"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Araf 156

Bize bu dünyada da iyilik yaz, ahirette de. Şüphesiz biz sana yöneldik. Allah buyurdu: Azabımı dilediğime ulaştırırım; rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu, sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Vektub lena fi hazihid dunya haseneten (bize bu dünyada iyilik yaz) ve fil ahireti (ve ahirette de) inna hudna ileyk (şüphesiz biz Sana yöneldik) kale azabi usibu bihi men eşau (Allah dedi ki azabımı dilediğime veririm) ve rahmeti vesiat kulle şeyin (rahmetim her şeyi kuşatmıştır) fe se ektubuha lillezine yettekun (onu sakınanlara yazacağım) ve yu’tunez zekate (zekatı verenlere) vellezine hum bi ayatina yuminun (ve ayetlerimize iman edenlere)

Mukatil Tefsiri
“Bize bu dünyada bir iyilik yaz”; yani bağışlanma. “Ahirette de” bir iyilik; yani cennet. “Şüphesiz biz sana tövbe edip döndük”; yani sana tövbe ettik. Allah dedi ki: “Azabımı dilediğime eriştiririm. Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır”; yani her şeyi doldurmuştur. İblis: Ben de her şeyden biriyim, dedi. Yüce Allah: “Onu yazacağım”; yani rahmeti, “sakınanlara” buyurdu ve böylece İblis’i dışarıda bıraktı; yani Rablerini birleyenlere. “Zekâtı verenlere”; yani Muhammed ümmetine. “Ve ayetlerimize iman edenlere”; yani Kur’an’ın Allah’tan olduğuna inanıp onu tasdik edenlere. Yahudiler: Biz de Allah’tan sakınıyor ve zekâtı veriyoruz, dediler. Böylece İblis ve Yahudiler dışarıda bırakıldı.

Taberi Tefsiri
Yüce Allah, peygamberi Musa’nın duasını haber vererek onun şöyle dediğini bildiriyor: “Bize yaz”; yani bizi, “bu dünyada iyilik” yazdığın kimselerden kıl. Buradaki iyilik, salih amellerdir. “Ahirette de”; yani günahları bağışlanan kimselerden kıl.

Bize Kāsım rivayet etti, dedi ki: Bize Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bana Haccâc, İbn Cüreyc’den “Bize bu dünyada iyilik yaz” sözü hakkında rivayet etti. İbn Cüreyc: Bağışlanma, dedi.

“Şüphesiz biz sana yöneldik” sözü, “Biz sana tövbe ettik” demektir. Tevil ehli de buna yakın görüş bildirmiştir.

Bize İbn Vekî‘ rivayet etti, dedi ki: Bize Cerîr, İbn Fudayl ve İmrân b. Uyeyne, Atâ’dan, o da Saîd b. Cübeyr’den rivayet ettiler. İmrân ise İbn Abbas’tan rivayet etti: “Şüphesiz biz sana yöneldik”; yani sana tövbe ettik.

Bize Zeyd b. Hubâb rivayet etti, Hammâd b. Seleme’den, o da Atâ’dan, o da Saîd b. Cübeyr’den: Sana tövbe ettik, dedi.

Bize Câbir b. Nûh, Ebû Revk’tan, o da Dahhâk’tan, o da İbn Abbas’tan rivayet etti: Sana tövbe ettik.

Bize Abdullah b. Bekr, Hâtim b. Ebû Muğîre’den, o da Simâk’tan rivayet etti. İbn Abbas bu ayet hakkında: “Şüphesiz biz sana yöneldik”; yani sana tövbe ettik, dedi.

Bana Müsenna rivayet etti, dedi ki: Bize Haccâc rivayet etti, dedi ki: Bize Hammâd, Atâ b. Sâib’den, o da Saîd b. Cübeyr’den rivayet etti; sanırım İbn Abbas’tan: “Şüphesiz biz sana yöneldik”; yani sana tövbe ettik.

Bana Muhammed b. Sa‘d rivayet etti, dedi ki: Bana babam, amcamdan, o babasından, o da kendi babasından, İbn Abbas’tan rivayet etti: “Şüphesiz biz sana yöneldik”; yani sana tövbe ettik.

