Musa’nın kavmi, onun ardından ziynet eşyalarından böğüren bir buzağı heykeli edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve kendilerine bir yol göstermediğini görmediler mi? Onu ilah edindiler ve zalim oldular.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Vettehaze kavmu musa min badihi (Musa’nın kavmi onun ardından edindi) min huliyyihim icleen ceseden lehu huvar (ziynet eşyalarından böğüren bir buzağı heykeli) e lem yerev ennehu la yukellimuhum (onun kendileriyle konuşmadığını görmediler mi) ve la yehdihim sebilen (ve onlara yol göstermediğini) ittehazuhu (onu edindiler) ve kanu zalimin (ve zalim oldular)
Mukatil Tefsiri
Musa’nın kavmi, yani İsrailoğulları, Musa Tûr’a gittikten sonra ziynet eşyalarından bir buzağı heykeli edindiler; yani buzağı suretinde bir ceset yaptılar, onda ruh yoktu. Onun böğürmesi vardı; yani hayvan sesi gibi bir sesi vardı, sonra yalnızca bir defa ses çıkardı. İsrailoğulları onun kendileriyle konuşmadığını, yani kendileriyle konuşmaya gücünün yetmediğini ve kendilerine bir yol, yani hidayete götüren bir yol gösteremediğini görmediler mi? Buzağıyı ilah edindiler ve zalim oldular, yani şirk koştular.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah buyuruyor ki: Musa’nın kavmi olan İsrailoğulları, Musa onları bırakıp Rabbiyle münacatta bulunmak ve Rabbinin kendisine verdiği sözü yerine getirmek üzere gittikten sonra, ziynet eşyalarından bir buzağı, yani ineğin yavrusunu yaptılar ve ona taptılar.
Sonra Yüce Allah bu buzağının ne olduğunu açıklayarak: “Böğüren bir ceset” buyurdu. “Böğürme”, sığırın çıkardığı sestir.
Yüce Allah burada onların, akıl sahiplerinin benzeriyle sapmayacakları bir şey sebebiyle saptıklarını haber vermektedir. Çünkü göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olan ve bunları idare eden Rabbin, böğüren bir ceset olması, hiç kimseyle konuşmaması ve hayra yöneltmemesi mümkün değildir.
Allah’ın kıssalarını anlattığı bu kimseler ise ona: Bu bizim ilahımız ve Musa’nın ilahıdır, dediler ve cehaletleri, Allah’tan uzaklaşmaları ve sapıklıkları sebebiyle onun başında durup ona tapmaya başladılar.
Onların buzağıya tapmalarının sebebini ve buzağının nasıl yapıldığını daha önce, burada tekrarına ihtiyaç bırakmayacak şekilde açıklamıştık.
“Ziynet eşyaları” kelimesinde iki kullanım vardır: Hâ harfinin ötreli okunması asıldır; kesreli de okunur. “Suliyy”, “cusiyy” ve “utiyy” benzeri kelimelerde de böyledir. Kıraat âlimleri arasında her iki okuyuş da yaygın olduğundan ve anlamları arasında fark bulunmadığından, okuyucu bunlardan hangisiyle okursa doğru okumuş olur.
“Onun kendileriyle konuşmadığını ve kendilerine bir yol göstermediğini görmediler mi?” sözü şu anlama gelir: Ziynet eşyalarından yaptıkları buzağının başında durup ona tapanlar, bu buzağının kendileriyle konuşmadığını ve onlara bir yol göstermediğini görmediler mi? Yani onlara bir yol gösteremediğini görmediler mi?
Bu, hak olarak ibadet edilmesi gereken Rablerinin sıfatı değildir. Bilakis O’nun sıfatı, peygamberleri ve elçileriyle konuşması, yaratıklarını hayır yoluna yöneltmesi ve onları helâk ve yok oluş yollarından sakındırmasıdır.
Yüce Allah’ın “Onu edindiler” sözü, buzağıyı ilah edindiler, demektir.
“Ve zalim oldular”; yani onu ibadet edilen bir rab edinmekle kendilerine zulmettiler. Çünkü ibadeti, kendisine ibadet edilmesi gerekenin dışında bir varlığa yönelttiler ve ilahlığı, ilahlık kendisine ait olmayana nispet ettiler.
Zulmün anlamını daha önce, burada tekrarına ihtiyaç bırakmayacak şekilde açıklamıştık.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…