"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Araf 10

Andolsun, sizi yeryüzüne yerleştirdik ve orada sizin için geçim vasıtaları meydana getirdik; ne kadar az şükrediyorsunuz.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve lekad mekkennakum fil ard (sizi yeryüzünde yerleştirdik) ve cealna lekum fiha meayiş (orada sizin için geçimlikler yarattık) kalilen ma teşkurun (ne az şükrediyorsunuz)

Mukatil Tefsiri
Şöyle buyuruyor: Ey Mekke halkı, andolsun ki size hayır verdik ve yeryüzünde yerleşme imkânı sağladık; orada sizin için rızıktan geçim vasıtaları kıldık ki O’na şükredesiniz ve O’nu birleyesiniz, fakat bunu yapmadınız. Sonra onların durumunu haber vererek şöyle buyurdu: Ne kadar az şükrediyorsunuz; bunun azlığıyla kastedilen, onların bu nimetlerin Rabbine şükretmemeleri ve O’nu birlememeleridir.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Ey insanlar, andolsun ki yeryüzünü sizin için hazırladık, onu içinde yerleşip kalacağınız bir karar yeri, üzerinde rahatça yaşayacağınız bir döşek ve kendinize sergi edineceğiniz bir yaygı kıldık. Orada sizin için geçim vasıtaları meydana getirdik, yani hayatınızın günleri boyunca kendileriyle yaşayacağınız yiyecekler ve içecekler verdik; bunları size tarafımdan bir nimet ve size yönelik bir ihsan olarak verdim. Ne kadar az şükrediyorsunuz sözüyle şöyle buyurmaktadır: Size ihsan ettiğim bu nimetlere karşı şükrünüz ne kadar da azdır; çünkü benden başkasına ibadet ediyor ve benim dışımda bir ilâh ediniyorsunuz. Meâyiş kelimesi maîşet kelimesinin çoğuludur. Kıraat âlimleri bu kelimenin okunması konusunda ihtilaf etmişlerdir; şehirlerdeki kıraat âlimlerinin geneli onu hemzesiz olarak meâyiş şeklinde okumuş, Abdurrahman el-A‘rec ise hemzeli olarak meâiş şeklinde okumuştur. Bize göre bu husustaki doğru kıraat hemzesiz olan meâyiş kıraatidir; çünkü bu kelime, bir kimsenin yaşadım, yaşarsın anlamındaki sözünden türeyen ve mefâil kalıbında bulunan bir kelimedir. Baştaki mîm harfi ziyadedir ve yâ harfi hükmen harekelidir; çünkü kelimenin tekili mef‘ale kalıbındaki maîşet olup yâ harfi harekelidir. Tekilinde yâ harfinin harekesi ayn harfine nakledilmiş, kelime çoğul yapıldığında ise yâ harfinden önceki harfin sakin, yâ harfinin de harekeli olması sebebiyle harekesi tekrar kendisine verilmiştir. Araplar, yâ ve vâv harflerinden önceki harf sakin, bu iki harf de harekeli olduğunda, açıkladığımız şekilde mefâil kalıbında gelen benzeri çoğullarda da böyle yaparlar. Bu durum, feâil kalıbında gelen ve içerisindeki yâ harfi kelimenin aslından olmayıp ziyade olan çoğullardan farklıdır; bu kalıpta gelen çoğullarda Araplar yâ harfini hemzeye çevirirler ve medâin, sahâif ve bunların benzerlerini söylerler. Çünkü medâin, medîne kelimesinin çoğuludur ve medîne, şehri kurdum anlamındaki sözlerinden türeyen feîle kalıbındadır. Aynı şekilde sahâif de sahîfe kelimesinin çoğuludur ve sahîfe, sayfayı yazdım anlamındaki sözünden türeyen feîle kalıbındadır. Dolayısıyla bu kelimelerin tekilindeki yâ harfi ziyade ve sakindir; çoğul yapıldığında ise tekildeki yâ harfinin çoğuldaki durumundan farklılaşması sebebiyle hemzeye çevrilir; çünkü tekilinde sakin olan yâ, çoğulunda harekeli hâle gelmiştir. Eğer medîne kelimesi borçlandı, borçlanır anlamındaki fiilden türetilmiş mef‘ale kalıbında kabul edilip mefâil kalıbında çoğul yapılsaydı, fasih olan kullanım onda hemzenin terk edilmesi ve yâ harfinin harekeli okunması olurdu. Bununla birlikte Araplar, yâ ve vâv harfi bulunan mef‘ale kalıbındaki kelimelerin çoğullarını, mefâil kalıbında geldiklerinde fasih kullanımlarında hemze bulunmamasına rağmen bazen hemzeli de söylemişlerdir; bunu, bu kelimelerin çoğulunu feîle kalıbındaki kelimelerin çoğuluna benzeterek yapmışlardır. Nitekim mef‘al kalıbını da feîl kalıbına benzetirler; mesela aktı, akar fiilinden suyun aktığı yer anlamında mesîl derler, ardından bunu feîl kalıbındaki kelimelerin çoğulu gibi çoğul yaparak emsile derler; bunu, feîl kalıbında bulunan baîr kelimesinin eb‘ire şeklinde çoğul yapılmasına benzetirler. Aynı şekilde mef‘al kalıbındaki masîr kelimesini de, feîl kalıbındaki baîr kelimesinin bu‘rân şeklinde çoğul yapılmasına benzeterek musrân şeklinde çoğul yaparlar. A‘rec’in meâiş kelimesini hemzeli okuması da bu esasa dayanmaktadır; ancak bu, Arapların dilindeki fasih kullanım değildir. Allah’ın kitabının kıraatinde diller arasından tercih edilmeye en lâyık olan, bilinmeyen ve şaz olan değil, en fasih ve en yaygın olan kullanımdır.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/araf-9/,https://kutsalayet.de/araf-11/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız