"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Araf 180

En güzel isimler Allah’ındır. O’na bu isimlerle dua edin. Onun isimlerinde eğriliğe sapanları bırakın. Yaptıklarının karşılığını alacaklardır.

Diyanet Vakfı
En güzel isimler (el-esmaül-hüsna) Allahındır. O halde Ona o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır.

Kurtubi Tefsiri
En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na bunlarla dua edin. O’nun isimlerinde eğriliğe sapanları terkedin. Onlar, yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir.

Yüce Allah’ın:

“En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na bunlarla dua edin” âyetine dair açıklamalarımızı akı başlık halinde sunacağız:

1. Âyetin Nüzul Sebebi:

Yüce Allah:

“En güzel isimler Allah’ındır, o halde O’na bunlarla dua edin” âyeti ile ibadeti yalnızca Allah’a halis kılmayı, müşrik ve inkarcılardan uzak durmayı emretmektedir.

Mukâtil ve ondan başka bazı müfessirler şöyle demişlerdir: Bu ayet-i kerîme, namazı esnasında Ya Rahmân, Ya Rahîm diyen müslüman bir kişi hakkında nâzil olmuştur. Bunun üzerine Mekke müşriklerinden birisi şöyle demişti: Muhammed ve ashâbı, bir ve tek Rabbe ibadet ettiklerini iddia etmiyorlar mı? Bu adama ne oluyor ki, iki Rabbe dua ediyor. Bunun üzerine Şanı yüce Allah:

“En güzel isimler Allah’ındır, o halde O’na bunlarla dua edin” âyetini indirdi.

2. Yüce Allah’ın En Güzel İsimleri (el-Esmau’l-Hüsna):

Tirmizî ile İbnMace’nin Sünen’inde ve başkalarında Ebû Hüreyre’nin Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’dan naklettiği hadis yer almaktadır. Bu hadiste Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem) yüce Allah’ın doksandokuz isminin bulunduğunu zikretmiştir. Bu kitaplarda yer alan rivâyetlerin birisinde bulunan bazı isimler diğerinde bulunmamaktadır. Tirmizî, Deavât 82; İbn Mâce, Dıw 105. Biz bu hususu “el-Kitabi’l-Esnâ fi Şerhi Esmaillahi’l Hüsnâ” adlı eserimizde açıkladık.

İbn Atiyye, Tirmizî’nin rivâyet ettiği hadisi zikrettikten sonra şöyle demektedir: Bu hadis mütevatir değildir. Ebû Îsa (et-Tirmizî) onun hakkında: Bu, garip bir hadistir. Biz bunu ancak Safvan b. Salih yoluyla bilmekteyiz. O ise hadis ehline göre sika bir ravidir, demekle birlikte mütevatir değildir. Bu hadisin mütevatir olan bölümü Hazret-i Peygamberin:

“Muhakkak Allah’ın doksan dokuz ismi, yani bir eksiği ile yüz ismi vardır. Kim bunları ezberleyip sayabilirse cennete girer.” bölümüdür. Buhârî, Şurut 18, Deavat 68, Tevhid 12; Müslim, Zikr 5, 6; Tirmizî ve İbn Mâce , geçen yerler; Müsned, II, 258, 267, 314, 427, 499. 503, 516.

Hadîs-i şerîfteki “bunları ezberleyip sayabilirse” anlamındaki; Bunları sayabilir ve ezberleyip belliyebilirse demektir. Biz, sözünü ettiğimiz kitapta açıkladığımız gibi, başka şekilde de açıklamalar yapılmıştır. Ayrıca orada Tirmizî’nin rivâyet ettiği hadisin sahih olduğunu belirtmiş ve bu isimler arasından hangisinin ittifakla Esma-i Hüsnâ’dan kabul edildiğini, hangisi hakkında görüş ayrılığı bulunduğunu önder İlim adamlarımızın kitaplarında tesbit edebildiğimiz kadarıyla ikiyüz isim civarında ismi sözkonusu ettik. Bu isimleri tayin etmeden önce de kitabın mukaddime bölümünde Esmai Hüsna’nın hükümlerine dair otuziki fasıl da açıkladık. Bu hususta bilgi sahibi olmak isteyenler, orada da aynı konuda yazılmış diğer kitaplarda gerekli bilgileri elde edebilirler. Doğruya muavaffak kılan Allahtır, O’ndan başka Rab yoktur.

