Kitap ehlinden bir grup dedi ki: İnananlara indirilene günün başında iman edin, sonunda inkâr edin; belki dönerler.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Ve kalet taifetun min ehli l-kitabi (kitap ehlinden bir grup dedi ki) aminu bi-llezi unzile ala llezine amenu veche n-nehari (gündüzün başında iman edin) vekfuru ahirehu (sonunda inkâr edin) le‘allehum yerciun (belki dönerler)
Mukatil Tefsiri
“Kitap ehlinden bir topluluk dedi ki”; bunlar Yahudilerden Ka‘b b. Eşref ile Mâlik b. ed-Dayf idi. Yahudilerin alt tabakasına şöyle dediler: “İman edenlere indirilene iman edin”; yani Kur’an’ı tasdik edin. “Günün başında”; yani sabah namazında. “Sonunda inkâr edin”; yani akşam olunca onlara şöyle deyin: Tevrat’a baktık, oradaki sıfat Muhammed’in sıfatı değildir. İşte Allah Teâlâ’nın: “Sonunda inkâr edin” buyruğu budur; yani ikindi namazı vaktinde inkâr edin. Böylece onların dinini karıştırdılar; belki dinlerinden şüphe ederler diye. İşte Allah’ın: “Belki dönerler” buyruğu budur; yani kendi dinlerinden sizin dininize dönsünler diye.
Taberi Tefsiri
Müfessirler, kitap ehlinden olan bu topluluğun müminlere indirilen vahye günün başında iman edip sonunda inkâr etmeyi emretmelerinin anlamı hakkında farklı açıklamalar yapmışlardır. Bazıları şöyle demiştir: Onların maksadı, Peygamber’in peygamberliğini ve Allah katından getirdiklerini yalnızca görünüşte tasdik etmek, fakat bunu kalben benimsememek; günün sonunda ise bütün bunları inkâr edip reddetmekti. Katâde bu konuda şöyle demiştir: Onlardan bazıları birbirlerine, “Müslümanlara günün başında dinleri hakkında hoşnutluk gösterin, sonunda ise inkâr edin. Çünkü bu, onların size inanmasına daha uygundur. Böylece sizde hoşunuza gitmeyen bir şey gördüğünüzü sanırlar ve belki dinlerinden dönerler.” dediler. Ebu Malik de Yahudilerin kendi aralarında, “Günün başında onlarla birlikte iman edin, sonunda ise inkâr edin; belki sizinle beraber geri dönerler.” dediklerini rivayet etmiştir. Süddî ise Arabiye köylerinden on iki hahamın birbirlerine şöyle dediklerini aktarmıştır: “Sabahleyin Muhammed’in dinine girin ve ‘Muhammed hak ve doğrudur’ deyin. Günün sonunda ise inkâr edip şöyle söyleyin: ‘Biz âlimlerimize ve hahamlarımıza sorduk; onlar bize Muhammed’in yalancı olduğunu ve sizin bir şey üzerinde olmadığınızı söylediler. Bu yüzden kendi dinimize döndük; o bize sizin dininizden daha sevimlidir.’ Böylece Müslümanlar şüpheye düşer ve: ‘Bunlar sabah bizimleydiler, sonra neden vazgeçtiler?’ derler.” Bunun üzerine Allah onların gizledikleri hileyi Peygamberine haber verdi.
Başka müfessirler ise burada kastedilen “iman”ın, Müslümanlarla birlikte namaza katılmak olduğunu söylemişlerdir. Yani sabah namazında Müslümanlarla birlikte bulunup günün sonunda bunu terk etmeleriydi. Mücahid şöyle demiştir: Yahudiler Muhammed ile birlikte sabah namazını kıldılar, sonra günün sonunda inkâr ettiler. Bunu bir hile olarak yaptılar ki insanlar: “Demek ki bunlar Muhammed’de bir sapıklık gördüler de onu terk ettiler.” desinler. İbn Abbas da şöyle rivayet etmiştir: Yahudilerden bir grup birbirlerine, “Muhammed’in arkadaşlarıyla sabah karşılaştığınızda iman edin; günün sonunda ise kendi namazınızı kılın. Böylece Müslümanlar: ‘Bunlar kitap ehli, bizden daha bilgili kimseler.’ derler ve belki dinlerinden dönerler.” dediler. Ardından da: “Kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın.” diye eklediler.
Buna göre ayetin anlamı şöyledir: Kitap ehlinden bir grup —yani Tevrat okuyan Yahudiler— birbirlerine, “Müminlere indirilen şeye iman edin.” dediler. Burada kastedilen, Muhammed’in getirdiği hak din, onun şeriatı ve sünnetleridir. “Günün başında” ifadesiyle sabah vakti kastedilmiştir. Günün başlangıcına “yüz” denilmiştir; çünkü görülen ilk kısmı odur. Tıpkı elbisenin ön kısmına “yüzü” denmesi gibi. Katâde “Günün yüzü” ifadesini “günün başlangıcı” diye açıklamış, Rebi‘ de aynı görüşü aktarmıştır. Mücahid ise bunu, “Onlarla sabah namazını kılın, fakat günün sonunda onlarla namaz kılmayın; belki bu yolla onları kaydırırsınız.” şeklinde açıklamıştır.
“Sonunda inkâr edin” buyruğu ise, günün başında tasdik ettikleri dini günün sonunda inkâr etmeleri anlamına gelir. “Belki dönerler” ifadesiyle de Müslümanların kendi dinlerinden dönüp onların bulunduğu dine geri dönmeleri kastedilmiştir. Katâde bunu, “Belki dinlerini bırakıp sizin bulunduğunuz yola dönerler.” diye açıklamıştır. Rebi‘ de aynı görüşü aktarmıştır. İbn Abbas ise: “Belki dinlerinden geri dönerler.” demiştir. Süddî: “Belki şüpheye düşerler.” derken, Mücahid de: “Belki dinlerinden dönerler.” şeklinde açıklama yapmıştır.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…