"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Antlaşmaya muhalefet ederek ahdi bozmaları

İmam’ın (Devlet başkanı) ateşkes antlaşmasını icra ederken zimmilere birtakım şartlar koşması gerekmektedir. Mesela Hz. Ömer’in koştuğu şartlar gibi.

Nitekim el-Kadı (İyaz), eş-Şerif ve Ebu Cafer’in zikrettiğine göre bu söz konusu olan şartlar, iki kısma ayrılmaktadır: Birincisi: Antlaşmaya muhalefet etmeleri durumunda ahdin bozulmuş olacağı. Bu da on bir kısma ayrılır. İkincisi ise: Cizyeyi vermekten imtina etmeleri. Hakim haklarında hüküm verdiği zaman, onlar aleyhine vereceğimiz hükümlerimiz icra edilir. Müslümanlara karşı savaşmak için toplanmaları, Müslüman bir bayanla zina etmeleri, Müslüman kadını nikahlamaları, Müslümanı dini konularda fitneye düşürmeleri, yolunu kesmeleri, onu öldürmeleri, müşriklere ait casusları barındırmaları, Müslümanların avret ve gizliliklerini müşriklere haber vererek o müşriklere yardımcı olmaları, Allah’ın zikrine, dinine yahut peygamberine kötülük etmeleri. İlk iki özellik kuşkusuz ahdi direk bozar, bunda mezhebimize göre bir ihtilaf yoktur. Bu görüş, aynı zamanda Şafii mezhebine de aittir.

Müslümanlara karşı münferit olarak yahut harbi olanlarla beraber savaşmaları da bu iki özelliğin anlamında mütalaa edilir. Çünkü “eman” ifadesi, mutlak olarak bunu gerektirmektedir. Dolayısıyla bunu yapmaları halinde emanı bozmuş olurlar. Çünkü bizimle savaşacak olurlarsa, bizim de onlara karşı savaşmamız icap eder ve bu da emanı bozar. Diğer özellikler hakkında ise iki görüş gelmiştir. Bunlardan birisine göre hakkında şart koşsun, koşmasın bunlardan birisiyle söz konusu ahid bozulmuş olur; çünkü geçen ifadeler bunu ortaya koymaktadır. Çünkü bu noktada Hz. Ömer’den nakledildiğine göre; Adamın birisi Müslüman bir bayanla zorla zina edince, Hz. Ömer, ona: “Bunun için biz sizinle antlaşma yapmadık,” dedi ve emir buyurup onu astırdı. Çünkü bunda Müslümanlara bir zarar vardır, bu yönüyle cizye vermekten imtina etmelerine benzemektedir.

Şafii mezhebi de buna yakın görüşe sahiptir, sadece ilk üç özelliğin dışındakilerden bir şeyi terk etmeleri durumunda bunlar hakkında bir şeyi şart koşmamış olursa, ahit bozulmuş olmaz. Çünkü bu durumda söz konusu özelliklerin şartları kesinleştiğinden ve şartlar da terk edildiği için, her halükarda ahid bozulmuş olur.

Ebu Hanife ise: İmam’ın cizyeyi almaması ve onların da cizyeyi vermekten imtina etmeleri durum olmadıkça ahid bozulmuş olmaz, der. Ama geçen ifadelerle ona cevap verilmiştir.

Ahdinin bozulmayacağını söylediğimiz tüm yerlerde ise; Şayet had gerektirecek bir suç işlemiş olursa, ona had cezası tatbik edilir yahut kısası alınır. Had gerektirecek bir şeye ulaşmamış olursa, bu durumda tazir cezası görür, yapmaktan uzak durduğu cezayla karşılık görür. Ahdinin bozulduğuna dair hüküm verdiklerimiz hakkında ise İmam, öldürme, köle olarak tutma, fidye karşılığı serbest bırakma yahut eman verme seçeneklerinden tercihini kullanır; tıpkı harbi olan esir konusunda olduğu gibi davranır. Bu yapacağı icraatı, onun ailesini bağlamaz. Çünkü ahdin bozulması sadece o kişi hakkında söz konusudur, ailesi hakkında değildir. Öyleyse bu, had yahut tazir gerektiren bir ceza olarak yalnız kendisine özel bir ceza sayılmaktadır.

Chat
Sohbet Yükleniyor...

https://kutsalayet.de/yahudi-ve-hiristiyanlardan-alinan-osurler/,https://kutsalayet.de/insa-edecekleri-yapilara-karsi-cikilmasi/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız