Mallarını Allah yolunda harcayanlar, sonra harcadıklarının ardından başa kakma ve eziyet getirmezlerse, onların mükâfatı Rableri katındadır. Onlar için korku yoktur ve onlar üzülmezler.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ellezine yunfikune (harcayanlar) emvalehum (mallarını) fi sebilillah (Allah yolunda) summe la yutbiune (sonra peşinden getirmezler) ma enfeku (verdiklerini) mennen ve la ezen (başa kakma ve incitme ile) lehum ecruhum inde rabbihim (onların mükafatı Rableri katındadır) ve la havfun aleyhim (onlara korku yoktur) ve la hum yahzenun (üzülmezler)
Mukatil Tefsiri
“Mallarını Allah yolunda harcayıp sonra harcadıklarının ardından başa kakma ve eziyet etmeyenler” yani verdiklerini başa kakmayan ve eziyet etmeyenler.
“Onların mükâfatı Rableri katındadır. Onlar için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.” Yani ölüm anında korkmayacaklardır.
Bu ayet, Tebük Gazvesi’nde yaptığı infak sebebiyle Osman b. Affân hakkında inmiştir. Ayrıca Medine’deki Rûme kuyusunu satın alıp Müslümanlara sadaka olarak vermesi hakkında da nazil olmuştur.
Yine Zührîlerden Abdurrahman b. Avf hakkında da nazil olmuştur. O, her biri bir miskal ağırlığında olan dört bin dirhemi sadaka olarak vermişti ki bu malının yarısıydı.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah’ın bu sözle kastettiği şudur: Allah yolunda savaşan mücahitlere yardım olsun diye malını veren kimse. Yüce Allah şöyle buyurur: Allah yolunda savaşanlara harcamada bulunan, onların binekliklerini ve diğer ihtiyaçlarını karşılayanlar; sonra da yaptıkları bu harcamanın ardından başa kakma ve eziyet getirmeyenler. Yani yaptığı yardımı onların başına kakıp, kendilerine iyilik yaptığını göstermek suretiyle onları incitmeyenler. Bu, sözle olabileceği gibi davranışla da olabilir.
Eziyet ise, Allah yolunda verdiği yardım sebebiyle onları şikâyet etmesi, savaşta üzerlerine düşeni yapmadıklarını söylemesi ve buna benzer, yardım ettiği kişiyi inciten sözler söylemesidir.
Allah Teâlâ’nın, Allah yolunda harcayan kimse için bu şartı koşmasının ve yaptığı harcamayı başa kakmayan ve eziyet etmeyen kişiye sevap vaat etmesinin sebebi şudur: Allah yolunda yapılan harcama, Allah’ın rızasını istemek ve O’nun katındaki sevabı talep etmek için yapılır. Allah yolunda harcamanın anlamı bu olunca, harcayan kişinin yardım ettiği kimseye karşı başa kakmasının hiçbir yönü kalmaz. Çünkü onun karşı tarafta bir hakkı ve bir iyiliği yoktur ki, karşılık görmeyince başa kakma ve eziyet etmeye hak kazansın. Zira yaptığı harcamayı yalnızca sevap umarak, Allah’ın rızasını isteyerek yapmıştır. Bunun karşılığı da yardım ettiği kişiden değil, Allah’tandır.
Bu anlamda tefsir ehlinin bir kısmı şöyle demiştir:
Bişr bize rivayet etti, dedi ki: Yezid bize anlattı, dedi ki: Saîd, Katâde’den şu ayet hakkında rivayet etti:
“Allah yolunda mallarını harcayanlar, sonra da harcadıklarının ardından başa kakma ve eziyet getirmeyenler…”
Katâde dedi ki: Allah, bazı insanların verdikleri şeyi başa kakacaklarını bildiği için bunu hoş görmemiş ve bu konuda önceden şöyle buyurmuştur:
“Güzel bir söz ve bağışlama, ardından eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah zengindir, halîmdir.” (Bakara 263)
Yunus bana rivayet etti, dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd şöyle dedi:
Allah, savaşa çıkmayan diğer insanlara şöyle buyurdu:
“Allah yolunda mallarını harcayanlar, sonra da harcadıklarının ardından başa kakma ve eziyet getirmeyenler…”
İbn Zeyd dedi ki: Allah onlara bu şartı koştu. Fakat savaşa çıkan kişi için az veya çok bir şart koşmadı. Buradaki “çıkan kişi”, şu ayette sözü edilen cihat için çıkan kişidir:
“Allah yolunda mallarını harcayanların durumu bir tohum gibidir…” (Bakara 261)
İbn Zeyd dedi ki: Babam şöyle derdi:
“Eğer Allah sana bu maldan vermeyi nasip ettiyse yahut Allah yolunda birine güç ve destek verdiysen, selam vermenin ona ağır geleceğini düşünüyorsan selamı bile bırak.”
İbn Zeyd dedi ki: Bu, selam vermekten daha hayırlıdır.
Bir kadın, Ebû Üsâme’ye şöyle dedi:
“Ey Ebû Üsâme! Bana gerçekten Allah yolunda savaşan bir adam göster. Çünkü bunlar sadece meyve yemek için savaşa çıkıyorlar. Benim yanımda bir ok torbası ve oklar var.”
Ebû Üsâme ona şöyle dedi:
“Allah ok torbana da oklarına da bereket vermesin! Daha onlara vermeden önce kendilerine eziyet ettin.”
Bir adam da onlara şöyle diyordu:
“Çıkın savaşın, meyveleri yiyin.”
Müsennâ bana rivayet etti, dedi ki: İshak bize anlattı, dedi ki: Ebû Züheyr, Cüveybir’den, o da Dahhâk’tan şu ayet hakkında rivayet etti:
“Harcadıklarının ardından başa kakma ve eziyet getirmeyenler…”
Dahhâk dedi ki: Kişinin malını hiç vermemesi, verip de ardından başa kakma ve eziyet getirmesinden daha hayırlıdır.
“Onların ecirleri Rableri katındadır” sözüne gelince; bunun anlamı şudur: Allah yolunda mallarını yukarıda açıklanan şekilde harcayanların sevabı Rableri katındadır. Buradaki “onlar” zamiri “Allah yolunda harcayanlar”a dönmektedir.
“Rableri katında ecirleri vardır” ifadesi, onların Allah yolunda yaptıkları harcamaların; ardından başa kakma ve eziyet getirmemeleri sebebiyle sevap ve mükâfatlarının bulunduğu anlamına gelir.
“Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir” sözü ise şu anlama gelir:
Onlar, yaptıkları harcamaların sevap ve mükâfatına ek olarak; Allah’a kavuşacakları zaman, dünyadan ayrılırken, kıyametin dehşetleri sırasında ve Allah’ın azabına uğrama korkusunda korkuya kapılmazlar. Ayrıca dünyada geride bıraktıkları şeyler için de üzülmezler.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…