen âyetler da az önce geçenler gibidir.
“Yoksa Allah bunu size tavsiye ettiğinde hazır mıydınız?” Yani, siz Allah’ın bunları haram kıldığında tanıklık mı ettiniz. İleri sürülen delilin, onlar için bağlayıcı ve susturucu bir delil olduğunu görünce, iftiraya koyularak: Evet Allah böyle emretti, dediler. Bunun üzerine yüce Allah da;
“İnsanları saptırmak için bir bilgiye dayanmaksızın Allah’a iftira eden kimseden daha zalim kim olabilir” diye buyurarak, onların söylediklerine, her hangi bir delil getirilemediği için yalan söylediklerini beyan etti.