"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Araf 195

Yürüyebilecekleri ayakları mı var? Tutabilecekleri elleri mi var? Görebilecekleri gözleri mi var? İşitecekleri kulakları mı var? De ki: “Ortaklarınızı çağırın, sonra bana tuzak kurun, bana mühlet vermeyin.”

Diyanet Vakfı
Onların yürüyecekleri ayakları mı var, yoksa tutacakları elleri mi var veya görecekleri gözleri mi var yahut işitecekleri kulakları mı var (neleri var)? De ki: «Ortaklarınızı çağırın, sonra bana (istediğiniz) tuzağı kurun ve bana göz bile açtırmayın!»

Kurtubi Tefsiri
Onların kendileriyle yürüyecekleri ayakları mı var? Yoksa kendileriyle tuttukları elleri mi var? Yoksa kendileriyle gördükleri gözleri mi, yahut kendileriyle işittikleri kulakları mı var? De ki: “Ortaklarınızı çağırın, sonra bana tuzak kurun ve bana göz açtırmayın.

Daha sonra yüce Allah, onları azarlayarak ve akıllarının bayağılığını ortaya koyarak şöyle buyurmaktadır:

“Onların kendileriyle yürüyecekleri ayakları mı var? Yoksa kendileriyle tuttukları elleri mi var? Yoksa kendileriyle gördükleri gözleri mi, yahut kendileriyle işittikleri kulakları mı var…” Yani siz onlardan daha üstün olduğunuz halde nasıl olur da onlara ibadet ediyorsunuz? Bu ifadeden maksat onların cahilliklerini açığa vurmaktır. Çünkü mabud, azalara sahip olmakla vasfedilir. Saîd b. Cübeyr

” Allah’ı bırakıp da taptıklarınız şüphesiz sizin gibi kullardır” âyetini ” Allah’ı bırakıp taptıklarınız ancak sizin gibi kullardır” şeklinde; ‘ın hemzesini esreli olarak -iki sakinin yanyana gelişinden dolayı- şeklinde, buna karşılık ” Kullar” kelimesini tenvin ile; “sizin gibi” kelimesini de nasb ile okumuştur. Bu okuyuşa göre âyetin anlamı şöyle olur: Allah’tan başka kendilerine dua ettiğiniz putlar ancak sizin gibi kullardır. Yani onlar, taş ve keresteden ibarettir. Ve siz böyle yapmakla kendisinden daha üstün olduğunuz şeylere ibadet etmektesiniz.

en-Nehhâs der ki: Ancak bu, şu üç sebepten dolayı okunmaması gereken bir kıraattir:

1- Evvela çok büyük çoğunluğun kıraatine muhaliftir.

2- Sîbeveyh, edatı gayet olumsuzluk edatının anlamı veriyor ise, haberini ref ile okumayı tercih eder ve şöyle der: Zeyd gitmiyor” Çünkü; ‘in ameli zayıftır. da onun anlamında (olumsuzluk ifade eden) bir edattır. O takdirde ondan daha zayıf olur.

3- el-Kisâî, (……..)’ın Arap dilinde ondan sonra olumlu bir İfade olmadıkça; olumsuz edatı anlamında hemen hemen kullanılmadığını ileri sürmüştür. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Kâfirler ancak bir aldanış içerisindedirler.” (el-Mülk, 67/20)

“da size karşılık versinler” âyetinde aslolan (“fe” harfınden sonra gelen) “lâm” harfinin esreli gelmesidir. Ancak ağırlığı dolayısıyla esre hazfedilmiştir. Diğer taraftan ifadede de bir hazf olduğu söylenmiştir. Yani, eğer siz onların ilâh oldukları hususundaki iddianızda doğru söyleyen kimseler iseniz, sizin isteklerinize uyuncaya kadar haydi onlara dua edin, onlar da sizin isteklerinizi kabul etsinler,

Ebû Cafer ve Şeybe

“Yoksa kendileriyle tuttukları elleri mi var” âyetindeki “ti” harfini (esreli değil de) ötreli okumuşlardır. Bu da bir şivedir. El, ayak ve kulak ise, müennes kelimelerdir ve bunların küçültme isimleri sonlarına “he” (yuvarlak “te”) getirilerek yapılır. Ancak; “El” kelimesinde küçültme ismi yapılırken bir “ya” ilave edilir, aslına döndürülerek iki “ya” da bir araya geldiğinden dolayı şeddeli olarak; “elceğiz” denilir.

Yüce Allah’ın:

“De ki: Ortaklarınızı” yani putlarındı

“çağırın. Sonra bana” siz ve o putlar bir arada

“tuzak kurun ve bana göz açtırmayın” yani beni hiç sonraya bırakmayın, ertelemeyin.

“Bana tuzak kurun” kelimesinin aslı şeklindedir. “Nun” harfindeki esre, “ya” harfine delâlet ettiğinden dolayı hazfedilmiştir. ” Ve bana göz açtırmayın” kelimesi de aynı şekildedir.

“Tuzak” diye meali verilen “keyd” kelimesi hile anlamına geldiği gibi Savaş anlamına da gelir. Mesela; “Gazaya çıktı ama Savaşmadı,” denilir.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/araf-194/,https://kutsalayet.de/araf-196/