Bize Muhammed b. Beşşâr rivayet etti, dedi ki: Bana Yahyâ b. Saîd rivayet etti, dedi ki: Bize Süfyân, Abdurrahman b. İsfahânî’den, o da Saîd b. Cübeyr’den rivayet etti. “Şüphesiz biz sana yöneldik” sözü hakkında: Sana tövbe ettik, dedi.

Bize Abdurrahman ve Vekî‘ b. Cerrâh rivayet ettiler, dediler ki: Bize Süfyân, Abdurrahman b. İsfahânî’den, o da Saîd b. Cübeyr’den bunun benzerini rivayet etti.

Bana İbn Vekî‘ rivayet etti, dedi ki: Bize babam, Süfyân’dan, o da İbn İsfahânî’den, o da Saîd b. Cübeyr’den bunun benzerini rivayet etti.

Bize Cerîr, Muğîre’den, o da İbrahim’den rivayet etti: Sana tövbe ettik, dedi.

Bize Muhammed b. Zeyd, Avvâm’dan, o da İbrahim et-Teymî’den rivayet etti: Sana tövbe ettik.

Bana Müsenna rivayet etti, dedi ki: Bize Amr b. Avn rivayet etti, dedi ki: Bize Hüşeym, Avvâm’dan, o da İbrahim et-Teymî’den bunun benzerini haber verdi.

Bize Bişr b. Muâz rivayet etti, dedi ki: Bize Yezîd rivayet etti, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den rivayet etti: “Şüphesiz biz sana yöneldik”; yani sana tövbe ettik.

Bize Muhammed b. Abdüla‘lâ rivayet etti, dedi ki: Bize Muhammed b. Sevr, Ma‘mer’den, o da Katâde’den “Sana yöneldik” sözü hakkında rivayet etti: Tövbe ettik.

Bize Musa rivayet etti, dedi ki: Bize Amr rivayet etti, dedi ki: Bize Esbât, Süddî’den rivayet etti: “Şüphesiz biz sana yöneldik”; yani sana tövbe ettik.

Bize Muhammed b. Amr rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Âsım rivayet etti, dedi ki: Bize Îsâ, İbn Ebû Necîh’ten, o da Mücahid’den rivayet etti: “Şüphesiz biz sana yöneldik”; yani sana tövbe ettik.

Bana Müsenna rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Huzeyfe rivayet etti, dedi ki: Bize Şibl, İbn Ebû Necîh’ten, o da Mücahid’den bunun benzerini rivayet etti.

Bize İbn Vekî‘ rivayet etti, dedi ki: Bize babam, Ebû Ca‘fer er-Râzî’den, o Rebî‘ b. Enes’ten, o da Ebû Âliye’den rivayet etti: “Sana yöneldik”; yani sana tövbe ettik.

Bize babam, Ebû Cuhayr’dan, o da Dahhâk’tan rivayet etti: Sana tövbe ettik.

Bize Muhâribî, Cüveybir’den, o da Dahhâk’tan rivayet etti: Sana tövbe ettik.

Bana Hüseyin b. Ferec’den rivayet edildi; o şöyle dedi: Ebû Muâz’ın şöyle dediğini işittim: Bize Ubeyd b. Süleyman haber verdi, dedi ki: Dahhâk’ın bunun benzerini söylediğini işittim.

Bize babam ve Ubeydullah, Şerîk’ten, o Câbir’den, o Mücahid’den rivayet etti: Sana tövbe ettik.

Bize Habûye Ebû Yezîd, Ya‘kūb’dan, o Ca‘fer’den, o da Saîd b. Cübeyr’den bunun benzerini rivayet etti.

Bize babam, Şerîk’ten, o Câbir’den, o Abdullah b. Yahyâ’dan, o da Ali’den rivayet etti. Ali şöyle dedi: Yahudilere ancak “Biz sana yöneldik” demeleri sebebiyle bu ad verilmiştir.

Bana Müsenna rivayet etti, dedi ki: Bize Abdullah b. Sâlih rivayet etti, dedi ki: Bana Muâviye, Ali’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti: “Şüphesiz biz sana yöneldik”; yani sana tövbe ettik.

Bize İbn Berkī rivayet etti, dedi ki: Bize Amr rivayet etti. Bir adamın Saîd’e “Şüphesiz biz sana yöneldik” sözünü sorduğunu işittim. O: Sana tövbe ettik, dedi.

Daha önce bunun anlamını delilleriyle açıklamıştık; burada yeniden açıklamaya ihtiyaç yoktur.

“Allah buyurdu: Azabımı dilediğime ulaştırırım; rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır. Onu, sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım” sözünün teviline gelince:

Yüce Allah Musa’ya şöyle buyurmaktadır: Kavminden bu sarsıntıyla yakaladığım kimselere ulaştırdığım bu şey “benim azabımdır; onu kullarımdan dilediğime ulaştırırım”; tıpkı kavminden bu kimselere ulaştırdığım gibi.

“Rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır”; yani rahmetim bütün yaratılmışları kuşatmıştır.

Tevil ehli bunun yorumunda ihtilaf etmiştir. Bazıları, ifadenin genel olduğunu fakat manasının özel olduğunu; bununla Muhammed ümmetinden Allah’a iman edenlerin kastedildiğini söylemiştir. Bunun delili olarak da ardından gelen “Onu sakınanlara yazacağım…” sözünü göstermişlerdir.

Bana Müsenna rivayet etti, dedi ki: Bize Ebû Seleme el-Minkarî rivayet etti, dedi ki: Bize Hammâd b. Seleme rivayet etti, dedi ki: Bize Atâ b. Sâib, Saîd b. Cübeyr’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır; onu sakınanlara yazacağım” ayetini okuyarak: Allah onu bu ümmete ayırmıştır, dedi.

Bana Abdülkerîm rivayet etti, dedi ki: Bize İbrahim b. Beşşâr rivayet etti. Süfyân şöyle dedi: Ebû Bekir el-Hüzelî şöyle dedi: “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır” ayeti inince İblis: Ben de “her şey” kapsamındayım, dedi. Allah onu İblis’ten ayırarak: “Onu sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım” buyurdu. Bunun üzerine Yahudiler: Biz sakınırız, zekâtı veririz ve Rabbimizin ayetlerine iman ederiz, dediler. Allah onu Yahudilerden de ayırdı ve “Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları ümmi peygamber olan Resûl’e uyanlardır…” buyurdu. (A‘râf 157) Böylece Allah onu İblis’ten ve Yahudilerden ayırıp bu ümmete verdi.

Bize Kāsım rivayet etti, dedi ki: Bize Hüseyin rivayet etti, dedi ki: Bana Haccâc, İbn Cüreyc’den rivayet etti. “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır” ayeti indiğinde İblis: Ben de her şeydenim, dedi. Allah: “Onu sakınanlara, zekâtı verenlere ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım” buyurdu. Yahudiler: Biz de sakınır ve zekât veririz, dediler. Bunun üzerine Allah “Onlar ümmi peygamber olan Resûl’e uyanlardır” buyurdu. Böylece onu İblis’ten ve Yahudilerden ayırdı ve Muhammed ümmetine verdi. Yani: Onu senin kavminden sakınanlara yazacağım.

Bize Bişr b. Muâz rivayet etti, dedi ki: Bize Yezîd rivayet etti, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den rivayet etti. Katâde, “Azabımı dilediğime ulaştırırım; rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır” sözü hakkında şöyle dedi: İblis: Ben de o şeylerdenim, dedi. Bunun üzerine Allah: “Onu Allah’ın günahlarından sakınanlara ve ayetlerimize iman edenlere yazacağım” buyurdu. Yahudiler ve Hristiyanlar da bunu arzuladılar. Bunun üzerine Allah açık ve sağlam bir şart indirdi: “Onlar ümmi peygamber olan Resûl’e uyanlardır.” O sizin peygamberinizdir; ümmi idi, yazı yazmazdı.

Bana Ya‘kūb rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Uleyye rivayet etti, dedi ki: Bize Hâlid el-Hazzâ, Enîs b. Ebû Aryân’dan, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas, “Bize dünyada iyilik yaz, ahirette de; biz sana yöneldik” sözü hakkında: Bu ona verilmedi, dedi. Sonra Allah: “Azabımı dilediğime ulaştırırım; rahmetim her şeyi kuşatmıştır; onu sakınanlara yazacağım…” buyurdu ve “ümmi peygamber olan Resûl” sözüne kadar devam etti.

Bana İbn Vekî‘ rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Uleyye ve Abdüla‘lâ, Hâlid’den, o da Enîs b. Ebû Aryân’dan rivayet etti. Abdüla‘lâ ise Enîs Ebû Aryân’dan rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi: “Bize bu dünyada iyilik yaz, ahirette de; biz sana yöneldik.” Bu, Musa’ya verilmedi. Allah: “Azabımı dilediğime ulaştırırım; rahmetim her şeyi kuşatmıştır; onu yazacağım…” buyurdu ve ayetin sonuna kadar devam etti.

Bana Müsenna rivayet etti, dedi ki: Bize Abdullah b. Sâlih rivayet etti, dedi ki: Bana Muâviye, Ali’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti. İbn Abbas şöyle dedi: Allah levhalara Muhammed’in, ümmetinin, onlar için kendi katında sakladıklarının, dinlerinde onlara kolaylaştırdığı şeylerin ve helâl kıldığı hususlarda kendilerine genişlik verdiği şeylerin zikrini yazmıştı. Sonra: “Azabımı dilediğime ulaştırırım; rahmetim her şeyi kuşatmıştır; onu sakınanlara yazacağım” buyurdu. Buradaki sakınma, şirkten sakınmaktır.

Başkaları ise bunun dünyada genel, ahirette özel olduğunu söylemiştir.

Bize Hasan b. Yahyâ rivayet etti, dedi ki: Bize Abdürrezzâk haber verdi, dedi ki: Bize Ma‘mer, Hasan ve Katâde’den “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır” sözü hakkında haber verdi. İkisi şöyle dediler: Dünyada iyiyi de kötüyü de kuşatmıştır; kıyamet gününde ise yalnızca sakınanlara aittir.

Başkaları ise bunun genel olduğunu ve burada rahmetten maksadın tövbe olduğunu söylemiştir.

Bana Yûnus rivayet etti, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi. İbn Zeyd, “Sen bizim velimizsin; bizi bağışla, bize merhamet et; sen bağışlayanların en hayırlısısın. Bize bu dünyada iyilik yaz, ahirette de; biz sana yöneldik” sözleri hakkında şöyle dedi: Musa bunu istedi. Bunun üzerine Allah: “Azabımı dilediğime ulaştırırım”; yani zikredilen azabı. “Rahmetim”; yani tövbe, “her şeyi kuşatmıştır; onu sakınanlara yazacağım” buyurdu.

İbn Zeyd şöyle devam etti: Allah’ın rahmeti, Musa’nın istediği ve Allah’ın bizim için yazdığı tövbedir.

“Onu sakınanlara yazacağım” sözüne gelince; yani her şeyi kuşatan rahmetimi yazacağım. Buradaki “yazacağım”ın anlamı, Tevrat’ın yazıldığı levhada yazacağım demektir.

“Sakınanlara”; yani Allah’tan korkan, O’nu inkâr etmenin ve O’nun emir ve yasaklarına karşı gelmenin cezasından çekinen; bu sebeple farzlarını yerine getirip günahlarından kaçınan kimselere.

Tevil ehli, onların neden sakındıkları hususunda ihtilaf etmiştir. Bazıları bunun şirk olduğunu söylemiştir.

Bana Müsenna rivayet etti, dedi ki: Bize Abdullah b. Sâlih rivayet etti, dedi ki: Bana Muâviye, Ali’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti: “Onu sakınanlara yazacağım”; yani şirkten sakınanlara.

Başkaları ise bütün günahlardan sakınmak olduğunu söylemiştir.

Bize Bişr rivayet etti, dedi ki: Bize Yezîd rivayet etti, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den rivayet etti: “Onu sakınanlara yazacağım”; yani Allah’a karşı işlenen günahlardan sakınanlara.

Zekâtın ve onu vermenin niteliğini daha önce açıklamıştık; burada yeniden açıklamaya ihtiyaç yoktur.

İbn Abbas’tan bu yerde zekât hakkında şu rivayet aktarılmıştır:

Bana Müsenna rivayet etti, dedi ki: Bize Abdullah rivayet etti, dedi ki: Bana Muâviye, Ali’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti: “Zekâtı verirler”; yani Allah’a ve Resûlüne itaat ederler.

Görünüşe göre İbn Abbas bunu, nefsi arındıran ve temizleyen salih amelleri yapmak anlamında yorumlamıştır.

“Ayetlerimize iman edenlere” sözüne gelince; yani delillerimizi ve alametlerimizi tasdik eden ve onları kabul eden kimselere.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/araf-155/,https://kutsalayet.de/araf-157/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız