"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ali İmran 8

Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet ver. Şüphesiz sen çok bağışlayansın.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Rabbena (Rabbimiz) la tuziğ kulubena (kalplerimizi kaydırma) ba‘de iz hedeytena (bize hidayet verdikten sonra) ve heb lena min ledunke rahmeh (katından bize rahmet ver) inneke ente l-vehhab (şüphesiz sen çok verensin)

Mukatil Tefsiri
İbn Selâm ve arkadaşları şöyle dediler: “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme”; yani kalplerimizi kaydırma, bizi hidayetten çevirme demektir. Başka bir ifadeyle: Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi hidayetten döndürme; Yahudileri hidayetten saptırdığın gibi bizi saptırma. “Katından bize bir rahmet bağışla” buyruğunun anlamı ise: Kendi katından bize bir rahmet ver demektir. “Şüphesiz sen çok bağışta bulunansın” buyruğuyla da Allah’ın rahmeti bol bol veren olduğu ifade edilmiştir.

Taberi Tefsiri
Allah bununla şunu kastetmektedir: İlimde derinleşmiş olanlar, Allah’ın Kitabındaki müteşabih ayetlere iman ettiklerini, onların da muhkem ayetler gibi Rablerinin indirmesi ve vahyi olduğunu söylerler; bununla birlikte, “Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme” diye de dua ederler. Yani onlar, Kur’an ayetlerinin müteşabih olanlarına fitne aramak ve Allah’tan başkasının bilmediği tevilini aramak için uyan, böylece kalpleri sapan kimselerin uğratıldığı imtihandan kendilerini koruması için Rablerine yönelir ve şöyle demiş olurlar: Ey Rabbimiz, bizi kalpleri haktan sapan, senin yolundan alıkoyan bu kimseler gibi kılma; “kalplerimizi eğriltme”, yani onları hidayetinden çevirip başka yöne meylettirme; “bizi doğru yola ilettikten sonra”, yani Kitabının muhkemine ve müteşabihine iman etmeye bizi muvaffak kıldıktan sonra bizi bundan ayırma; “bize katından bir rahmet bağışla”, yani bize bulunduğumuz hal üzere, Kitabının muhkemini ve müteşabihini kabul etme konusunda sebat ve başarı ver; “şüphesiz sen çok bağışlayansın”, yani kullarına dinin üzerinde sebat etmeleri, Kitabını ve peygamberlerini tasdik etmeleri için başarı ve doğruluk veren sensin.

Muhammed b. Cafer b. Zübeyr’den rivayet edildiğine göre, “Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme” sözü, “Biz kendi davranışlarımızla meyletsekte kalplerimizi saptırma” anlamındadır; “bize katından bir rahmet bağışla” sözü de Allah’tan sebat ve yardım istemektir.

Allah’ın bu topluluğu, kalplerini saptırmaması ve bulundukları hak üzere sebat etmelerine yardımcı olacak bir rahmet vermesi için kendisine yönelmeleri sebebiyle övmesi, kaderiyeden olan cahillerin, “Allah’ın bir kulunun kalbini itaatinden saptırması zulümdür” şeklindeki sözlerinin yanlışlığını açıkça göstermektedir. Çünkü durum onların dediği gibi olsaydı, “Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme” diyen bu kimseler övülmeye değil, yerilmeye daha layık olurlardı; zira onların görüşüne göre bu dua, Allah’tan kendilerine zulmetmemesini ve haksızlık etmemesini istemek anlamına gelirdi. Oysa böyle bir istek, isteyen kişi bakımından bilgisizlik olurdu; çünkü Allah kullarına zulmetmez ve haksızlık etmez, bunu kullarına bildirmiş ve “Rabbin kullara zulmedici değildir” buyurarak zulmü kendisinden nefyetmiştir. Bu sebeple Allah’tan, zaten kendisinin haber verdiği bir sıfat üzere olmasını istemenin bir anlamı yoktur. Onların bu sözünün bozukluğu açıkça ortaya çıkınca, Allah’ın kullarından dilediğinin kalbini itaatinden saptırmasının adalet olduğu anlaşılır. Bu yüzden Allah’a yönelip kendisini saptırmamasını isteyen kimse övgüye layık olmuştur; çünkü isteğini ehline yöneltmiş ve duasını yerli yerine koymuştur. Üstelik Peygamberin de Allah katındaki yüce konumuna ve değerine rağmen Rabbine bu konuda çokça dua ettiğine dair haberler birbirini desteklemektedir.

Ümmü Seleme’den rivayet edildiğine göre Peygamber şöyle dua ederdi: “Ey kalpleri çeviren Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” Sonra da “Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme…” ayetini sonuna kadar okurdu.

Esmâ’dan da Peygamberden buna benzer bir rivayet nakledilmiştir.

Ümmü Seleme’den gelen başka bir rivayette, Peygamber duasında sık sık şöyle derdi: “Allah’ım, ey kalpleri çeviren, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” Ümmü Seleme, “Ey Allah’ın Resulü, kalp gerçekten çevrilir mi?” diye sorduğunda Peygamber şöyle buyurdu: “Evet; Allah’ın Âdemoğullarından yarattığı hiçbir insan yoktur ki kalbi Allah’ın parmaklarından iki parmak arasında olmasın; dilerse onu sabit kılar, dilerse onu saptırır. Biz Rabbimiz Allah’tan, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırmamasını isteriz; yine O’ndan katından bize rahmet bağışlamasını isteriz; şüphesiz O çok bağışlayandır.” Ümmü Seleme, “Ey Allah’ın Resulü, bana kendim için dua edeceğim bir dua öğretmez misin?” deyince Peygamber şöyle buyurdu: “Evet, şöyle de: Allah’ım, Muhammed’in Rabbi, günahımı bağışla, kalbimin öfkesini gider ve beni saptırıcı fitnelerden koru.”

Câbir’den rivayet edildiğine göre Peygamber sık sık şöyle derdi: “Ey kalpleri çeviren, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” Ailesinden bazıları, “Biz sana ve getirdiğine iman etmişken bizim için korkuyor musun?” diye sorunca Peygamber şöyle buyurdu: “Kalp, Rahmân’ın parmaklarından iki parmak arasındadır.” Ravi, bunu anlatırken iki parmağını hareket ettirdiğini belirtmiştir.

Enes’ten rivayet edildiğine göre Peygamber çokça şöyle derdi: “Ey kalpleri çeviren, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” Bunun üzerine, “Ey Allah’ın Resulü, sana iman ettik ve getirdiğini tasdik ettik, yine de bizim için korkuyor musun?” denilince Peygamber şöyle buyurdu: “Evet; kalpler Allah’ın parmaklarından iki parmak arasındadır, onları dilediği gibi çevirir.”

Nevvâs b. Sem‘ân’dan rivayet edildiğine göre Peygamber şöyle buyurmuştur: “Hiçbir kalp yoktur ki Rahmân’ın parmaklarından iki parmak arasında olmasın; dilerse onu sabit kılar, dilerse onu saptırır.” Peygamber şöyle dua ederdi: “Ey kalpleri çeviren, kalplerimizi dinin üzere sabit kıl.” Yine buyurdu ki: “Mizan Rahmân’ın elindedir; kıyamet gününe kadar bazı toplulukları yükseltir, bazılarını alçaltır.”

Semüre b. Fâtik el-Esedî’den rivayet edildiğine göre Peygamber şöyle buyurmuştur: “Teraziler Allah’ın elindedir; bazı toplulukları yükseltir, bazı toplulukları indirir. Âdemoğlunun kalbi Rahmân’ın parmaklarından iki parmak arasındadır; dilerse onu saptırır, dilerse onu sabit kılar.”

Abdullah b. Amr b. Âs’tan rivayet edildiğine göre Peygamber şöyle buyurmuştur: “Âdemoğullarının kalplerinin hepsi Rahmân’ın parmaklarından iki parmak arasında, tek bir kalp gibidir; onları dilediği gibi çevirir.” Sonra Peygamber şöyle dua ederdi: “Allah’ım, ey kalpleri yönlendiren, kalplerimizi itaatine yönelt.”

Ümmü Seleme’den gelen bir başka rivayette, Peygamber duasında sık sık şöyle derdi: “Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” Ümmü Seleme, “Ey Allah’ın Resulü, kalpler gerçekten değişir mi?” diye sorduğunda Peygamber şöyle buyurdu: “Evet; Allah’ın yarattığı Âdemoğullarından hiçbir insan yoktur ki kalbi Allah’ın parmaklarından iki parmak arasında olmasın; dilerse onu sabit kılar, dilerse onu saptırır. Biz Rabbimiz Allah’tan, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırmamasını isteriz; O’ndan katından bize rahmet bağışlamasını isteriz; şüphesiz O çok bağışlayandır.”

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/ali-imran-7/,https://kutsalayet.de/ali-imran-9/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız