Bu noktadaki nafileler iki kısımdır:
Küsuf, İstiska ve Teravih namazları gibi cemaatle kılınması sünnet sayılan nafileler. Bunlara dair açıklamalar inşallah yerinde gelecek.
Tek başına kılınan nafileler. Bunlar da ikiye ayrılır: Muayyen sünnetler ve Mutlak nafileler.
Muayyen (belirli) sünnetlere gelince; bunun da birtakım kısımları vardır, şöyle ki:
Birincisi: Farzların yanında kılınan revâtib sünnetler. Bunlar on rekattır: Öğleden önce iki rekat ve sonrasında iki rekat, akşamdan sonra iki rekat, yatsıdan sonra iki rekat ve sabah namazından önce iki rekat.
Bu minvalde gelen İbn Ömer hadisinde, o şöyle demiştir:
“Ben Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’den on rekat namaz ezberledim: Öğle farzından önce iki rekat; öğlenin ardından iki rekat; akşam namazından sonra da Hz. Peygamber’in evinde iki rekat; yatsı namazından sonra yine Onun evinde iki rekat; sabah namazından önce iki rekat sünnet namaz. Sabah namazından önceki bir zamanda, Hz. Peygamber’in yanına girilmeyecek bir saat idi. Hafsa bana dedi ki: Müezzin ezan okuyup fecir doğduğu vakit Hz. Peygamber iki rekat (sünneti) kılardı.”
İmam Şafii; Öğle namazından önce dört rekat sünnet kılınır, demiştir.
Çünkü bu noktada Abdullah b. Şakik rivayeti gelmiştir. O şöyle demiştir:
“Hz. Aişe’ye Allah’ın Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kıldığı nafile namazdan sordum, o da şöyle cevap verdi:
‘Öğleden önce evimde dört rekat (sünnet) kılar, sonra çıkar cemaate namazı kıldırdıktan sonra tekrar evime gelir iki rekat daha kılardı. Cemaate akşam namazını kıldırır. Ardından evime döner iki rekat daha namaz kılardı. Cemaate yatsı namazını kıldırdıktan sonra da evime girip iki rekat daha kılardı… Sonunda ise (şöyle dedi:) Sabah olunca da iki rekat (sünnet) kılardı.'”
el-Muvaffak şöyle demiştir: Hz. Aişe hadisi hakkında ihtilaf edilmiştir. Çünkü ona ait tıpkı İbn Ömer hadisine benzer bir rivayeti de nakledilmiştir.
Sünnet namazların evde kılınması müstehap sayılmıştır; çünkü İbn Ömer hadisinde geçen ifadeler bunu ortaya koymaktadır.
Bu sünnetlerin vakti:
Namazlardan önce eda edilen tüm sünnetlerin vakti, farz namazın vaktinin girişiyle başlar, o namazı kılma fiiline kadar devam eder. Farzlardan sonra kılınan sünnetlerin vakti ise namazların kılma fiiliyle başlar ve namaz vaktinin çıkışına kadar da devam eder. Bu sünnetlerden birisi geçecek olursa sahih olan görüşe göre onu kaza eder. İbn Hamid şöyle demiştir: Yasak vakitlerin haricinde bütün revatip sünnetlerin her biri bütün vakitlerde kaza edilebilir. Çünkü Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem), bazılarını bizzat kaza etmiştir. Biz de diğerlerini buna kıyaslayabiliriz.
İkincisi; Revatip sünnetlerin yanında kılınan nafileler: Revatip sünnetlerin yanında kılınan nafile namazlar; öğleden önce ve sonra dört rekat, ikindiden önce dört rekat, akşamın sünnetinden sonra dört rekat ve yatsıdan sonra dört rekat namazdır.
Üçüncüsü ise; Bunların dışındaki muayyen namazlar: Kuşluk (Duha) namazı bunlardan sayılır. Bu konu hakkında gelen Ebu Hureyre hadisine göre, o şöyle demiştir:
“Halilim (yani dostum Hz. Peygamber) bana üç şeyi vasiyet etti: Her aydan üç gün oruç tutmamı, kuşluk namazı kılmamı ve uyumadan önce vitir namazını kılmamı.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Bu namazın asgarisi iki rekat, en çoğu ise sekiz rekattır. Vakti ise güneşin illetlenip sıcağını şiddetlendirdiği zamandır. Hadiste şöyle gelmiştir:
“Evvâbin namazı, sıcaktan deve yavrularının ayakları yandığı zamanda kılınır.”
Tahiyyetu’l-Mescid namazı:
Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem): “Sizden birisi mescide girdi mi, iki rekat namaz (Tahiyyetu’l mescid) kılmadan oturmasın.” Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.
Şayet önceden oturmuş olursa, bu durumda ayağa kalkıp kılması da sünnettir. Çünkü Cabir hadisinde nakledildiğine göre, o şöyle der:
“Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Cuma günü hutbe irad ederken Süleyk el-Katafânî çıkageldi ve yere oturdu. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ona:
‘Ey Süleyk! Kalk iki rekat namaz kıl ve onu hafif tut.’ buyurdu.”
Mutlak nafilelere gelince;
Hepsini geceleyin kılmak meşrudur. Gündüz vaktinde kılmak ise —yasak vakitlerin dışında— meşrudur. Geceleyin nafile kılmak, gündüzleyin kılmaktan daha faziletlidir. Zira Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) de bu şekilde emir buyurmuştur.
Yüce Allah şöyle buyurur:
“Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl.” (İsra Suresi: 79)
Ebu Hureyre’den rivayete göre, o şöyle demiştir:
“Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: ‘Orucun en faziletlisi Ramazan’dan sonra Allah’ın ayı Muharrem’dir. Farz namazdan sonra en faziletli namaz ise gece namazıdır.'”
Teheccüdün en faziletli olanı gecenin son orta vaktidir. Çünkü Yüce Rab Teala, gecenin sonunda yeryüzü semasına iner.
Yine Ebu Hureyre’den rivayet edildiğine göre, Allah’ın Elçisi (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:
“Gecenin son üçte biri kaldığı zaman Yüce Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ, her gece dünya semasına iner ve:
‘Bana kim dua ederse onun duasına icabet ederim!
Benden kimin bir isteği olursa ona dileğini vereyim!
Benden kim mağfiret dilerse onun için mağfiret edeyim.’ buyurur.”
Buhari ve Müslim ittifak etmiştir.