Bu konuda üç görüş bulunmaktadır:
Cizyenin belirli bir miktarı vardır, ne fazlası alınır ne de eksiği. Bu görüş Ebu Hanife ve İmam Şafiî’ye aittir. Çünkü Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), cizyeyi belirli bir ölçüde farz kılmış ve Muaz’a, ergenlik çağına ulaşmış bir erkekten bir dinar veya onun dengi kumaş almasını emretmiştir. Hz. Ömer de sahabenin huzurunda bu miktarı belirlemiş ve kimse ona karşı çıkmamıştır. Bu da icma niteliği taşımaktadır.
Cizyenin belirli bir miktarı yoktur, azlığı veya çokluğu imamın görüşüne bağlıdır. Bu görüş Sevrî ve Ebû Ubeyd’e aittir. Hz. Ömer, zengin için kırk sekiz, orta halli için yirmi dört, fakir için on iki dirhem takdir etmiştir. Ayrıca Tağlib oğullarıyla yaptığı anlaşmada, Müslümanların verdiği zekâtın iki katını cizye olarak belirlemiştir. Bu da miktarın imamın takdirine bağlı olduğunu göstermektedir.
Cizyenin en azı bir dinardır, üst sınırı ise belirlenmemiştir. Fazlası alınabilir, ancak eksik alınamaz. Çünkü Hz. Ömer, Peygamber’in belirlediği miktarın üzerine çıkmış, ama altına inmemiştir. Sabit olduğu üzere, cizye miktarını kırk sekizden elliye çıkarmıştır.