3. İsim İle Müsemmâ Arasındaki İlişki:

Bu konuda ilim adamları isim ile müsemma hakkında farklı görüşlere sahiptirler. Biz, bu hususta ilim adamlarının görüşlerini “el-Kitabu’l-Esnâ” adlı eserimizde zikretmiş bulunuyoruz. İbnü’l-Hassar der ki: Bu ayet-i kerîme de İsmin müsemma hakkında kullanıldığını gördüğümüz gibi; aynı şekilde ismin tesmiye (yani ad verme) hakkında da kullanıldığına işaret vardır. Çünkü yüce Allah’ın:

“Allah’ındır” âyeti müsemmâ hakkında kullanılmıştır. Buna karşılık ” İsimler” âyeti, “ism”in çoğulu olup tesmiyeler (adlar) hakkında kullanılmıştır. İşte bu da bizim söylediğimizin doğruluğuna delildir. Buna karşılık yüce Allah’ın “O’na bunlarla dua edin” âyetinde yer alan “O’na” zamiri, müsemma olan Şanı yüce Allah’a aittir ki, kendisine dua edilecek olan da O’dur. Buna karşılık “bunlarla” zamiri ise isimlere aittir. Bunlar da yüce Allah’a başkaları ile değil de kendileriyle zikredilerek dua edildiği isimlerdir. Arap dilinin gerektirdiği budur. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın: “Benim beş ismim vardır. Ben Muhammed’im ve Ahmed’im…” Buhârî, Menâkıb 17, Tefsir; Tirmizi, Meb 67: Muvatta’, Esmâu’n-Nebiyy V, Dârimî, Rikaak 59: Müsned. IV. 80, 84. hadisi de bu kabildendir. Daha önce el-Bakara Sûresi’nde (2/30. âyet 2. başlıkta) buna dair kısmen açıklamalar geçmiş bulunmaktadır.

Hak ehlinin benimsediği görüşe göre isim, müsemmânın kendisidir. Yahut da ona taalluk eden bir sıfattır ve tesmiyenin kendisinden başkadır.

İbnü’l-Arabî de yüce Allah’ın:

“En güzel isimler Allah’ındır” âyetine dair açıklamalarda bulunurken şöyle demektedir: Bu hususta üç görüş vardır. Kimi ilim adamımız şöyle demiştir: Bu âyette ismin müsemmânın kendisi olduğuna delil vardır. Zira, ondan başkası olsaydı isimlerin yüce Allah’tan başkası hakkında da kullanılması gerekirdi. İkincisine gelince, başkaları da şöyle demektedir: Bundan kasıt, kullanılan isimlerdir. Yoksa, Şanı yüce Allah bir ve tektir, isimler ise çoğuldur. (Üçüncü görüş bu başlığın sonunda gelecektir).

Derim ki: İbn Atiyye’nin, Tefsirinde naklettiğine göre âyet-i kerimedeki “isimler” te’vil (tefsir) âlimlerinin icmaı ile “adlandırmalar” anlamındadır. Başka anlam câiz değildir. Kadı Ebû Bekr ise “et-Temhid” adlı kitabında şöyle demektedir; Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın: “Allah’ın doksandokuz ismi vardır. Kim bunları ezberleyip bellerse cennete girer” âyetinin te’vili şöyledir: Yani yüce Allah’a ait doksandokuz isimlendirme vardır. Bu hususta görüş ayrılığı yoktur. Bunlar ise Şanı yüce Allah’ın çeşitli sıfatlara sahip oluşunu ortaya koyan ifadelerdir. Bu sıfatların kimisi bizatihi O’nun hakkıdır, kimisi ise, O’nun sahib olduğu bir sıfat dolayısıyla O’nun hakkıdır. Zatına ait isimlen ise, bizatihi O’nu ifade eder. O’na ait bir sıfata taalluk eden isimleri ise, O’nun isimleridir. Bunların bir kısmı da bizatihi sıfatlarıdır. Bir kısmı fiillerine ait sıfatlardır. İşte yüce Allah’ın;

