Müsakat ancak ürünün cüz ve bölümü malum (bilinir) olursa sahih olur. Mesela az olsun çok olsun malın bilinen yarısı veya üçte birlik bölümü gibi… Bir payı, bir cüz’ü, bir bölümü, bir parçası vb. gibi üstü kapalı olup da akit yapılırsa, bu caiz olmaz. Çünkü malum olmaması halinde ikisi arasında taksimat da mümkün olmayacaktır.
Mesela malum sa’ ölçülerinde her iki müsakat ortağı anlaşmış olsalar yahut malın malum bir parçası sa’ ölçülerinde sayılmış olsa, caiz olmaz. Zira bu şekilde belki elde edilecek fayda hasıl olmayacak yahut diğeri hakkında hasıl olmayacaktır, o zaman da ağaç sahibine zarar verilmiş olacaktır. Belki de elde edilecek olan şey çoğalacak ve bu sefer de amil/işçi zarar görecektir. Aynı ile hurma ağaçlarının meyvesini karşısındakine şart koşacak olursa caiz olmaz. Çünkü belki de bu elde edilmemesi hasebiyle meyvenin hepsi mal sahibine ait olur. Kimi zaman da ondan başkasına hamledilmemesi sebebiyle ürünlerin hepsi işçiye kalmış olur. Dolayısıyla bu tür fasit şartlardan birisini şart koşmuş olması halinde müsakat akdi fasit olur, ürünlerin de hepsi mal sahibine kalır. Zira bu, mülkünün artışı demektir. İşçiye ise –fasit müdarebe ortaklığında olduğu gibi– ecr-i misli vardır, şart da işçiye aittir. Çünkü o, ancak şart koşarak onu alır, nitekim şart ondan dolayı talep edilmektedir. Mal sahibi ise şartla değil, onu malı ile alır. Buna göre: “Sana üçte birini vermek üzere ürünü müsakat için verdim.” derse, bu geçerli olur, kalan mal da sahibine aittir. Şart koşulan malın bir bölümünün taraflardan kime ait olacağında anlaşmazlık yaşayacak olurlarsa, bu işçiye ait olur. Çünkü şart –açıklaması geçtiği üzere– ondan dolayı talep edilmiştir.
Müsakat akdi, rüyet şeklinde yahut alışveriş gibi kendisiyle farklılık oluşturmayan özellikte malum olan ağaçlarda geçerli ve sahih olur.