Ebû’l-Yemân bize rivayet etti. Şuayb, Zührî’den rivayet etti.
Mahmûd da bana rivayet etti. Abdürrezzâk rivayet etti. Ma‘mer, Zührî’den rivayet etti.
Enes b. Mâlik şöyle haber verdi:
Güneş batıya kayınca Peygamber çıktı, öğleyi kıldı. Selam verince minbere çıktı; kıyamet saatinden söz etti, ondan önce büyük olaylar olacağını anlattı. Sonra şöyle dedi:
“Bir şey hakkında soru sormak isteyen sorsun. Allah’a yemin ederim, ben bu bulunduğum yerde durduğum sürece bana ne sorarsanız mutlaka size haber veririm.”
Enes dedi ki:
İnsanlar çok ağladı. Allah’ın Elçisi de:
“Sorun bana!” sözünü çokça tekrar ediyordu.
Enes dedi ki:
Bir adam kalktı:
“Ey Allah’ın Elçisi, benim gireceğim yer neresi?” dedi.
“Cehennem.” dedi.
Sonra Abdullah b. Huzâfe kalktı:
“Ey Allah’ın Elçisi, babam kim?” dedi.
“Baban Huzâfe’dir.” dedi.
Sonra tekrar tekrar:
“Sorun bana, sorun bana!” demeye devam etti.
Ömer dizlerinin üzerine çöktü ve dedi ki:
“Allah’ı Rab olarak, İslam’ı din olarak, Muhammed’i elçi olarak benimsedik.”
Enes dedi ki:
Ömer bunu söyleyince Allah’ın Elçisi sustu. Sonra Allah’ın Elçisi şöyle dedi:
“Nefsim elinde olana yemin ederim ki, ben namaz kılarken şu duvarın üzerinde az önce cennet ve cehennem bana gösterildi. Bugün gördüğüm gibi, hayır ve şerre dair bir şey görmedim.”