Bayram hutbeleri, namazdan sonra verilir. el-Muvaffak der ki: Bu hususta Ümeyyeoğulları dışında Müslümanlar arasında ihtilaf edeni bilmiyoruz. Ümeyyeoğullarının bu konudaki muhalefetine itibar edilmez; çünkü onlardan önce bu konuda icma edilmiştir. Ayrıca onların bu uygulamaları, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sahih sünnetine de terstir. Ümeyyeoğullarının bu amelî bidatlarına karşı çıkılmıştır, çünkü bu sünnete aykırı ve yeni bir bidat olarak kabul edilmiştir.
Nitekim İbn Ömer’den nakledildiğine göre, o şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in hepsi iki bayram namazını hutbeden önce kıldırırlardı.” Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.
İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: “Bayram namazını, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman ile birlikte kıldım. Onların hepsi de bayram namazını hutbeden önce kılarlardı.” Buhârî ve Müslim ittifak etmiştir.
Bu durumda, kim namazdan önce hutbe verirse, bu kimse hutbe vermemiş gibi kabul edilir. Çünkü hutbeyi vaktinden önce vermek, tıpkı Cuma namazından sonra hutbe vermek gibi olur.
Bu husus sabit olduğuna göre, iki bayram hutbesinin sıfatı da Cuma hutbesine benzer kabul edilir. Ancak birinci bayram hutbesi, peş peşe dokuz tekbirle; ikinci hutbe ise peş peşe yedi tekbirle açılır. Hutbede tekbirleri çoğaltmak müstehap görülmüştür.
Eğer Ramazan Bayramı ise, imam cemaatine fıtır sadakasını emreder; bunun vacip ve sevap olduğunu hatırlatır. Aynı şekilde, fıtır sadakasının miktarını, türünü, kimlere vacip olduğunu ve ödeme vaktini açıklar.
Şayet Kurban Bayramı ise, bu durumda imam cemaatine kurban ibadetinin faziletini, bunun müekked sünnet olduğunu, kurbanın kesileceği zamanı, hangi hayvanların kurban olamayacağını, kusurlu olanlarla olmayanlar arasındaki farkı, kurban keserken ne söyleneceğini hatırlatır.
Bu iki bayram hutbesi sünnettir ve orada bulunmak, onları dinlemek vacip değildir.