"Enter"a basıp içeriğe geçin

Filter by Kategoriler

Ali İmran 17

Sabredenler, doğru olanlar, itaat edenler, infak edenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.

Okunuşu ve Kelime Anlamı
Es-sabirine (sabredenler) ves-sadıkine (doğru olanlar) vel-kanitine (itaat edenler) vel-munfikine (harcayanlar) vel-mustagfirine bil-eshar (seher vakitlerinde bağışlanma isteyenler)

Mukatil Tefsiri
Sonra onların amellerini vasfederek şöyle buyurdu: Cennet, “sabredenler” içindir; yani Allah’ın emri ve farzları üzerinde sabredenler için. “Doğru olanlar”; Allah’ın kitabı ve peygamberleri hususunda doğru olanlardır. “İtaat edenler”; yani Allah’a itaat edenlerdir. “İnfak edenler”; mallarını Allah’ın hakkı yolunda harcayanlardır. “Seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler” buyruğu hakkında ise şöyle dedi: Seher vakitlerinde Allah için namaz kılanlar; yani gecenin son kısmında namaz kılanlar demektir.

Taberi Tefsiri
Allah’ın “sabredenler” sözüyle kastettiği kimseler, sıkıntı ve darlık zamanlarında, savaş anında ve musibetler karşısında sabredenlerdir.

“Doğru olanlar” sözüyle ise Allah’a verdikleri sözü doğrulayan, O’nu ve peygamberini tasdik eden, peygamberin Allah katından getirdiklerini kabul edip Allah’ın emirlerini yerine getirerek ve yasaklarından kaçınarak bunu davranışlarıyla doğrulayan kimseler kastedilmektedir.

“İtaat edenler” sözüyle Allah’a boyun eğip itaat edenler kastedilmektedir.

Bu kelimelerin ve anlamlarının açıklamasını, daha önce bunların delilleri ve bu konuda görüş bildirenlerin rivayetleriyle birlikte yeterince açıkladığımız için burada tekrar etmeye gerek yoktur.

Katade bu ayet hakkında şöyle demiştir: Bişr bize rivayet etti, dedi ki: Yezid bize rivayet etti; Said’den, o da Katade’den rivayet ettiğine göre Katade şöyle dedi: “‘Sabredenler, doğru olanlar, itaat edenler ve infak edenler…’ Doğru olanlar, sözleri doğru olan, kalpleri ve dilleri dosdoğru bulunan, gizlide ve açıkta doğruluk üzere yaşayan kimselerdir. Sabredenler ise Allah’a itaat üzerinde sabreden ve O’nun haramlarından uzak durmak için nefislerine karşı sabreden kimselerdir. İtaat edenler Allah’a boyun eğen kimselerdir.”

“İnfak edenler” ise mallarının zekâtını veren, Allah’ın emrettiği yerlere koyan ve Allah’ın izin verdiği yollar uğrunda mallarını harcayan kimselerdir.

“Sabredenler, doğru olanlar…” şeklindeki bütün bu kelimeler mecrurdur; çünkü bir önceki ayette geçen “Rabbimiz! Şüphesiz biz iman ettik…” diyenlere bağlanmaktadır. Bu kelimelerin mecrur oluşu, “Rabbimiz! Şüphesiz biz iman ettik…” ifadesinin de “Rableri katında Allah’tan sakınanlar için…” sözüne bağlı olduğunu göstermektedir.

“Seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler” sözü hakkında tefsir âlimleri ihtilaf etmişlerdir. Bazıları bunların seher vakitlerinde namaz kılan kimseler olduğunu söylemişlerdir. Bişr bize rivayet etti, dedi ki: Yezid bize rivayet etti; Said’den, o da Katade’den rivayet ettiğine göre Katade şöyle dedi: “‘Seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler’; onlar namaz ehli kimselerdir.” Müsenna bana rivayet etti, dedi ki: İshak bize rivayet etti; İbn Ebi Cafer’den, o da babasından, o da Katade’den rivayet ettiğine göre Katade şöyle dedi: “Onlar seher vakitlerinde namaz kılarlardı.”

Başka âlimler ise bunların doğrudan bağışlanma isteyen kimseler olduğunu söylemişlerdir. İbn Vekî‘ bize rivayet etti, dedi ki: Babam bize rivayet etti; Haris b. Ebi Matar’dan, o da İbrahim b. Hatıb’dan, o da babasından rivayet ettiğine göre şöyle dedi: “Seher vaktinde mescidin bir köşesinde şöyle diyen bir adam işittim: ‘Rabbim! Bana emrettin, ben de sana itaat ettim; işte bu da seher vaktidir, beni bağışla!’ Dönüp baktım, bir de ne göreyim; Abdullah b. Mesud imiş.”

Müsenna bana rivayet etti, dedi ki: İshak bize rivayet etti; Velid b. Müslim bize rivayet etti, dedi ki: Abdurrahman b. Yezid b. Cabir’e Allah’ın “Seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler” sözü hakkında sordum. Bana Süleyman b. Musa’nın şöyle rivayet ettiğini anlattı: Nafi‘ şöyle dedi: “İbn Ömer geceyi namazla ihya ederdi; sonra bana: ‘Ey Nafi‘! Seher vakti oldu mu?’ diye sorardı. Ben: ‘Hayır.’ derdim; o da yeniden namaza devam ederdi. ‘Evet.’ dediğimde ise oturur, sabah oluncaya kadar istiğfar ve dua ederdi.”

İbn Vekî‘ bize rivayet etti, dedi ki: Babam bize rivayet etti; bazı Basralılardan, o da Enes b. Malik’ten rivayet ettiğine göre Enes şöyle dedi: “Bize seher vakitlerinde yetmiş kere istiğfar etmemiz emredildi.”

Müsenna bana rivayet etti, dedi ki: İshak bize rivayet etti; Zeyd b. Hubab bize rivayet etti; Ebu Yakub ed-Dabbî’den rivayet ettiğine göre Cafer b. Muhammed’i şöyle derken işitti: “Kim gece namazı kılar, sonra gecenin sonunda yetmiş kere istiğfar ederse seher vakitlerinde istiğfar edenlerden yazılır.”

Başka âlimler ise bunların sabah namazını cemaatle kılan kimseler olduğunu söylemişlerdir. Müsenna bana rivayet etti, dedi ki: İsmail b. Mesleme —Ka‘nebî’nin kardeşi— bize rivayet etti; Yakub b. Abdurrahman’dan rivayet ettiğine göre şöyle dedi: Zeyd b. Eslem’e “Seher vakitlerinde bağışlanma dileyenler kimlerdir?” diye sordum; o da: “Sabah namazına cemaatle katılanlardır.” dedi.

Ebu Cafer dedi ki: Bana göre bu görüşlerin içinde doğruya en yakın olanı, bunların seher vakitlerinde Rablerinden günahlarını örtmesini isteyen kimseler olduğu görüşüdür. “Seherler” kelimesi “seher”in çoğuludur. Bunun en açık anlamı, onların Allah’tan bağışlanma istemelerini dua yoluyla yapmalarıdır. Bununla birlikte bunun namaz ve salih amellerle Allah’ın mağfiretine yönelmek anlamına gelmesi de mümkündür. Ancak en açık anlamı, bizim söylediğimiz gibi dua ve istiğfardır.

Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…

https://kutsalayet.de/ali-imran-16/,https://kutsalayet.de/ali-imran-18/

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız