Yahyâ bize rivayet etti; Vekî‘ bize rivayet etti; el-A‘meş’ten; Ebû’d-Duhâ’dan; Mesrûk’tan rivayet etti.
Mesrûk dedi ki: Abdullah’ın yanına girdim. Dedi ki:
“İlimdendir ki, bilmediğin şeye ‘Allah daha iyi bilir’ demendir. Allah, Peygambere şöyle demiştir: ‘De ki: Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum; ben kendiliğinden zorlayıp uyduranlardan değilim.’
Kureyş, Peygambere üstün gelip ona karşı direnince, Peygamber: ‘Allah’ım! Yusuf’un yedi yılı gibi yedi (yıl) ile bana onların karşısında yardım et’ dedi.
Bunun üzerine onları bir yıl yakaladı; şiddetli sıkıntıdan kemikleri ve leşi yediler. Açlıktan, içlerinden biri kendisiyle gök arasında duman gibi bir şey görür oldu.
‘Rabbimiz! Üzerimizden azabı kaldır; biz iman edenleriz’ dediler.
(Allah tarafından) ‘Eğer onlardan kaldırırsak geri dönerler’ denildi.
Peygamber Rabbine dua etti; (azap) kaldırıldı; sonra yine döndüler.
Bunun üzerine Allah Bedir günü onlardan intikam aldı. İşte bu, şu ayetin anlamıdır:
‘Göğün apaçık bir duman getireceği günü gözetle…’ … ‘Biz intikam alacağız’ sözünün bulunduğu yere kadar.”