De ki: “Cebrail’e düşman olan kimse şunu bilsin ki, o Kur’an’ı Allah’ın izniyle, kendisinden öncekileri doğrulayıcı ve müminler için bir hidayet ve müjde olarak senin kalbine indirmiştir.”
Diyanet Vakfı
De ki: Cebraile kim düşman ise şunu iyi bilsin ki Allahın izniyle Kuranı senin kalbine bir hidayet rehberi, önce gelen kitapları doğrulayıcı ve müminler için de müjdeci olarak o indirmiştir.
Kurtubi Tefsiri
De ki: “Kim Cebrâîl’e düşman ise muhakkak ki onu, Allah’ın izniyle kalbin üzere önündekini doğrulayıcı, mü’minlere de hidâyet ve müjde olmak üzere indirmiştir.”
Nüzul Sebebi:
Yahudiler Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’e: Kendisine herhangi bir meleğin rabbinden risalet ve vahiy getirmediği hiçbir peygamber yoktur. Sana bunu getirenin kim olduğunu bize söyle ki biz de sana tabi olalım, diye sordular. Hazret-i Peygamber de: “O Cebrâîl’dir” deyince şu cevabı verdiler: Cebrâîl Savaş ve çarpışmayı getiren kimsedir. O bizim düşmanımızdır. Eğer sen bunun yerine şu yağmuru ve rahmeti indiren Mikâil olduğunu söylemiş olsaydın, sana uyardık. Bunun üzerine yüce Allah bu âyet-i kerimeyi bir sonraki âyetin sonuna kadar inzal buyurdu. Bu hadisi Tirmizî rivâyet etmiştir. Müsned, I, 274
“Muhakkak ki o… kalbin üzere onu indirmiştir.” âyetindeki
“Muhakkak ki o” zamirinin iki anlama gelme ihtimali vardır. Birincisine göre: Muhakkak Allah Cebrâîl’i kalbin üzere indirmiştir. İkincisi ise muhakkak Cebrâîl Kur’ân-ı Kerîm’i kalbin üzere indirmiştir.
Özellikle
“kalb”in söz konusu edilmesi onun aklın, ilmin ve bilgileri telakki etmenin yeri oluşundan dolayıdır. Ayet-i kerîme Cebrâîl (aleyhisselâm)’ın şerefini gösterdiği gibi ona düşmanlık edenin yerilmiş olduğunu da göstermektedir.
“Onu Allah’ın izniyle” O’nun iradesi ve bilgisiyle
“kalbin üzere önündekini” Tevrat’ı
“doğrulayıcı, mü’minlere de hidâyet ve müjde olmak üzere indirmiştir.” Mü’minlere hidâyet ve müjde olmasına dair açıklamalar daha önce (el-Bakara, 2 ve 25. âyetlerde) geçmiş bulunmaktadır. Allah’a hamdolsun.