Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarının Yahudi veya Hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? De ki: Siz mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı? Allah katından kendisinde olan bir şahitliği gizleyenden daha zalim kimdir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Em (yoksa) tekûlûne (diyorsunuz) inne (şüphesiz) İbrâhîme (İbrahim) ve (ve) İsmâ‘île (İsmail) ve (ve) İshâka (İshak) ve (ve) Ya‘kûbe (Yakub) vel-esbâte (ve torunları) kânû (idiler) hûden (yahudi) ev (ya da) nasârâ (hıristiyan) kul (de ki) e-entum (siz mi) a‘lemu (daha iyi bilirsiniz) em (yoksa) llâhu (Allah mı) ve (ve) men (kim) azlemu (daha zalimdir) mimmen (kimseden) keteme (gizledi) şehâdeten (bir şahitliği) ‘indehû (yanında) minallâhi (Allah’tan) ve (ve) mâ (değildir) llâhu (Allah) bi-gâfilin (gafil) ‘ammâ (şeylerden ki) ta‘melûn (yapıyorsunuz)
Mukatil Tefsiri
Medine Yahudileri ve Necran Hristiyanları müminlere: “Allah’ın peygamberleri bizdendi ve onlar bizim dinimiz üzereydi.” dediler. Bunun üzerine Allah onları yalanladı. “Esbat” denilenler Yakub’un oğullarıdır; çünkü her birinin soyundan bir topluluk meydana gelmiştir. Allah Peygamber’e: “Onlara de ki: Siz mi onların dinini daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı?” buyurdu. Ardından: “Allah’tan gelen şahitliği gizleyenden daha zalim kim vardır?” buyurarak Tevrat ve İncil’de Muhammed’in peygamberliğine dair bilgileri gizlemelerini kınadı. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
Taberi Tefsiri
Ebu Ca‘fer dedi ki: Bu ayetin okunmasında iki vecih vardır.
Birincisi: “Yoksa siz mi diyorsunuz?” şeklinde “te” harfiyle okunmasıdır. Böyle okuyanlara göre anlam şöyledir:
“Ey Muhammed! Sana ve ashabına ‘Yahudi veya Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız.’ diyen Yahudi ve Hristiyanlara de ki: ‘Allah hakkında bizimle mi tartışıyorsunuz, yoksa İbrahim’in… olduğunu mu söylüyorsunuz?’ ”
Bu durumda ayet, “Allah hakkında bizimle mi tartışıyorsunuz?” (Bakara 139) ayetine atfedilmiş olur.
İkinci vecih ise “Yoksa onlar mı diyorlar?” şeklinde “ya” harfiyle okunmasıdır. Bu şekilde okuyanlar, bu ifadeyi yeni başlayan bağımsız bir soru cümlesi kabul etmişlerdir. Tıpkı şu ayette olduğu gibi:
“Yoksa onu uydurduğunu mu söylüyorlar?”
veya Arapların:
“Bu deve midir yoksa koyun mu?”
demeleri gibidir.
Bunun bağımsız bir soru yapılmasının sebebi, ardından yeni bir haber cümlesinin gelmesidir. Nitekim Araplar şöyle derler:
“Sen mi kalkıyorsun yoksa kardeşin mi kalkıyor?”
Burada “yoksa kardeşin mi kalkıyor?” ifadesi, ilk cümleden bağımsız yeni bir haber ve yeni bir sorudur. Eğer ilk soruya bağlı olsaydı şöyle denirdi:
“Sen mi kalkıyorsun yoksa oturuyor musun?”
Bazı dil âlimleri ise şöyle demiştir: Eğer bu ayet “ya” harfiyle okunursa ve “em”den sonra tam bir cümle gelirse, bu ilk soruya atıf olur. Çünkü anlam: “Bu iki işten hangisi gerçekleşmektedir; şu mu yoksa bu mu?” demektir.
Bizce doğru kıraat “Yoksa siz mi diyorsunuz?” şeklinde “te” harfiyle okunmasıdır. Çünkü bu, “Allah hakkında bizimle mi tartışıyorsunuz?” (Bakara 139) ayetine atfedilmektedir. Bunun anlamı şöyledir:
“Bu iki işten hangisini yapıyorsunuz? Allah’ın dini hakkında bizimle tartışıp kendinizin bizden daha üstün ve daha doğru yolda olduğunuzu mu iddia ediyorsunuz? Yoksa İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın, Yakub’un ve Allah’ın adlarını zikrettiği diğer peygamberlerin sizin dininiz üzere Yahudi veya Hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz?”
Oysa onların bu iddiaları açık bir yalan ve iftiradır. Çünkü Yahudilik ve Hristiyanlık, Allah’ın adlarını andığı bu peygamberlerden sonra ortaya çıkmıştır.
