"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Dedenin mirası

İbn Munzir der ki: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ‘in ashabından olan ilim ehli, baba dışında, babanın babası olan dedenin mirastan hacbedilemeyeceği noktasında icma etmişlerdir. Bunun yanında onlar, hacb ve miras konusunda dedeyi, tüm yerlerde baba konumuna indirmiş ve bundan sadece şu üç şeyi müstesna tutmuşlardır: Birincisi: Koca ve Ana-baba, İkincisi: Karı ve Ana-baba: Bu durumda anne’ye -baba’nın yanında- ikisinden kalan payın üçte biri verilir. Babanın konumu eğer dede olursa, malın tümünde üçte bir pay düşer. Üçüncüsü ise: İlim ehli, ana-baba bir yahut baba bir olan erkek ve kız kardeşlerin olması durumunda, dede hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bunun yanında -erkek olsun bayan olsun- kardeşlerin oğlunun ve annenin oğlu/kardeşinin düşürülmesi noktasında ise aralarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.

es-Sıddlk, babanın düşürdüğü gibi, aynı şekilde dedenin de tüm yönlerden olmak üzere erkek ve kız kardeşleri düşüreceği görüşüne sahip olmuştur. Bunu, sahabeden bir topluluk da söylemiştir. Bu görüşü İshak, Ebu Sevr, Ebu Hanife, el-Müzeni, Davud ve İbn Munzir de kabul etmiştir. Onlar Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in: “Miras paylarını, Kur’an’da bildirilen sahiplerine veriniz. Bu paylardan geriye bir şey kaldığında o, baba tarafından en yakın olan erkeğe aittir.” buyruğunu gerekçe göstermişlerdir.

Dolayısıyla bu hüküm ve anlama göre dede, kardeşten daha öncelikli sayılmaktadır. Anlam ve manaya gelirsek; çünkü -tıpkı baba da olduğu gibi- dede sebebiyle kardeş dünyaya teşrif etmiş ve onun bir parçası sayılmıştır. Hükme gelirsek, farz miraslar çarpışacak olursa, dededen ewel kardeş sakıt olur ve onları babadan başkası da ıskat edemez. Erkek ve kız kardeşler, bu üçü ile mirastan düşerler. Farz ve asabe arasında da onun lehine cem eder, tıpkı baba gibi. Dolayısıyla onlar, ikisinden birisi bağlamında münferit halde bulunurlar. Annenin ve babanın kardeşi de sakıt olur. Malın farzları taşacak olur, topluluk halinde olurlarsa vb. bu durumda onları -icma’ya göre- düşürürler.

Diğer bir gerekçe olarak şunu söylemişlerdir: Dede, baba demek olduğundan, babanın oğlunu/kardeşini hacbeder. Kuşkusuz Yüce Allah, onu baba diye isimlendirmiştir; dolayısıyla kardeşleri hacbetmesi gereklik arz eder. Tıpkı gerçek baba gibi kabul edilir. Bunu ortaya koyan gerekçe şudur: Oğlun oğlu -ne kadar aşağıya da inse- hacb konusunda babasının yerine geçmektedir. Aynı şekilde babanın babası da kendi oğlunun yerine geçer. Zira ikisi arasında dünyaya geliş noktasında, onun bir parçası ve cüz’ü olduğunu ifade eden bir durum bulunmaktadır. Bu da birçok hükümde babayı eşitlemiş olduğundan, bu hacb konusunda da onu eşitlemektedir. Konu açık olup anlaşıldığı için artı bir detaya da gerek yoktur.

İçlerinde Zeyd b. Sabit’in de yer aldığı sahabeden bir topluluk, baba hayatta olduğu halde, dede’ye de mirasın düşeceği ve babanın kendisini hacbetmeyeceği görüşüne sahip olmuşlardır. Bunu, İmam Malik, Evzfü, İmam Şafü, Ebu Yusuf ve Muhammed söylemiştir. Çünkü kardeş, erkek olup kız kardeşini asabe kılacağından, dedeyi düşürmez, tıpkı oğul gibi. Bir de onların mirası kitapla sabittir, dolayısıyla da ancak nass, icma yahut kıyasla hacbedilirler. Bunlarda bir şey bulunacak olursa, hacbedilmezler; çünkü payı hak etmenin sebebi noktasında eşitlenmiş sayılacaklarından, burada da eşitlenirler. Çünkü kardeş/oğul ve dede, baba’ya bağlıdır, nitekim dede, onun babası iken, kardeş/oğul da onun oğludur. Oğulluk bakımından yakınlık ve akrabalık, babalık bakımından söz konusu olan yakınlığı eksiltmez, nakzetmez.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/erkek-ve-kadinlardan-miras-alanlar/,https://kutsalayet.de/dede-varken-kardeslerin-miras-keyfiyeti/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız