Güzel beldenin bitkisi Rabbinin izniyle çıkar; kötü olanın bitkisi ise ancak güçlükle çıkar. Şükreden bir topluluk için ayetleri işte böyle türlü türlü açıklıyoruz.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Vel beledut tayyibu yahrucu nebatuhu bi izni rabbih (güzel beldenin bitkisi Rabbinin izniyle çıkar) vellezi habuse la yahrucu illa nekida (kötü olan ise faydasız çıkar) kezalike nusarriful ayati li kavmin yeşkurun (işte şükreden bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz)
Mukatil Tefsiri
Sonra Allah müminler ile kâfirler için bir misal vererek Güzel beldenin bitkisi Rabbinin izniyle çıkar buyurmuştur. Bununla yağmur yağdığında verimli ve güzel olan toprak kastedilmektedir; bitkisi çıkar ve ondan faydalanılır. Nasıl ki yağmur güzel toprağa fayda verir ve onun bitki çıkarmasını sağlarsa, mümin de böyledir. Sonra kâfiri zikrederek Kötü olanın bitkisi ise ancak güçlükle ve cılız olarak çıkar buyurmuştur. Bununla tuzlu ve verimsiz toprak kastedilmektedir; yağmur ona ulaşır fakat bitki çıkarmaz, çıksa bile ancak güçlükle, cılız bir şekilde çıkar ve bulunduğu yerde kurur, dolayısıyla ondan faydalanılmaz. Kâfir de böyledir; imanı işitir fakat onu söylemez ve iman ona fayda vermez. Tıpkı cılız olarak çıkıp yerinde kuruyan ve fayda vermeyen bu bitki gibi. İşte böyle sözüyle, bu iki ayette zikredilen çeşitli hususlarda ayetleri türlü türlü açıkladığımız kastedilmektedir. Şükreden bir topluluk için sözü ise Rablerini birleyen kimseler demektir.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Toprağı güzel ve su kaynakları tatlı olan beldenin bitkisi, Allah yağmuru indirdiğinde ve üzerine hayat veren yağmuru gönderdiğinde, O’nun izniyle çıkar; meyvesi de vaktinde ve zamanında güzel olur. Kötü olan, yani toprağı kötüleşmiş ve su kaynakları tuzlu olan beldenin bitkisi ise ancak güçlükle çıkar. Yani ancak şiddetli bir güçlük içinde çıkar. Nitekim şair şöyle demiştir:
Söz verdiğinde sözünü yerine getirmezsin;
verdiğinde de az ve güçlükle verirsin.
Buradaki “tâfih” az, “nekid” ise güçlük demektir. Bu kelime için “nekide-yenkedu-nekaden ve nekden” denilir; kişi de “neked” ve “nekid” diye nitelenir. “Neked” mastardır. Arapların darbımesellerinden biri de “nekden ve cahden, nükden ve cuhden” sözüdür. “Cuhd”, şiddet ve darlık demektir. Bir kimseyi yorduklarında ve ondan istekte bulunduklarında da “nekedûhu-yenkudûnehu-nekden” denilir. Nitekim şair şöyle demiştir:
Verdiğin şeyi gönül hoşluğuyla ver;
güçlükle alınanda ve güçlükle verende hayır yoktur.
Kıraat âlimleri bu kelimenin okunuşunda ihtilaf etmişlerdir. Medine kıraat âlimlerinden bazıları kâf harfini üstün okuyarak “illâ nekaden” şeklinde okumuştur. Kûfelilerden bazıları ise kâf harfini sakin okuyarak “nekden” şeklinde okumuştur. Diğer şehirlerdeki kıraat âlimlerinin geri kalanı ise bu ikisine muhalefet ederek kâf harfini esreli okuyup “illâ nekiden” şeklinde okumuşlardır. Kâf harfini üstün okuyarak “nekaden” diyen kimse sanki mastarı kastetmiştir. Kâf harfini sakin okuyanın ise onu esreli okumayı kastettiği, fakat “bu fahz ve ketd” diyenlerin lehçesinde olduğu gibi harfi sakinleştirdiği anlaşılmaktadır. Bunu kastettiğinde kıyasa uygun düşmesi için “nekd” kelimesinin nûn harfini de esreli okuması gerekirdi.
Ebû Ca‘fer dedi ki: Bize göre bu hususta doğru kıraat, şehirlerin kıraat imamlarından oluşan hüccetin üzerinde ittifak etmesi sebebiyle nûn harfini üstün, kâf harfini esreli okuyarak “nekiden” şeklinde okuyanların kıraatidir.
