İmam Şafii’nin iki görüşünden birisine göre, pişmiş olsun olmasın, unutarak yenilmiş olsun ya da olmasın her halükarda deve etinin yenilmesinden dolayı abdest bozulur. Hattabi şöyle demiştir: Hadis ashabının geneli de bu görüşe sahip olmuştur. Bu noktada Berra b. Azib’ten nakledilen bir rivayet bulunmaktadır. Kendisi der ki: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e deve etinden dolayı abdest alma soruldu; “Onun etinden dolayı abdest alınız.” buyurdu. O’na koyun etinden dolayı abdest sorulunca da: “Onun etinden dolayı ise abdest gerekmez.” cevabını verdi. Cabir b. Semura’dan rivayete göre: Adamın birisi Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e: Koyun etinden dolayı abdest alacak mıyım? diye sordu. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi: “İstersen abdest alırsın, istersen almazsın.” cevabını verdi. Adam: Deve etinden dolayı abdest alacak mıyım? diye sorunca, Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem): “Evet, deve etinden dolayı abdest al.” buyurdu.
Sevri, İmam Malik, İmam Şafii ve Rey ashabı ise hiçbir surette deve etinin abdesti bozmayacağını söylemişlerdir. Çünkü İbn Abbas, Allah’ın Resulü’nden şöyle rivayet etmiştir: “Abdest, çıkan şeyden dolayı gerekir; içeriye giren şeyden dolayı gerekmez.” Cabir’den nakledildiğine göre, kendisi şöyle demiştir: “Allah’ın Elçisi’nin iki işinden sonuncusu, ateşin değdiği (pişirdiği) şeyden dolayı abdesti terk etmesi olmuştur.”
İbn Abbas’tan gelen hadisin aslının olmadığı şeklinde cevap verilmiştir. Bu haberin sadece mevkuf bir rivayet olduğu söylenmiştir. Cabir hadisi ise abdest hadisiyle çelişmemektedir. Çünkü abdest hadisi özel anlamda gelmiş, Cabir hadisi ise genel anlamda gelmiştir. Özel gelen bir hüküm ise genelin önüne geçer.
Nesh İddiasına Cevap
Şayet denilecek olursa ki: Cabir hadisi daha sonra gelmiştir, öyleyse nesh eden de odur? Bu durumda deriz ki: Şu gelen dört nedenden dolayı bu hadisin neshi geçerli değildir:
Deve etinden dolayı abdestin gerekli olduğu emri, ateş değmesinden dolayı abdestin nesh olduğu hükümden sonra gelmiştir ya da yakın bir zaman diliminde söz konusu olmuştur. Buna dair delil ise, deve etinden dolayı abdest emrinin, koyun etinden dolayı abdestten nehiy hükmünün aynı zaman diliminde gelmiş olmasıdır. Bu ise ateşin değmesinden dolayıdır. Ama neshe gelince bu şekilde ya da öncesinde bir şeyle meydana gelmiştir. Neshin şartlarından birisi de nesh edenin sonradan gelmesidir.
Deve etinin yenilmesi sebebiyle abdest bozulması, sadece deve eti olduğundan dolayı gerçekleşmiştir; yoksa ateşin değmesi sebebiyle olmamıştır. Pişmemiş olsa dahi bu nedenle abdest bozulmuştur.
Onların bu hadisleri umum ifade ederken, bizim haberimiz ise husus ifade etmektedir. Am olan bir hükmü ise has nesh edemez, hükmünü ortadan kaldıramaz. Çünkü neshin şartlarından birisi de cem etmenin mümkün olmamasıdır. Burada ise cem etmek mümkündür.
Bizim öne sürdüğümüz hadis, gerek sıhhat, gerek istifade ve gerekse husus (özel anlamlılık) açısından güçlü ve sahih bir hadistir. Ancak onların ileri sürdükleri hadiste ise bu üç özellik bulunmadığı için zayıftır; dolayısıyla da onların bu hadisi nesh eden olamaz.
Abdest Emri Müstehap mı?
Şayet denilecek olursa ki: Abdestin alınmasını emreden hüküm, müstehap anlamına hamledilir ve biz de bu yönde hamlediyoruz… Onlara deriz ki: Bu, şu üç yönden zahirle çelişmektedir:
Şüphesiz emir, bir şeyin vacip olduğunu gerektirmektedir.
Bu, etin hükmünü soran kimseye karşı verilmiş bir cevaptır. Dolayısıyla da bu noktadaki emri vacip dışına hamletmek caiz değildir. Zira bu, soru soran kişiye karşı bir cevap olarak verilmiş değil, sadece ona dair fikir yürütmesi anlamında bir hitap şeklidir.
Koyun etinden dolayı abdest alma nehyi ile bir arada zikredilmiş olması. Buradaki nehiyden kasıt ise haramlık değil sadece icabet nehyi (icabet etmeme)’dir. Bu durumda, ayrım belli olsun diye söz konusu emrin vacip olduğu kesinleşmiş olmaktadır.
Abdestten Kastedilen Yalnızca El Yıkamak mı?
Şayet; buradaki “abdest”ten, iki elin yıkanmasını kasdetmiştir, denilecek olursa… Biz de deriz ki: Şu gelen gerekçeler sebebiyle bu görüş doğru değildir:
O zaman söz konusu emrin müstehap olduğuna hüküm vermek gerekir ki, önceki açıklamada bunun geçersiz olduğu ifade edilmiştir.
Şari’in kullanımındaki “abdest” ifadesinde, lügat anlamı değil, şer’i yani terimsel anlamının kullanılması zorunludur; çünkü zahir olan budur.
Söz konusu hayvanların etleri sebebiyle abdest almak ve onların ahırlarında namaz kılmak hakkında yöneltilen sorulara cevap olarak geldiğinden dolayı, burada namaz abdestinden başka bir abdest şeklinin kasdedilmediği anlaşılmaktadır.
Şayet abdest ile kasdedilen ellerin yıkanması olsaydı, bu durumda deve ile koyun etinin arasında bir ayrıma gidilmezdi. Çünkü koyun etinden dolayı elin yıkanması müstehaptır.
Sonra lafzı zahirinden başka tarafa çevirecek bir delil de bulunmamaktadır. O zaman terkedilmiş zahirler miktarınca kuvvetli bir delile haiz olması gerekmektedir. Ancak onları haklı çıkartacak bir delil yoktur. Allah, en iyisini bilir.
Deve Etinin Dışındaki Yiyecekler
Deve etinin dışındaki yiyeceklerde ise abdest almak gerekmez; ister ateşte pişmiş olsun ister olmasın, fark etmez. Bu, ilim adamlarının çoğunluğunun görüşünü oluşturmaktadır. İbn Kudame: “Bu konuda şimdiye kadar ihtilaf edeni bilmiyoruz.” demiştir.