Bizans Kuvvetlerinin Müslümanlara Karşı Toplanması ve Müslümanların Kûfelilerden Yardım İstemesi
Ebû Mihnef’e göre bu yılda Bizanslılar büyük bir ordu topladılar. Bunun üzerine Suriye’deki Müslüman orduları Osman’dan yardım istediler.
Hişâm – Ebû Mihnef – Ferve b. Lakît el-Ezdî yoluyla rivayet edilmiştir:
Ebû Mihnef’in kronolojisine göre 24 yılında Velîd, yukarıda anlatılan seferde Ermenistan’da amacına ulaştıktan sonra Musul’a girdi ve Hadîse’de konakladı. Bu sırada Osman’dan kendisine şu mektup ulaştı:
“Bundan sonra: Muâviye b. Ebû Süfyân bana yazdı ve Bizanslıların Müslümanlara karşı büyük kuvvetler topladığını bildirdi. Bu yüzden Kûfeli kardeşlerinin onlara yardım etmesinin uygun olacağını düşündüm. Mektubum sana ulaştığında, elçimin seni nerede bulursa oradan, cesaretinden, sebatından, yiğitliğinden ve İslam’a bağlılığından memnun olduğun bir adamı sekiz, dokuz veya on bin askerle birlikte gönder. Selam!”
Bunun üzerine Velîd halkın ortasında ayağa kalktı. Allah’a hamd edip O’nu yüceltti ve şöyle dedi:
“Ey insanlar! Allah Müslümanlara büyük bir nimet vermiştir. Küfre dönmüş olan topraklarını onlara geri vermiş ve daha önce fethedilmemiş toprakları açmıştır. Onları sağ salim ve mücadelelerinin karşılığını almış olarak geri döndürmüştür. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun! Müminlerin Emiri bana yazdı ve Bizanslılar Suriye’deki kardeşlerinizin üzerine büyük kuvvetler topladıkları için sizden sekiz ile on bin asker göndermemi emretti. Bu işte büyük bir mükâfat ve açık bir fazilet vardır. Öyleyse Allah size merhamet etsin, Selmân b. Rebîa el-Bâhilî ile birlikte yola çıkın.”
Ebû Mihnef şöyle der:
Bunun üzerine insanlar öne çıktılar ve üçüncü gün dolmadan Kûfelilerden 8.000 kişi yola çıktı. Suriye ordusuyla birlikte Bizans topraklarına girdiler. Suriye ordusunun kumandanı Habîb b. Mesleme b. Hâlid el-Fihrî, Kûfe ordusunun kumandanı ise Selmân b. Rebîa el-Bâhilî idi. Bizans topraklarına saldırılar düzenlediler; istedikleri kadar esir aldılar, bol ganimet elde ettiler ve birçok kaleyi ele geçirdiler.
Vâkıdî ise Selmân b. Rebîa’yı Habîb b. Mesleme’ye yardıma gönderenin Saîd b. el-Âs olduğunu söyler. Ona göre Osman, Muâviye’ye yazmış ve Habîb b. Mesleme’yi Suriye ordusuyla Ermenistan’a göndermesini emretmişti. Habîb yola çıktı. Sonra al-Mâvriyân er-Rûmî’nin 80.000 Bizanslı ve Türk askeriyle üzerine geldiğini öğrendi.
Habîb bunu Muâviye’ye yazdı; Muâviye de Osman’a bildirdi. Bunun üzerine Osman Saîd b. el-Âs’a yazıp Habîb b. Mesleme’ye yardım etmesini emretti. Saîd de Selmân b. Rebîa’yı 6.000 askerle yardıma gönderdi.
Habîb savaş hilelerinde ustaydı ve gece baskını yapmaya karar verdi. Eşi Ümm Abdullah bint Yezîd el-Kelbiyye bunu duydu ve ona şöyle dedi:
“Buluşma yerin neresi?”
Habîb şöyle cevap verdi:
“Ya el-Mâvriyân’ın çadırında ya da cennette.”
Sonra gece onlara saldırdı ve karşısına çıkanları öldürdü. Mâvriyân’ın çadırına ulaştığında eşinin kendisinden önce oraya ulaştığını gördü. Böylece Araplar arasında kendisine ganimetten bir çadır verilen ilk kadın oldu. Habîb öldü fakat eşi hayatta kaldı. Daha sonra Kalhab b. Kays el-Fihrî onunla evlendi ve ondan bir çocuğu oldu.
Bu yıl hac emirliğini kimin yaptığı konusunda da ihtilaf vardır. Bazı rivayetlere göre Osman’ın emriyle bu yıl hac emirliğini Abdurrahman b. Avf yaptı; Ebû Ma‘şer ve Vâkıdî bu görüştedir. Başka rivayetlere göre ise bu yıl haccı bizzat Osman b. Affân yönetti.
Bazı fetihlerin Ömer dönemine, bazılarının ise Osman dönemine ait olduğu konusundaki ihtilaf hakkında ise, bu kitapta her fetih olayını ele aldığım yerde bu görüş ayrılıklarını daha önce zikrettim.