Bu ayetin “ya” harfiyle okunması ise kıraat imamlarının okuyuşuna aykırı ve şaz olduğu için caiz değildir.
Bu ayet aynı zamanda Allah’ın peygamberi Muhammed lehine Yahudi ve Hristiyanlara karşı getirdiği bir delildir.
Allah, peygamberine şöyle buyurmaktadır:
“Ey Muhammed! Bu Yahudi ve Hristiyanlara de ki: Siz Allah hakkında bizimle tartışıyor, dininizin bizim dinimizden daha üstün olduğunu ve sizin hidayet üzere, bizim ise sapıklık içinde olduğumuzu Allah’tan bir delille mi iddia ediyorsunuz? Eğer öyleyse delilinizi getirin de size uyalım.”
“Yoksa İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın, Yakub’un ve esbatın Yahudi veya Hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz? Eğer böyle diyorsanız, iddianıza dair delilinizi getirin de sizi tasdik edelim. Çünkü Allah onları kendilerine uyulan imamlar kılmıştır.”
Sonra Allah peygamberine şöyle buyurdu:
“Eğer onlar İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın, Yakub’un ve esbatın Yahudi veya Hristiyan olduklarını iddia ederlerse onlara de ki: Siz mi onları ve onların hangi din üzere olduklarını daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı?”
“Allah katından kendisinde bulunan bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim vardır?” ayetinin tefsiri şöyledir:
Ey Muhammed! Eğer sana ve ashabına “Yahudi veya Hristiyan olun.” diyen Yahudi ve Hristiyanlar, İbrahim’in, İsmail’in, İshak’ın, Yakub’un ve esbatın Yahudi veya Hristiyan olduklarını iddia ederlerse, onlardan daha zalim kim olabilir?
Yani: Allah katından ellerinde bulunan şu şahitliği gizlediler: İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve esbat Müslüman idiler. Buna rağmen bunu gizlediler ve onlara Yahudilik ve Hristiyanlık isnat ettiler.
Tefsir ehli bu ayetin anlamı hakkında ihtilaf etmiştir.
Muhammed b. Amr bana rivayet etti; dedi ki: Ebu Âsım bize rivayet etti; dedi ki: İsa, İbn Ebi Neceyh’den, o da Mücahid’den rivayet etti: “Allah katından kendisinde bulunan bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim vardır?” ayeti hakkında şöyle dedi: Bu, Yahudilerin İbrahim’in, İsmail’in ve onlarla birlikte zikredilenlerin Yahudi veya Hristiyan olduklarını söylemeleri hakkındadır. Allah onlara şöyle demektedir: “Eğer onlar hakkında elinizde bir şahitlik varsa onu benden gizlemeyin.” Oysa Allah onların yalancı olduklarını bilmektedir.
Müsenna bana rivayet etti; dedi ki: Ebu Huzeyfe bize rivayet etti; dedi ki: Şibl, İbn Ebi Neceyh’den, o da Mücahid’den aynı şekilde rivayet etti.
Kasım bize rivayet etti; dedi ki: Hüseyin bize rivayet etti; dedi ki: İshak, Ebu’l-Eşheb’den, o da Hasan’dan rivayet etti. Hasan şu ayeti okudu:
“Yoksa siz mi diyorsunuz ki İbrahim, İsmail…” ayetinden “Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa Allah mı? Allah katından kendisinde bulunan bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim vardır?” kısmına kadar.
Sonra Hasan şöyle dedi:
“Allah’a yemin olsun ki o topluluğun yanında, peygamberlerin Yahudilik ve Hristiyanlıktan uzak olduklarına dair Allah’tan gelen bir şahitlik vardı. Tıpkı mallarınızın ve kanlarınızın aranızda haram olduğuna dair Allah’tan gelen şahitlik bulunduğu gibi. Öyleyse bunu nasıl helal saydılar?”
Ammar’dan rivayet edildi; dedi ki: İbn Ebi Ca‘fer, babasından, o da Rebî‘den rivayet etti:
“Allah katından kendisinde bulunan bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim vardır?” ayeti Ehl-i Kitap hakkındadır. Onlar İslam’ın Allah’ın dini olduğunu bildikleri hâlde onu gizlediler. Bunun Tevrat ve İncil’de yazılı olduğunu biliyorlardı. Orada onların Yahudi veya Hristiyan olmadıkları, Yahudilik ve Hristiyanlığın ise onlardan sonra ortaya çıktığı yazılıydı.
Yüce Allah’ın bununla kastettiği şudur: Eğer Yahudi ve Hristiyanlar, İbrahim’in ve bu ayette adı geçenlerin Yahudi veya Hristiyan olduklarını iddia ederlerse, müşrikler bile onların yalan söylediklerini anlayacaktır. Çünkü Yahudilik ve Hristiyanlık onların zamanından sonra ortaya çıkmıştır.