“En güzel İsimler Allah’ındır, o halde O’na bunlarla dua edin” yani, O’na verilen en güzel adlar O’nundur demektir.

Üçüncü görüşe gelince; onlardan başka bir takım kimseler ise “en güzel sıfatlar Allah’ındır” diye açıklamışlardır.

4. Allah’ın İsimlerinin “En Güzel” Diye Nitelendirilmesinin Sebebi:

Şanı yüce Allah’ın isimlerini “en güzel isimler” diye nitelendirmesi, bu isimlerin hem kulaklarda, hem de kalplerde güzel olmasından dolayıdır. Çimkü bu isimler O’nun tevhidine, lütf-u kerimine, cömertliğine, rahmetine, bol bol ihsanına delâlet etmektedir. “En güzel” kelimesi ise, Allah’ın isimlerine sıfat olarak gelmiş mastar bir kelimedir. Bununla birlikte; vezninde ın müennesi olarak kabul edilmesi de mümkündür. Nitekim, En büyük” kelimesinin; kelimesinin müennesi olduğu gibi. Bunların çoğulu ise, “En büyükler, en güzeller” şeklinde gelir, Birinci görüşe göre, akıl sahibi olmayan varlıkların sıfatında olduğu gibi, tekil olarak gelmiş olur. Nitekim yüce Allah’ın şu âyeti da böyledir:

“…başka işler…” (Ta-Hâ, 20/18)” Ey dağlar, sizde onunla tesbih edin.” (Sebe’, 34/10″)

5. Allah’ın En Güzel İsimleriyle (el-EsmâÜ’l-Hüsna) Allah’a Dua Etmek:

“O halde O’na bunlarla dua edin.” Yani, O’nun isimlerini anarak O’ndan istekte bulunun. Her bir isim zikredilerek ona uygun isteklerde bulunulur. Mesela, ey Rahîm, bana rahmet et. Ey Hakim, lehime hüküm ver. Ey Râzık (rızık veren) bana rızık ihsan et. Ey Hadi bana hidayet eyle. Ey Fettan benim lehime aç (hüküm ver). Ey Tevvab tevbemi kabul buyur. Ve buna benzer şekilde dua edilir. Dua ederken umumi kapsamlı bir ismi zikretmek istersek, ey Mâlik bana rahmet buyur, ey Aziz lehine hüküm ver, ey Latif bana rızık ver denilir.

En geniş kapsamlı ismi zikrederek dua etmek istersek, ey Allah diye dua ederiz. Çünkü Allah lâfza-i celali bütün isimleri kapsar. Ancak, ey Rezzak bana hidayet ver denilmez. Şu kadar var ki, ey Rezzak derken bana hayırı nasib et maksİsmi ile söylenilebilir. İbnü’l-Arabî der ki: İşte duanı bu şekilde düzenle ki, sen İhlâs edicilerden olasın.

el-Bakara Sûresi’nde (2/186. âyet, başlık ve devamında) duanın şartları ile, yine bu sûrede (7/55. ayetin tefsirinde) duaya dair açıklamalar daha önceden geçmiş bulunmakladır. Cenab-ı Allah’a hamd olsun.

6. Yüce Allah’ın Diğer İsimleri:

Kadı Ebû Bekr b. el-Arabi, bunların dışındaki isimleri de yüce Allah’ın isimleri arasında saymıştır. Mutimmu Nurihî (nurunun tamamlayıcısı), Hayru’l-Vârisîn (mirasçıların hayırlısı), Hayrul-Mâkirîn (tuzaklara en güzel şekilde karşılık veren), Rabiu Selase (üçün dördüncüsü), Sadisu Hamse (beşin altıncısı), et-Tayyib, el-Muallim ve buna benzer isimler.

İbnü’l-Hassar der ki: Kadı Ebû Bekr Berracân’e uymuştur. Zira o, “en-Nazif’i ve buna benzer kitapta da sünnette de varid olmamış başka bir takım isimleri de Esma-i Hüsnâ arasında zikretmiştir.

Derim ki: ibn Hassar’ın sözünü ettiği: “Kitapta da sünnette de varid olmamış” ifadesi tanışılır. Zira Müslim’in Sahih’inde et-Tayyib ismi varid olmuştur. Müslim, Zekât 65: Tirmizi, Tefsir 2. sûre 37. Edeb 41: Dârimî, Rikaak 9: Müsned, II: 328. Tirmizî de “en-Nazîf (temiz, pâk)” adım rivâyet etmiştir. Tirmizî, Edeb 42.

İbn Abbâs da Peygamber (sallallahü aleyhi ve sellem)’ın duası esnasında şu şekilde dua ettiğini rivâyet etmektedir: Rabbim, bana yardım et. Fakat bana karşı başkalarına yardım etme. Bana zafer ver, fakat bana karşı başkalarına zafer verme. Benim lehime mekreyle (başkalarının bana karşı hile ve tuzaklarını boşa çıkar), ama aleyhime mekr etme (başkalarının hile ve tuzaklarını hakkımda başarılı kılma).” Ayrıca Tirmizî bu hadis hakkında: Hasen, sahih bir hadistir der. Ebû Dâvûd, Vitr 25: Tirmizî, Deavat 102: İbn Mâce, Dua 2; Müsned, I, 227.

Buna göre dua esnasında ‘Ya hay rai makirin imkurlİ vela temkur aleyye… (ey başkalarıma hile ve tuzaklarını boşa çıkaranların en hayırlısı başkalarının bana hile ve tuzaklarını boşa çıkar, onların aleyhime kuracakları hile ve tuzakları başarılı kılma) diye dua etmek câiz olur. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır,

Biz de “et-Tayyib ve en-NaziP isimlerini ve bunun dışında haberlerde hayırlı seleften nakledilmiş diğerlerini de (Hsmâ-i Hüsnâ’ya dair) kitabımızda zikretmiş bulunuyoruz. Ayrıca yüce Allah’a isim olarak verilmesi ve kendisiyle dua edilmesi câiz olan isimlerle, isim olarak verilmesi câiz olmakla birlikte onlar anılarak dua edilmesi câiz olmayanları, ayrıca hem İsim olarak verilmesi câiz olmayan, hem de zikredilerek dua edilmesi câiz olmayan isimleri de eş-Şeyh Ebû’l-Hasen el-Eş’arî’nin zikrettiklerine uygun olarak kaydettik. O eserimizde bütün bu hususlar yüce Allah’ın izniyle sizin için açık seçik ortaya çıkarıldı.

Yüce Allah’ın:

“O’nun isimlerinde eğriliğe sapanları terkedin. Onlar yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir” âyetine dair açıklamalarımızı da iki başlık halinde sunacağız:

1. îlhad (Eğriliğe Sapmak):

Yüce Allah’ın:

“Eğriliğe sapanlar” kelimesindeki ilhâd, sapmak ve maksadı terketmek demektir, Mesela; Kişi dinde esas maksattan saptı, denilir. meyletmeyi ifade etmek için kullanılır. Kabirde lahd da buradan gelmektedir. Çünkü lahd, kabrin bir tarafında açılır.

Bu kelime diye de okunmuştur. Bir önceki okuyuşla beraber iki ayrı söyleyişi ifade ederler.