Şükreden bir topluluk için ayetleri işte böyle türlü türlü açıklıyoruz sözü ise şu anlama gelir: Allah’ın kendilerini hidayete erdirme nimetine ve dalâlet ehlinin yolunu kendilerine göstermesine şükreden bir topluluk için, bir ayetin ardından başka bir ayeti böyle açıklarız, bir hüccetin ardından başka bir hücceti ortaya koyarız ve bir misalin ardından başka bir misal veririz. Onların şükrü, Allah’ın kendilerine uymalarını emrettiği şeye uymaları ve dalâlet yollarından kaçınmalarını emrettiği şeylerden kaçınmalarıyladır.
Bu, Allah’ın mümin ile kâfir için verdiği bir misaldir. Rabbinin izniyle bitkisi çıkan güzel belde müminin misalidir; bitkisi ancak güçlükle çıkan kötü belde ise kâfirin misalidir.
Bu konuda söylediğimizin benzerini tevil ehli de söylemiştir. Bunu söyleyenlerden zikredilenler:
Bana Müsenna rivayet etti; dedi ki: Bize Abdullah b. Sâlih rivayet etti; dedi ki: Bana Muâviye b. Sâlih, Ali’den, o da İbn Abbas’tan Güzel beldenin bitkisi Rabbinin izniyle çıkar; kötü olanın bitkisi ise ancak güçlükle çıkar sözü hakkında rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi: Bu, Allah’ın mümin için verdiği bir misaldir. Allah şöyle buyurmaktadır: O güzeldir ve ameli de güzeldir; tıpkı güzel beldenin meyvesinin güzel olması gibi. Sonra kâfir için, kendisinden bereket çıkmayan tuzlu ve çorak beldeyi misal verdi. Kâfir kötüdür ve ameli de kötüdür.
Bana Muhammed b. Amr rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Âsım rivayet etti; dedi ki: Bize Îsâ, İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den Allah’ın Güzel belde… kötü olan ise sözü hakkında rivayet etti. Mücâhid şöyle dedi: Bütün bunlar, çorak ve tuzlu topraklar ile diğer topraklardan verilen, Âdem ve onun zürriyeti için bir misaldir; onların içinde güzel olan da vardır, kötü olan da.
Bana Müsenna rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Huzeyfe rivayet etti; dedi ki: Bize Şibl, İbn Ebî Necîh’ten, o da Mücâhid’den bunun benzerini rivayet etti.
Bize Muhammed b. Abdüla‘lâ rivayet etti; dedi ki: Bize Muhammed b. Sevr, Ma‘mer’den, o da Katâde’den Güzel beldenin bitkisi Rabbinin izniyle çıkar; kötü olanın bitkisi ise ancak güçlükle çıkar sözü hakkında rivayet etti. Katâde şöyle dedi: Bu, Allah’ın kâfir ve mümin hakkında verdiği bir misaldir.
Bana Muhammed b. Hüseyin rivayet etti; dedi ki: Bize Ahmed —yani İbnü’l-Mufaddal— rivayet etti; dedi ki: Bize Esbât, Süddî’den rivayet etti. Güzel beldenin bitkisi Rabbinin izniyle çıkar; kötü olan hakkında Süddî: “Bu, tuzlu ve çorak topraktır” dedi. Bitkisi ise ancak güçlükle çıkar. “Nekid”, az olan ve fayda vermeyen şeydir. Kur’an indirildiğinde kalpler de böyledir. Kur’an mümin kalbe girdiğinde o kalp Kur’an’a iman eder ve iman onda sabit olur. Kur’an kâfir kalbe girdiğinde ise ondan kendisine fayda verecek hiçbir şeye tutunmaz ve onda imandan, fayda vermeyecek bir şey dışında hiçbir şey sabit olmaz. Tıpkı bu beldenin bitkiden yalnızca fayda vermeyen şeyi çıkarması gibi.
Bana Hâris rivayet etti; dedi ki: Bize Abdülaziz rivayet etti; dedi ki: Bize Ebû Sa‘d, Mücâhid’den Güzel beldenin bitkisi Rabbinin izniyle çıkar; kötü olanın bitkisi ise ancak güçlükle çıkar sözü hakkında rivayet etti. Mücâhid şöyle dedi: Güzel olana yağmur fayda verir ve o bitki çıkarır. Kötü olan ise tuzlu ve çorak topraktır; yağmur ona fayda vermez ve bitkisi ancak güçlükle çıkar. Dedi ki: Bu, Allah’ın Âdem ve onun bütün zürriyeti için verdiği bir misaldir. Onların hepsi tek bir nefisten yaratılmışlardır. Onlardan Allah’a ve O’nun kitabına iman eden vardır; böylece güzel olmuştur. Onlardan Allah’ı ve O’nun kitabını inkâr eden de vardır; böylece kötü olmuştur.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…