Ey iman edenler! Mümin kadınlarla nikâhlandığınız, sonra da kendilerine dokunmadan önce onları boşadığınız zaman, onlar üzerinde sayacağınız herhangi bir iddet hakkınız yoktur. Öyleyse onlara bir geçimlik verin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın.
Okunuşu ve Kelime Anlamı
Yâ eyyühellezîne âmenû (ey iman edenler) izâ nekahtumul mu’minâti (mümin kadınlarla evlendiğinizde) summe tallaktumûhunne (sonra onları boşadığınızda) min kabli en temessûhunne (kendilerine dokunmadan önce) fe mâ lekum aleyhinne (sizin onlar üzerinde yoktur) min iddetin (bir iddet) ta’teddûnehâ (sayacağınız) fe mettiûhunne (öyleyse onlara bir şeyler verin) ve serrihûhunne (ve onları bırakın) serâhan cemîlâ (güzel bir bırakışla).
Mukatil Tefsiri
Mümin kadınlarla evlendiğiniz zaman; yani Allah’ın birliğini tasdik eden kadınlarla evlendiğiniz zaman. Sonra kendilerine dokunmadan önce onları boşadığınız zaman; yani onlarla cinsel ilişkide bulunmadan önce. Onlar üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur; dilerse kadın o gün evlenebilir. Öyleyse onlara bir geçimlik verin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın; yani zarar vermeksizin güzel bir şekilde.
Taberi Tefsiri
Yüce Allah buyuruyor ki: Ey Allah’ı ve Resulünü tasdik edenler! “Mümin kadınlarla nikâhlandığınız, sonra da kendilerine dokunmadan önce onları boşadığınız zaman”; yani onlarla cinsel ilişkide bulunmadan önce, “onlar üzerinde sayacağınız herhangi bir iddet hakkınız yoktur”; yani onların üzerinde sayacağınız hayız dönemlerinden veya aylardan oluşan bir hesap yoktur. “Öyleyse onlara bir geçimlik verin” buyruğu hakkında şöyle buyuruyor: Onlara, yararlanabilecekleri eşya veya nakit maldan bir şey verin. “Onları güzel bir şekilde serbest bırakın” buyruğu hakkında ise şöyle buyuruyor: Onların yollarını örfe uygun bir şekilde serbest bırakın; güzelce serbest bırakmak budur. Bu hususta söylediğimizin benzerini tevil ehli de söylemiştir. Bunu söyleyenlerin zikri: Ali bize rivayet etti, dedi ki: Abdullah bize rivayet etti, dedi ki: Muaviye bana Ali’den, o da İbn Abbas’tan “Ey iman edenler! Mümin kadınlarla nikâhlandığınız, sonra da kendilerine dokunmadan önce onları boşadığınız zaman, onlar üzerinde sayacağınız herhangi bir iddet hakkınız yoktur” buyruğu hakkında şöyle rivayet etti: Bu, bir erkeğin bir kadınla evlenip sonra ona dokunmadan önce onu boşaması hakkındadır. Onu bir talakla boşadığında kadın ondan ayrılmış olur ve onun üzerinde iddet yoktur; dilediği kimseyle evlenebilir. Sonra “Öyleyse onlara bir geçimlik verin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın” ayetini okudu ve şöyle dedi: Eğer ona bir mehir belirlemişse, kadının ancak yarısı vardır. Eğer ona bir mehir belirlememişse, darlığına ve genişliğine göre ona bir geçimlik verir. İşte güzelce serbest bırakmak budur. Bazıları ise buradaki geçimlik verme hükmünün “Belirlediğinizin yarısı” (Bakara 237) buyruğuyla neshedildiğini söylemiştir. Bunu söyleyenlerin zikri: Bişr bize rivayet etti, dedi ki: Yezid bize rivayet etti, dedi ki: Said bize Katâde’den “Ey iman edenler! Mümin kadınlarla nikâhlandığınız…” buyruğundan “güzel bir şekilde serbest bırakın” buyruğuna kadar olan kısım hakkında rivayet etti. Dedi ki: Said b. Müseyyeb şöyle dedi: Sonra bu geçimlik verme hükmünü “Eğer onlara dokunmadan önce, kendileri için bir mehir belirlemiş olduğunuz hâlde onları boşarsanız, belirlediğinizin yarısı…” (Bakara 237) buyruğu neshetti. İbn Beşşâr ve İbnü’l-Müsennâ bize rivayet ettiler, dediler ki: Muhammed b. Cafer bize rivayet etti, dedi ki: Şu‘be bize rivayet etti, dedi ki: Katâde’nin Said b. Müseyyeb’den şöyle rivayet ettiğini işittim: “Ey iman edenler! Mümin kadınlarla nikâhlandığınız, sonra da kendilerine dokunmadan önce onları boşadığınız zaman, onlar üzerinde sayacağınız herhangi bir iddet hakkınız yoktur. Öyleyse onlara bir geçimlik verin” ayetini Bakara sûresindeki ayet neshetmiştir.
Hz.Ateist Tefsiri
Henüz eklenmedi…