Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bu yüzden geri dönmezler.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Summun (sağırlar) bukmun (dilsizler) ‘umyun (körler) fehum (artık onlar) lâ (geri) yerci‘ûn (dönmezler)
Mukatil Tefsiri
Sonra Allah onları niteleyerek şöyle buyurdu: “Sağırdırlar.” Yani işitmezler; başka bir ifadeyle anlamazlar. “Dilsizdirler.” Yani dilsiz kimseler gibi hidayeti konuşmazlar. “Kördürler.” Yani Allah onların nurunu, başka bir ifadeyle imanlarını giderdiği zaman artık hidayeti göremezler. “Bu yüzden geri dönmezler.” buyruğu ise sapıklıktan hidayete dönmezler anlamındadır.
Taberi Tefsiri
Ebu Cafer der ki: Allah’ın şu sözünün tefsiri: “Allah onların nurunu giderdi ve onları görmez halde karanlıklar içinde bıraktı” (Bakara 17), daha önce açıkladığımız gibi, Allah’ın münafıklar hakkında ahirette yapacağı şeyi haber vermesidir. Bu da, onların gizlediklerini açığa çıkardığı, sırlarını ortaya döktüğü, nurlarını söküp aldığı ve onları kıyamet gününün dehşetli karanlıkları içinde bırakıp bocalar halde, hiçbir şey göremez şekilde dolaştırmasıdır.
Bu anlam açık olunca, Allah’ın “Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bu yüzden dönmezler” sözünün, lafızda sona bırakılmış ama anlamca öne alınmış bir ifade olduğu anlaşılır. Buna göre sözün anlamı şöyledir: “İşte onlar, hidayeti sapıklık karşılığında satın alan kimselerdir; ticaretleri kazanç sağlamadı ve doğru yolu bulamadılar. Onların durumu, ateş yakan kimsenin durumu gibidir; ateş etrafını aydınlatınca Allah onların nurunu giderir ve onları görmez halde karanlıklar içinde bırakır. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bu yüzden dönmezler. Ya da gökten inen sağanak gibidir…”
Bu anlam çerçevesinde “sağır, dilsiz, kör” ifadesinin i‘rabı (gramer yönü) iki şekilde merfu, iki şekilde mansup olabilir.
Merfu olmasının birinci yönü, baştan yeni bir cümle olarak gelmesi ve içinde yer alan yergi anlamı sebebiyledir. Araplar övgü ve yergi ifadelerinde bunu yapar; marife (belirli) bir şey hakkında haber olsa bile bazen ref bazen nasb kullanırlar. Şairin şu sözünde olduğu gibi:
“Kavmim yok olmasın; onlar düşmanlara zehir, etlere felakettir;
Her savaş meydanına inenler ve güzel ahlak sahipleridir.”
Burada “inenler” ve “güzel olanlar” kelimeleri hem merfu hem mansup okunabilir.
İkinci merfu yönü, “onlar” kelimesinin tekrar edilmesi niyetiyle olur. Buna göre anlam: “İşte onlar… Onlar sağırdır, dilsizdir, kördür” şeklinde olur.
Mansup olmasının birinci yönü, “hidayete ermemişlerdi” ifadesindeki zamirden koparılarak getirilmesidir; çünkü oradaki ifade marife, “sağır” ise nekredir. İkinci yönü ise “onlar ki” ifadesinden koparılmasıdır. Üçüncü bir mansup yönü de yergi anlamı taşımasıdır.
İbn Abbas’tan gelen bazı rivayetlere göre ise burada merfu yalnızca bir yönden mümkündür: baştan yeni bir cümle olarak. Mansup ise iki şekilde olur: ya yergi olarak ya da “onları bıraktı” ifadesindeki zamirden koparılarak.
Doğru olan görüşü daha önce açıkladık. Okuyuş olarak da merfu olan kıraat doğrudur; çünkü Mushaf yazımına aykırı düşmemek gerekir. Mansup okuyuş, Mushaf hattına aykırı olur.
Bu, Allah’ın münafıklar hakkında verdiği bir haberdir: Onlar, hidayeti sapıklık karşılığında satın aldıkları için doğru yolu bulamadılar. Onlar hakka karşı sağırdır; çünkü Allah’ın onları terk etmesi sebebiyle hakkı işitmezler. Dilsizdirler; hakkı söylemezler. Kördürler; hakkı görmezler. Çünkü Allah, nifakları sebebiyle kalplerini mühürlemiştir, bu yüzden hidayete ermezler.
Bu anlamı tefsir âlimleri de söylemiştir. İbn Abbas’tan şöyle rivayet edilmiştir: “Onlar hayra karşı sağırdır.” Yine ondan: “Hidayeti işitmezler, görmezler ve anlamazlar.” Katade de şöyle demiştir: “Hakka karşı sağırdırlar, görmezler ve konuşmazlar.”
“Artık dönmezler” ifadesi ise Allah’ın bu münafıklar hakkında verdiği bir haberdir: Onlar sapıklıklarından vazgeçmezler, nifaklarından tövbe edip dönmezler. Bu ifade, müminlerin bu kimselerden ümit kesmesini sağlar; artık onların doğruyu görmeleri, hakkı söylemeleri, hidayeti işitmeleri veya hatırlayıp tövbe etmeleri beklenmez. Bu durum, kalpleri mühürlenen inkârcılar için de böyledir.
Katade bu ayeti “tövbe etmezler ve ibret almazlar” şeklinde açıklamıştır. Başka rivayetlerde de “İslam’a dönmezler” denilmiştir.
İbn Abbas’tan farklı bir görüş de nakledilmiştir: “Hidayete ve hayra dönmezler.” Ancak bu yorum, ayetin açık anlamına uymaz. Çünkü ayette, onların sapıklıktan dönmeyecekleri mutlak olarak ifade edilmiştir; belirli bir zamana bağlı değildir. Bu yüzden onların geri dönme imkânı olduğu iddiası, delilsiz bir görüştür ve kabul edilemez.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…