"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Benî Hâşim’in azatlı kölelerine zekât verilmez

Benî Hâşim’in azatlı köleleri; Hâşimî olanların azat ettikleri kölelerdir, onlara da zekât verilmez. Çünkü Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in kölesi olan Ebû Râfi’, merfû bir hadiste şöyle demiştir:
“Kavmin azatlı kölesi onların aile fertlerinden sayılır. Bize sadaka helâl değildir.”

İlim adamlarının çoğu ise (onlara zekât vermenin) câiz olacağını ifade etmişlerdir. Çünkü o köleler, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e akrabalık olarak yakınlıkları olmadığı için —diğer insanlar gibi— onlara da zekâtın verilmesi engellenemez. Zira bu kölelere ganimetten beşte bir olan haklar verilmemektedir.

Şöyle cevap verilmiştir:
Bir defa onların “akraba olarak yakın olmamaları…” sözlerine gelince, bu, “Kavmin azatlı kölesi onların aile fertlerinden sayılır.” buyruğunun deliliyle, onların akraba konumunda olduklarını ifade etmektedir. Bu durumda, o azatlı köleler hakkında da miras, akıl ve nafakadan söz konusu olan akraba ve yakınlık hükmü sâbit olmuş olur. Öyleyse onlar hakkında zekât vermenin “haramlık hükmü” sâbitesini korumuş olmaktadır.

Benî Muttalib’e (Muttaliboğulları) gelince, bunun hakkında ise iki görüş yer almaktadır:

Birincisi: Onlar da zekât alamazlar. Çünkü Nebî (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
“Benî Muttalib ile Benî Hâşim aynıdır.”
Çünkü onlar da ganimetten beşte bir hak almaktadırlar; dolayısıyla da —Benî Hâşim gibi— onlar da zekât alamazlar.

İkincisi: Zekâttan alabilirler. Bu ise Ebû Hanîfe’nin görüşüdür. Zira onlar, Yüce Allah’ın:
“Sadakalar (zekâtlar) Allah’tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere…” (Tevbe Suresi: 60)
buyruğunun umumî hükmüne dâhildirler. Ancak bu hükümden yalnız Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in:
“Şüphesiz sadaka (zekât) Muhammed ailesine lâyık değildir.”
buyruğundan anlaşılan “Benî Hâşim” istisna edilmiştir. Dolayısıyla yasağın sadece onlara özel olması gerekmektedir.

Bunun yanında, burada Benî Muttalib’in Benî Hâşim’e kıyas edilmesi de sahih değildir. Çünkü Benî Hâşim, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e en yakın olan ve en şerefli olan kimselerdir; onlar, Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ailesidir. Benî Muttalib’in, Benî Hâşim’e ganimetin beşte birinde ortak olmaları ise sadece onlara yakın olmaları açısından hak sahibi oldukları anlamına gelmemektedir. Buna dair delil, Benî Abduşşems ile Benî Nevfel’in, onlara yakınlık hususunda eşit sayılmalarına rağmen kendilerine bir şeyin verilmemesidir. Onlara sadece yardım ve zaferde ortak olmuşlardır.

Akraba sahiplerinin nafile olan sadakadan almaları câizdir. Buna mukabil İmam Ahmed’den gelen diğer bir rivayete göre ise, akraba sahipleri nafile sadakadan men edilirler. Çünkü “Bize sadaka helâl değildir.” hadisinin genel mânâsı bunu ifade etmektedir. Ancak birinci görüş daha açıktır. Hadis, farz olan sadakayı kastetmektedir. Çünkü gelen talep, zekât hakkındadır ve burada geçen “elif-lâm”, ahdedilen kelimeye dönmektedir.

Kendilerine farz olan sadaka (zekât) haram sayılan zenginler, tasaddukta bulunan kişinin yakınları, kâfir ve diğerlerine, nafile olan sadakanın verilmesi ise câizdir ve bunu almaları da yasak değildir.

Yüce Allah şöyle buyurur:
“Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.” (İnsan Suresi: 8)
Hâlbuki bu durumda “esir”, henüz bir kâfirden başkası değildir. Esmâ hadisinde geçtiğine göre, o:
“Ey Allah’ın Resûlü! Annem bir müşrik kadın olduğu halde bana geldi. Anneme yakınlık gösterip yardımcı olabilir miyim?” diye sorunca, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem):
“Evet.” buyurdu. Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.

Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bir defasında Sa’d’a şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz senin ailene verdiğin nafaka bir sadakadır, hanımının malından yediği de sadakadır.”

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/beni-hasim-kabilesinden-olana-zekat-verilmez/,https://kutsalayet.de/zengine-zekat-verilmez/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız