"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Bakara 64

Sonra bunun ardından yüz çevirdiniz. Eğer Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı elbette ziyana uğrayanlardan olurdunuz.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Summe (sonra) tevelleytum (yüz çevirdiniz) min (sonra) ba‘di (ardından) zâlike (bu) fe-levlâ (eğer olmasaydı) fadlullâhi (Allah’ın lütfu) ‘aleykum (üzerinize) ve (ve) rahmetuhû (rahmeti) le-kuntum (olurdunuz) mine (olanlardan) l-hâsirîn (zarara uğrayanlar)

Mukatil Tefsiri
“Sonra yüz çevirdiniz.” Yani dağın kaldırılmasından sonra haktan yüz çevirdiniz. “Eğer Allah’ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı.” Yani nimeti olmasaydı sizi cezalandırırdı. “Elbette hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.” (Bakara 64) Yani ahirette azapta kaybedenlerden olurdunuz.

Taberi Tefsiri
Ebu Cafer dedi ki: Allah’ın “Sonra yüz çevirdiniz” sözüyle kastettiği, “Sonra sırt çevirdiniz, uzaklaştınız” demektir. Bu ifade, bir kimsenin arkasını dönmesi ve bir şeyi arkasında bırakması anlamındaki sözden gelir. Sonra bu ifade, Allah’ın emrettiği bir itaati terk eden ve ondan yüz çeviren herkes için kullanılmıştır. “Filan kimse, filanın itaatinden yüz çevirdi” veya “onunla ilişkiyi terk etti” denilir.

Allah’ın şu sözü de bu anlamdadır: “Allah onlara lütfundan verince cimrilik ettiler, yüz çevirdiler ve onlar zaten yüz çeviricilerdi.” (Tevbe 76) Bununla, onların daha önce Allah’a verdikleri, “Eğer Allah bize lütfundan verirse mutlaka sadaka vereceğiz ve mutlaka salihlerden olacağız” sözlerine aykırı davrandıkları ve o sözü arkalarına attıkları kastedilmiştir. (Tevbe 75)

Arapların âdeti, bir kelimeyi ödünç alıp benzer anlamdaki başka bir kelimenin yerine kullanmaktır. Ebu Züeyb el-Hüzelî’nin şu sözü de böyledir: “Ey Ümmü Malik! Artık yurdun eski hâli gibi değil; fakat zincirler boyunları kuşattı. Genç artık yaşlı gibi oldu; haktan başka bir şey söylemez oldu ve kınayanlar rahatladı.” Onun “zincirler boyunları kuşattı” sözüyle kastettiği şudur: İslam, cahiliye döneminde yaptığımız ve İslam’da Allah’ın bize haram kıldığı şeyleri engellemesi bakımından, boyunlarımızı kuşatan zincirler gibi oldu. Boynunda zincir, elinde kelepçe bulunan kimse, ulaşmak istediği şeye ulaşamaz. Arap sözlerinde bunun benzerleri sayılamayacak kadar çoktur.

Buna göre Allah’ın “Sonra bunun ardından yüz çevirdiniz” sözü, “Rabbinize verdiğiniz misaklardan sonra, kitabınızda size emrettiği şeyleri yerine getirmek ve ona ciddiyetle çalışmak üzere aldığımız sözden sonra, onunla amel etmeyi terk ettiniz ve onu arkanıza attınız” demektir. Buradaki “bunun ardından” sözüyle önceki ayette geçen bütün olaylar, yani “Hani sizden misak almış ve Tur’u üzerinize yükseltmiştik” sözü kastedilmiştir. (Bakara 63)

Allah Teâlâ’nın “Eğer Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı” sözüne gelince, Ebu Cafer dedi ki: Bunun anlamı şudur: Tur’un üzerinize kaldırıldığı sırada Allah’a itaatte gayret göstereceğinize, farzlarını yerine getireceğinize, size verdiği kitapta emrettiği şeyleri yapacağınıza ve yasakladıklarından uzak duracağınıza dair verdiğiniz misakı bozduktan sonra, Allah size tevbe ile lütufta bulunmasaydı; size İslam nimetiyle ve rahmetiyle merhamet etmeseydi; Rabbinizin itaatine dönmeniz sebebiyle işlediğiniz hatayı bağışlamasaydı, mutlaka hüsrana uğrayanlardan olurdunuz.

