Alışveriş yaparken şahit bulundurmak müstehaptır. Çünkü Yüce Allah: “Alışveriş yaptığınız vakit şahitlik yapınız…” (Bakara Suresi 282) buyurmuştur. Bu emir, en azından müstehap hükmünü ifade eder. Böylece ihtilafların önüne geçilmiş ve tartışmalardan uzak durulmuş olur. Bu da evla olandır. Özellikle önem arz eden alışverişlerde şahit tutulması daha önceliklidir. Ancak önem derecesi az olan, günlük ihtiyaçlar için bakkal veya kokucu dükkanlarında yapılan alışverişlerde şahit tutulması müstehap değildir. Çünkü bu tür işlemler sürekli yapılır ve her defasında şahit bulundurmak güçtür. Ayrıca sürekli belge göstermek ve bu tür durumları mahkemelere taşımak bazı söylentilere yol açabilir. Bu sebeple sık yapılan işlemler farklı değerlendirilir.
Bu tür alışverişlerde iki tarafın da şahit getirmesi veya bir tarafın diğeri hakkında şahit tutması vacip sayılmaz. Bu görüş, İmam Şafii, İshak ve rey ashabına aittir. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurur: “Birbirinize bir emanet bırakırsanız, emanet bırakılan kimse emaneti sahibine versin…” (Bakara Suresi 283). Bu durumda mesele emanete döner. Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) birçok alışverişte bulunmuştur; fakat bu alışverişlerde şahit bulundurduğuna dair bir rivayet yoktur. Aynı şekilde sahabe de kendi dönemlerinde çarşı ve pazarlarda alışveriş yapmış, onlara bu işlemlerde şahit tutmaları emredilmemiştir. Şüphesiz ki alışveriş, insanların sürekli olarak icra ettikleri bir iştir. Bu durumda şahit bulundurmak zorunlu olsaydı, bu bazı zorluklara yol açardı. Oysa ki şeriat zorlukları kaldırmıştır.
Bazı kimseler ise alışverişte şahit bulundurmanın farz olduğunu, terk edilmesinin caiz olmayacağını söylemiştir. Bunlar arasında Ata, Cabir b. Zeyd ve Nehai de vardır. Çünkü ayetteki emrin zahiri bunu ifade etmektedir. Ancak bu görüşe şu şekilde cevap verilmiştir: Ayetin maksadı, malların korunmasını tavsiye etmek ve öğretmekten ibarettir. Tıpkı rehin ve yazıcı tutulmasını emretmesi gibi ki bunlar da vacip değildir. Bu durum açıktır.