Yeryüzü düzene konulduktan sonra onda bozgunculuk yapmayın. O’na korkarak ve umarak dua edin. Şüphesiz Allah’ın rahmeti iyilik edenlere yakındır.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve la tufsidu fil ardı bade ıslahiha (yeryüzü düzeltildikten sonra orada bozgunculuk yapmayın) ved’uhu havfen ve tamea (O’na korkarak ve umarak dua edin) inne rahmetallahi karibun minel muhsinin (şüphesiz Allah’ın rahmeti iyilik yapanlara yakındır)
Mukatil Tefsiri
Yeryüzü düzene konulduktan sonra orada bozgunculuk yapmayın. Bunun anlamı şudur: Allah insanlara bir peygamber gönderdiğinde ve onlar da ona itaat ettiklerinde yeryüzü düzelir ve halkı da düzelir. Günahlar ise geçimin bozulmasına ve halkın helâkine sebep olur. Buna göre ayetin anlamı: İtaatten sonra yeryüzünde günah işleyerek bozgunculuk yapmayın, demektir. O’na azabından korkarak ve rahmetini umarak dua edin. Kim bunu iyilik yapan biri olarak gerçekleştirirse, işte Allah’ın rahmeti iyilik yapanlara yakındır sözünün kapsamına girer. Buradaki rahmet ile yağmur kastedilmiştir; yani Allah’ın rahmeti onlar içindir.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah, Yeryüzü düzene konulduktan sonra onda bozgunculuk yapmayın sözüyle şunu kastetmektedir: Yeryüzünde Allah’a ortak koşmayın ve orada O’na isyan etmeyin; işte yeryüzündeki bozgunculuk budur. Bununla ilgili rivayeti daha önce zikretmiş ve anlamını delilleriyle açıklamıştık. Düzene konulduktan sonra; yani Allah’ın, kendisine itaat edenler için, aralarında hakka çağıran resuller göndermesi ve hüccetlerini onlara açıklaması suretiyle yeryüzünü düzene koymasından sonra.
O’na korkarak ve umarak dua edin; yani duayı ve ameli yalnız O’na has kılın; O’nun için yaptığınız amelinize, ilahlardan, putlardan veya başka şeylerden hiçbir şeyi ortak etmeyin. Bu hususta sizden meydana gelen şey, O’nun azabından korkarak ve sevabını umarak olsun. Kim O’na bundan başka bir şekilde dua ederse, o ahireti yalanlayanlardandır. Çünkü Allah’ın azabından korkmayan ve O’nun sevabını ummayan kimse, Allah’ı öfkelendiren ve O’nun razı olmadığı hangi işe giriştiğine aldırmaz.
Şüphesiz Allah’ın rahmeti iyilik edenlere yakındır; Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Allah’ın, dünyada yaptıkları iyilik karşılığında iyilik edenlere vadettiği sevabı onlara yakındır. İşte bu O’nun rahmetidir. Çünkü onların, O’nun bu rahmetine ve kendileri için hazırladığı ikrama ulaşmalarıyla aralarında, ruhlarının bedenlerinden ayrılmasından başka bir şey yoktur. Bu anlamdan dolayı, rahmet kelimesi dişil olduğu hâlde onun haberi olan yakın kelimesi eril olarak zikredilmiştir. Çünkü burada nesep bakımından yakınlık değil, zaman bakımından yakınlık kastedilmiştir. Zamanlar bu anlamda isimlerin haberi olarak kullanıldığında Araplar onları hâl gibi değerlendirir; tekil, ikil ve çoğul için tekil kullanır, dişil için de eril kullanırlar. Bu sebeple: Allah’ın ikramı filandan uzaktır ve filana yakındır, derler. Aynı şekilde: Hind bize yakındır; iki Hind bize yakındır; Hindler bize yakındır, derler. Çünkü bunun anlamı: O, bize yakın bir yerdedir, demektir. Yeri zikretmeyip yakın kelimesini onun yerine koyduklarında, yer kelimesi çoğulda da eril ve tekil olduğu için bunu da eril ve tekil kullanırlar.
Fakat onu dişil kullandıklarında, iki kişi için ikil, topluluk için de çoğul hâle getirir ve: O bize yakındır, o ikisi bize yakındırlar, derler. Nitekim Urve b. el-Verd şöyle demiştir:
Akşam vakti Afrâ sana yakın değildir ki yaklaşsın;
Afrâ senden uzak da değildir.
Burada yakın kelimesini dişil, uzak kelimesini ise anlattığım şekilde eril kullanmıştır. Eğer yakınlık nesep bakımından akrabalık anlamında olsaydı, dişille birlikte ancak dişil, çoğulla birlikte de ancak çoğul olurdu.
Basra nahivcilerinden bazıları şöyle derdi: Yakın kelimesi, rahmetin sıfatı olduğu hâlde eril kullanılmıştır. Bu, Arapların sert rüzgâr, yeni örtü ve altı yaşındaki koyun şeklindeki kullanımları gibidir. Dedi ki: Dilersen buradaki rahmetin tefsirinin yağmur ve benzeri olduğunu söylersin; bundan dolayı kelime eril kullanılmıştır. Nitekim Allah, İçinizden bir topluluk iman etmiş olsa (A‘râf 87) buyurmuş ve insanlar kastedildiği için fiili eril kullanmıştır. Dilersen bunu, Arapların bazı dişil kelimeleri eril kullanmaları türünden sayarsın. Şairin şu sözü gibi:
Hiçbir yer onun yeşermesi gibi yeşermedi.
Arap dili âlimlerinden bazıları ise onun bu sözünü reddetmiş ve rahmet kelimesini yağmur anlamına yönelterek yakın kelimesini eril kullanmak caiz olursa, kadın olan Hind’i insan anlamına yönelterek Hind kalktı şeklinde eril fiil kullanmasının da gerekli olacağı görüşünü benimsemiştir. Ayrıca Şüphesiz Allah’ın rahmeti iyilik edenlere yakındır sözünü, İçinizden bir topluluk iman etmiş olsa (A‘râf 87) sözüne benzetmesinin doğru bir benzetme olmadığı görüşündedir. Çünkü onun iddiasına göre tâife kelimesi, tayf anlamında bir mastardır; tıpkı sayha ile sıyâh kelimelerinin aynı anlamda olması gibi. Bundan dolayı da Zulmedenleri o korkunç ses yakaladı denilmiştir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…