İlhâd (haktan eğriliğe sapmak) üç şekilde sözkonusu olur:

1- Müşriklerin yaptığı gibi Allah’ın isimlerinde değişiklik yapmak. Çünkü onlar, O’nun isimlerini alarak haktan meyledip bu isimleri putlarına ad olarak verdiler Mesela “el-Lât” kelimesini “Allah” lâfza-i celâlinden, “el-Uzzâ” ismini “el-Aziz” isminden, “Menât” ismini “el-Mennân”dan türetmişlerdir. Bu açıklamaları İbn Abbâs ve Katade yapmışlardır.

2- Bu isimlere fazlalıklar katmak suretiyle ilhâd.

3- Bu isimlerde noksanlıklar yapmak suretiyle ilhâd. Nitekim yüce Allah’ı isimlerinden başka isimlerle adlandırdıkları ve O’nu, fiillerinden olmayan bir takım fiillerle zikrettikleri, buna benzer O’na yakışmayan başka hususlar ile dualar uyduran cahillerin yaptıkları böyle bir ilhâddır.

İbnü’l-Arabî der ki: Bunlardan alabildiğine sakınmak gerekir. Sizden herhangi bir kimse Allah’ın Kitabında ve beş hadis kitabında yer alan isimlerden başkasıyla asla dua etmesin. Sözkonusu bu beş kitap ise Buhârî, Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvûd ve Nesâîdir. İslâmın üzerinde yükseldiği kitaplar bunlardır. Mûsannef hadislerin aslını teşkil eden Mu vatta da bu hadis kitapların İçerisine girmiştir. Bunların dışındakileri bir kenara bırakın. Sizden herhangi bir kimse de asla: Ben şu şu duayı seçiyorum, demesin. Çünkü, şüphesiz Allah onun için dua şeklini de seçmiş ve bu hususta Rasulünü (Allah’ın salat ve selamı ona olsun) insanlara göndermiştir.

2. Allah’ın İsimlerine Birşeyler Katmanın ve Eksiltmenin Mahiyeti:

Allah’ın isimlerine birşeyler ilave etmek teşbihe yönelmek, birşeyler eksiltmek İse Tatil’e yönelmektir. Şüphesiz müşebbihe (Allah’ı mahlukata benzetenler), yüce Allah’ı izin vermediği şekilde nitelemişlerdir. Muattile (tatil’e sapanlar) ise, Allah’ın kendisini vasfettiği sıfatları kabul etmemişlerdir. Bu bakımdan, Ebl-i Hak şöyle demişlerdir: Bizim dinimiz iki yol arasındaki bir yoldur. Ne teşbih, ne de tatil sözkonusudur.

eş-Şeyh Ebû’l-Hasen el-Buşenci’ye tevhide dair soru sorulunca şu cevabı vermiş: Diğer zatlara asla benzemeyen, bununla birlikte sıfatları da tatil olunmayan bir zatı kabul etmektir.

Yüce Allah’ın:

“O’nun İsimlerinde eğriliğe sapanları terkedin” âyetinin anlamının şöyle olduğu da söylenmiştir. Onları terk ediniz, onlarla tartışmayınız, onlarla görüşmeyiniz.

Buna göre âyet-î kerîme kıtal emriyle nesh edilmiştir. Bu açıklamaları da İbn Zeyd yapmıştır.

Bunun anlamının tehdit olduğu da söylenmiştir. Yüce Allah’ın şu âyetinde olduğu gibi:

“Yalnız olarak yarattığım kimseyi bana bırak!” (el-Müddessir, 74/11);

“Bırak onları yesinler, faydalansınlar…” (el-Hicr, 15/3) Âyet-i kerimenin zahirinden anlaşılan da budur. Çünkü yüce Allah (bundan sonra): “Onlar, yapmakta olduklarının cezasını göreceklerdir” diye buyurmaktadır. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/araf-179/,https://kutsalayet.de/araf-181/