Eğer onlar İbrahim ve diğerlerinden Yahudilik ve Hristiyanlığı nefyederlerse, onlara şöyle denir:
“Öyleyse onların üzerinde bulunduğu dine gelin. Çünkü hepimiz onların hak üzere olduklarını kabul ediyoruz. Bizim ihtilafımız ise onların dinine muhalif olan şeyler hakkındadır.”
Bazıları ise şöyle demiştir:
“Allah katından kendisinde bulunan bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim vardır?” ayeti, Yahudilerin Muhammed’in peygamberliğini gizlemeleri hakkındadır. Çünkü onlar bunu biliyor ve kitaplarında buluyorlardı.
Bunu söyleyenler şunlardır:
Bişr b. Muaz bize rivayet etti; dedi ki: Yezid bize rivayet etti; dedi ki: Said, Katâde’den rivayet etti:
“Yoksa siz mi diyorsunuz ki İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve esbat Yahudi veya Hristiyan idiler?”
Bunlar Ehl-i Kitaptır. İslam’ın Allah’ın dini olduğunu bildikleri hâlde onu gizlediler. Yahudilik ve Hristiyanlığı benimsediler. Muhammed’i de gizlediler; oysa onun Allah’ın Resûlü olduğunu biliyorlardı ve onu Tevrat ile İncil’de yazılı buluyorlardı.
Hasan b. Yahya bize rivayet etti; dedi ki: Abdürrezzak bize haber verdi; dedi ki: Ma‘mer, Katâde’den rivayet etti:
“Allah katından kendisinde bulunan bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim vardır?” ayetindeki şahitlik, kitaplarında yazılı bulunan peygamberdir; gizledikleri de odur.
Müsenna bana rivayet etti; dedi ki: İbn Ebi Ca‘fer, babasından, o da Rebî‘den, Bişr b. Muaz’ın Yezid’den yaptığı rivayete benzerini rivayet etti.
Yunus bana rivayet etti; dedi ki: İbn Vehb bize haber verdi; dedi ki: İbn Zeyd şöyle dedi:
Yahudilere peygamber ve onun kitaplarındaki sıfatı soruluyordu; onlar da bu sıfatları gizliyorlardı.
Biz bu görüşü tercih ettik. Çünkü “Allah katından kendisinde bulunan bir şahitliği gizleyenden daha zalim kim vardır?” ayeti, Allah’ın zikrettiği peygamberlerin kıssasının hemen ardından ve onun bağlamı içerisinde gelmektedir. Dolayısıyla en uygun olan, bunun onların kıssasıyla ilgili olmasıdır.
Eğer biri şöyle derse:
“Yahudi ve Hristiyanların elinde İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve esbat hakkında Allah’tan gelen hangi şahitlik vardı?”
Ona şöyle cevap verilir:
Onların elindeki şahitlik, Allah’ın Tevrat ve İncil’de indirdiği şeylerdir. Bu kitaplarda onlara, o peygamberlerin sünnetine uymaları, onların milletini takip etmeleri ve onların hanif Müslümanlar olduklarını kabul etmeleri emredilmişti.
İşte Resûlullah onları İslam’a çağırdığında gizledikleri şahitlik buydu. Çünkü onlar:
“Cennete ancak Yahudi veya Hristiyan olan girer.” dediler ve peygambere ve ashabına:
“Yahudi veya Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız.” (Bakara 135)
dediler.
Bunun üzerine Allah, onların yalanlarını, hakkı gizlemelerini ve Allah’ın peygamberlerine iftira etmelerini yalanlayan bu ayetleri indirdi.
“Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.” ayetinin tefsiri ise şöyledir:
Ey Muhammed! Seninle tartışan bu Yahudi ve Hristiyanlara de ki:
“Allah, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve esbat hakkında kitabında insanlara açıklamanızı zorunlu kıldığı hakikati gizlemenizden gafil değildir.”
Onlar Müslüman idiler ve hanif İslam dini, Yahudilik ve Hristiyanlık gibi diğer dinler değil, Allah’ın bütün kullarına emrettiği dindir.
Allah onların yaptıklarından habersiz değildir ve onları cezalandırmayı ihmal edecek de değildir. Bilakis yaptıklarını tek tek saymaktadır. Onlara hem dünyada hem ahirette hak ettikleri cezayı verecektir.
Nitekim Allah onların bir kısmını dünyada öldürerek, bir kısmını yurtlarından sürerek cezalandırdı. Ahirette ise onları aşağılayıcı bir azap beklemektedir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…