Bu hitap, Resulullah döneminde hicret yurdunda bulunan kitap ehline yöneltilmiş olsa da aslında onların ataları hakkında bir haberdir. Haber, daha önce açıkladığımız şekilde, sanki kendilerinden söz ediliyormuş gibi ifade edilmiştir. Çünkü Arap kabileleri övünme veya başka bir konuda konuşurken, muhataplarının atalarının kendi atalarına yaptıklarını bizzat muhataplara nispet eder ve “Size şöyle yaptık, size böyle yaptık” derler. Buna dair şiirlerinden bazı delilleri daha önce zikretmiştik.

Bazıları, bu ayetlerdeki hitabın fiili yaşayan muhataplara nispet ederek gelmesinin sebebinin şu olduğunu ileri sürmüştür: Bu hitaba muhatap olanlar, İsrailoğulları’nın ilk nesillerinden bu işleri yapan kimseleri dost edinmekteydiler. Bu yüzden Allah, onlara olan bağlılıkları sebebiyle onları onlardan saymıştır.

Bazıları da şöyle demiştir: Bu şekilde söylenmesinin sebebi, dinleyenlerin anlamı bilmesidir. Her ne kadar hitap, hayatta olan İsrailoğulları’na ve kitap ehline yöneltilmiş olsa da, anlam olarak Allah’ın anlattığı şey onların atalarının haberidir. Dinleyenler bunu bildiği için atalarının tek tek zikredilmesine ihtiyaç kalmamıştır. Buna şu şiir örnek verilmiştir: “Soyumuz anıldığında, beni alçak bir kadın doğurmadı; bunu kabul etmekten başka çare bulamazsın.” Şair burada “soyumuza nispet edildiğimiz zaman” diyerek gelecek anlamı taşıyan bir ifade kullanmış, ardından “beni doğurmadı” diyerek geçmiş bir fiili haber vermiştir. Çünkü doğum geçmişte olmuştur. Bu görüşü delil getiren kimseye göre, dinleyici anlamı bildiği için böyle söylenmiştir. Allah’ın Resulullah döneminde hicret yurdunda bulunan kitap ehline, atalarının fiillerini onlara nispet ederek hitap etmesini de buna benzetmiştir. Fakat bizim ilk söylediğimiz açıklama, Arapların konuşmasında ve hitaplarında daha yaygın olanıdır.

Ebu’l-Âliye’nin “Eğer Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı” sözü hakkındaki açıklaması, bize zikredildiğine göre bizim söylediğimiz anlama yakındır. Bana Müsennâ bin İbrahim rivayet etti; dedi ki: Bize Âdem rivayet etti; dedi ki: Bize Ebu’n-Nadr, Rebî’den, o da Ebu’l-Âliye’den rivayet etti. Ebu’l-Âliye şöyle dedi: “Allah’ın lütfu İslam’dır, rahmeti ise Kur’an’dır.” Bana Ammar’dan da rivayet edildi; dedi ki: Bize İbn Ebu Cafer, Rebî’den bunun benzerini rivayet etti.

Allah Teâlâ’nın “Mutlaka hüsrana uğrayanlardan olurdunuz” sözüne gelince, Ebu Cafer dedi ki: Eğer Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve size merhameti olmasaydı; hatanızdan ve suçunuzdan dolayı tevbenizi kabul ederek sizi kurtarmasaydı, misakınızı bozmanız, emrine ve itaatine aykırı davranmanız sebebiyle kendi nasiplerini sürekli eksilten ve helak olan kimseler olurdunuz. Hüsranın anlamına dair açıklamamız ve delillerimiz daha önce geçtiği için burada tekrar etmeye gerek yoktur.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/bakara-63/,https://kutsalayet.de/bakara-65/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız